Ticari Satışlarda Ayıplı Mal ve Hizmetten Sorumluluk

Anonim şirketler limited şirketler ve gerçek kişi tacirler bakımından ayıp ihbarı ve zamanaşımı

Ticari satışlarda ayıptan sorumluluk, sözleşmeyle kararlaştırılan edim ile ifa edilen edim arasındaki nitelik farklılığının sonuçlarını düzenleyen özel bir sorumluluk rejimidir. Bu rejimin uygulanmasında ayıbın varlığı kadar alıcının gözden geçirme ve bildirim külfetlerini yerine getirip getirmediği de önem taşır. Çalışmada, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23/1-c maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219 ve devamı maddeleri arasındaki ilişki; anonim şirketler, limited şirketler ve gerçek kişi tacirler yönünden incelenmektedir. Açık ayıp, olağan incelemeyle belirlenebilen ayıp ve gizli ayıp ayrımı üzerinden ihbar süreleri açıklanmakta; ayıp bildiriminin şekli, seçimlik haklar, ağır kusur ve zamanaşımı ayrıca değerlendirilmektedir. Ticari hayatta hizmet olarak adlandırılan edimlerin satış, eser veya başka bir sözleşme tipine dâhil olabileceği gözetilerek, bu ilişkilerin aynı süre rejimine tabi tutulamayacağı ortaya konulmaktadır.

Anahtar kelimeler: ticari satış, ayıplı mal, ayıplı hizmet, gizli ayıp, ayıp ihbarı, limited şirket, anonim şirket, tacir, zamanaşımı.

I  Ticari satışlarda ayıptan sorumluluğun hukuki çerçevesi

A  Türk Ticaret Kanunu ile Türk Borçlar Kanunu arasındaki ilişki

TTK m.23/1, bu maddede yer alan özel hükümler saklı kalmak üzere, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerine TBK’nın satış ve mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağını düzenlemektedir. Dolayısıyla ticari satış, ayıptan sorumluluk bakımından bütünüyle bağımsız bir sistem oluşturmaz. TBK’daki genel rejim, TTK’nın ticari ilişkiye özgü hükümleriyle birlikte uygulanır. TTK m.23/1-c’nin belirleyici özelliği, alıcı tacirin gözden geçirme ve bildirim külfetlerini kısa sürelerle somutlaştırmasıdır.

İncelemenin merkezinde bulunan TTK m.23/1-c hükmü şöyledir:

“Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.”

Hükümdeki süreler, ticari dolaşımın sürati ve hukuki ilişkinin kısa zamanda belirginleşmesi ihtiyacıyla açıklanabilir. Bununla birlikte düzenleme, satıcının ağır kusuru veya mesleği gereği bilmesi gereken ayıplar karşısında mutlak bir sorumsuzluk alanı yaratmaz. TBK m.225’teki istisnalar, ticari satışta da değerlendirilmelidir.

B  Tacir sıfatı ve tüzel kişilik ayrımı

TTK m.12 uyarınca ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi tacirdir. Anonim ve limited şirketler ise ticaret şirketi olmaları nedeniyle TTK m.16 kapsamında tacir sayılır. Şirketin tacir sıfatı, ortakların veya yöneticilerin şahsen tacir sayılmasını gerektirmediği gibi, her tüzel kişinin de tacir olduğu sonucunu doğurmaz. Dernekler, vakıflar ve kamu tüzel kişileri yönünden kanundaki özel koşullar ayrıca incelenmelidir.

TTK m.23/1-c’nin uygulanması için tarafların sıfatı ile işlemin ticari niteliği birlikte belirlenmelidir. Gerçek kişi tacirin kişisel veya ailevi ihtiyaçlarına ilişkin işlemi, koşulları varsa tüketici işlemi olabilir. Buna karşılık bir limited şirketin üretimde kullanmak amacıyla satın aldığı makine, hammadde veya ambalaja ilişkin uyuşmazlığın tüketici işlemlerine ait hükümlerle çözümleneceği varsayılamaz. Ticari sözleşmelerin genel çerçevesi bakımından Ticaret Hukuku sayfamızda yer verilen açıklamalar da incelenebilir.

II  Ayıplı mal ve ayıplı hizmet kavramları

A  Ayıplı malın tanımı ve ayıbın türleri

TBK m.219 uyarınca satıcı, bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmamasından ve kullanım amacı bakımından değerini yahut alıcının beklediği yararı ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplardan sorumludur. Ayıp değerlendirmesinde öncelikle sözleşmede üstlenilen nitelikler, ardından malın olağan kullanım amacı ve objektif olarak beklenebilecek özellikleri esas alınır.

Maddi ayıp; malın yapısında, bileşiminde veya işleyişinde bulunan eksikliktir. Kumaşın kararlaştırılan gramajı taşımaması, üretim makinesinin taahhüt edilen kapasiteye ulaşamaması ve ambalajın teknik şartnameye aykırı olması bu kapsamda değerlendirilebilir. Hukuki ayıp, maldan yararlanmayı sınırlayan hukuki engellerle; ekonomik ayıp ise malın ekonomik değerine veya verimliliğine ilişkin eksikliklerle bağlantılıdır. Üçüncü kişinin üstün hakkına dayanan zapt hâlleri ise TBK’nın zapttan sorumluluk hükümleriyle ayrıca ayrıştırılmalıdır.

Ayıptan sorumluluk, her kullanım arızasını kapsamaz. Teslimden sonra hatalı kullanım, uygunsuz depolama veya dış etken nedeniyle ortaya çıkan hasarın, satıcının sorumluluk alanındaki ayıptan ayrılması gerekir. Sonradan belirginleşen arızanın kaynağının teslimde mevcut olup olmadığı çoğu kez bilirkişi incelemesini gerektirir.

B  Ayıp ile eksik ifa ve farklı mal tesliminin ayrılması

Ayıplı ifa, sözleşmeye konu edimin nitelik bakımından gereği gibi yerine getirilmemesidir. Buna karşılık edimin bir bölümünün hiç ifa edilmemesi eksik ifa; sözleşmeyle kararlaştırılandan başka bir edimin sunulması ise somut koşullarda farklı mal teslimi niteliği taşıyabilir. Her miktar eksikliği veya sözleşmeye aykırılık doğrudan ayıp hükümlerine tabi tutulmamalıdır. TBK m.219’un niteliği etkileyen nicelik aykırılıklarını kapsaması da bu ayrımı ortadan kaldırmaz.

Nitelendirme, uygulanacak bildirim külfetini ve zamanaşımını etkiler. Özellikle fason üretim, parça teslimi ve seri mal alımında; teslim edilmeyen ürün, hatalı üretilen ürün ve başka tür ürün teslimi birbirinden ayrılmalıdır. Sözleşmedeki edim tanımı ve onaylı numune, bu ayrımın başlıca dayanaklarıdır.

C  Ticari ilişkilerde ayıplı hizmetin hukuki niteliği

“Ayıplı hizmet” ifadesi ticari dilde geniş anlamda kullanılmakla birlikte, tacirler arasındaki bütün hizmet edimleri için tek bir ayıp rejimi bulunmamaktadır. Bir sonuç meydana getirilmesi üstlenilmişse eser sözleşmesi; belirli bir işin özenle görülmesi üstlenilmişse vekâlet veya başka bir sözleşme tipi gündeme gelebilir. Karma sözleşmelerde ise uyuşmazlık konusu edimin niteliğine göre değerlendirme yapılır.

Özel ölçülere göre imalat, fason dikim, baskı, onarım ve montaj işleri koşullarına göre TBK m.470 ve devamındaki eser sözleşmesi hükümlerine tabi olabilir. Bu hâlde TTK m.23/1-c’deki iki ve sekiz günlük süreler, sırf tarafların tacir olması nedeniyle doğrudan uygulanmaz. TBK anlamındaki hizmet sözleşmesinin bağımlı iş görme ilişkisini düzenlediği de gözetilmeli; ticari hayattaki her hizmet alımı bu sözleşme tipiyle özdeşleştirilmemelidir.

III  Ayıptan sorumluluğun şartları ve sorumlu kişi

A  Satıcının kusurundan bağımsız sorumluluk ve sınırları

TBK m.219/2 gereğince satıcı, ayıpların varlığını bilmese bile bunlardan sorumludur. Bu nedenle ayıba bağlı seçimlik hakların kullanılması için satıcının kusurunun her durumda kanıtlanması gerekmez. Bununla birlikte tazminat taleplerinin koşulları, talebin hukuki dayanağı ve zarar türü bakımından ayrıca belirlenir; seçimlik haklar ile bütün zarar kalemleri aynı sorumluluk şartlarına indirgenemez.

TBK m.222 uyarınca alıcının sözleşmenin kurulması sırasında bildiği ayıplar sorumluluğun kapsamı dışında kalır. Alıcının yeterli gözden geçirmeyle görebileceği ayıplar bakımından da satıcının ayrıca ayıpsızlık üstlenip üstlenmediği önemlidir. TBK m.221 ise satıcının ayıplı devretmekte ağır kusurlu olması hâlinde sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan anlaşmanın kesin hükümsüzlüğünü öngörür. Genel işlem koşulları ve diğer emredici hükümler saklıdır.

B  Anonim ve limited şirketlerde husumet

Satış sözleşmesinin tarafı bir şirket ise ayıptan doğan talep kural olarak şirket tüzel kişiliğine yöneltilir. Ortaklık veya yöneticilik sıfatı, şirketin sözleşmeden doğan borçlarından kendiliğinden kişisel sorumluluk doğurmaz. Geçerli kişisel teminat, bağımsız taahhüt, haksız fiil veya kanundan kaynaklanan başka bir sorumluluk sebebi mevcutsa ayrıca inceleme yapılır.

Satıcının üretici veya tedarikçi olmadığı savunması da alıcıya karşı sözleşmesel sorumluluğunu tek başına bertaraf etmez. Buna karşılık üreticiye veya ithalatçıya doğrudan başvurulması ayrı bir hukuki dayanak gerektirir. Bu ayrımın şirket borçları bakımından görünümü, Limited Şirket Borçlarından Ortakların Sorumluluğu ve Hisse Devri Sonrası Eski Borçlar başlıklı makalemizde ele alınmaktadır.

IV  Açık ayıp ve gizli ayıp ayrımı

A  Teslim sırasında açıkça belli olan ayıp

Teslim sırasında açıkça belli olan ayıp, olağan teslim işlemi esnasında ayrıca incelemeye gerek duyulmaksızın anlaşılabilen eksikliktir. Gözle görülebilen kırık, belirgin deformasyon veya bariz imalat hatası bu gruba girebilir. TTK m.23/1-c uyarınca bildirim teslimden itibaren iki gün içinde yapılmalıdır.

B  Olağan inceleme ile belirlenebilen ayıp

Teslim anında açıkça görülmeyen; ancak malın türüne uygun ölçüm, numune kontrolü veya olağan teknik incelemeyle ortaya çıkarılabilen ayıplar bakımından sekiz günlük rejim uygulanır. Alıcı malı teslimden itibaren sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmek; ayıp saptanırsa aynı süre içinde bildirmek durumundadır. İncelemenin tamamlanmasını takiben yeni bir sekiz günlük bildirim süresi başlamaz.

İnceleme kapsamı, malın teknik özellikleri, ambalajı, kullanım amacı ve ticari teamüller ışığında belirlenir. İşletmenin kendi organizasyon eksikliği veya malları depoda bekletmesi, kanuni süreyi kendiliğinden ertelemez. Kanunda süreler “iş günü” olarak öngörülmediğinden, süre hesabında gün ve tatil kuralları ayrıca gözetilmelidir.

C  Gizli ayıp ve öğrenme anı

Gizli ayıp, usulüne uygun olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayan ve sonradan belirginleşen ayıptır. Bir eksikliğin fiilen geç öğrenilmesi, onun hukuken gizli ayıp sayılmasını tek başına sağlamaz. Belirleyici olan, zamanında ve gereği gibi yapılacak incelemeyle tespit edilip edilemeyeceğidir.

TTK m.23/1-c’nin yollamasıyla uygulanan TBK m.223/2 gereğince gizli ayıp sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir. Öğrenmeden itibaren her durumda iki veya sekiz günlük sabit bir süre bulunduğu söylenemez. “Hemen” kavramı, ayıbın niteliği ve somut olayın koşulları çerçevesinde değerlendirilir. Nihai bilirkişi raporunun beklenmesi ise bildirimde gecikmeyi kendiliğinden haklı kılmaz.

V  Ayıp ihbarının hukuki niteliği şekli ve içeriği

A  İhbarın külfet niteliği

Gözden geçirme ve bildirim, alıcının ayıptan doğan haklarını koruyabilmesi için yerine getirmesi gereken külfetlerdir. Bunlara aykırılığın temel sonucu, karşı tarafa bağımsız bir ifa davası hakkı verilmesi değil, alıcının ayıba bağlı hukuki korumadan yararlanamaması ve malı kabul etmiş sayılmasıdır. Bu sebeple ihbar sürelerini dava zamanaşımıyla özdeşleştirmek isabetsizdir.

Uygulamada ihbar süreleri için “hak düşürücü süre” ifadesine rastlansa da normun işlevi, ayıptan sorumluluğa başvurunun korunması ve kabul karinesinin doğması üzerinden açıklanmalıdır. Zamanaşımı def’i ile ihbar külfetinin yerine getirilip getirilmediği ayrı hukuki meselelerdir.

B  Salt ayıp bildirimi ile dönme ve temerrüt ihtarının ayrılması

Salt ayıp ihbarı, ayıbın varlığını ve sözleşmeye aykırılığı satıcıya bildiren açıklamadır. TTK m.18/3 ise tacirler arasında temerrüde düşürmeye, feshe ve sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar veya ihtarlar için noter, taahhütlü mektup, telgraf yahut güvenli elektronik imzayla kayıtlı elektronik posta yollarını düzenlemektedir. Her ayıp bildiriminin doğrudan bu hükümdeki ihtarlardan biri olduğu kabul edilemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.07.2024 tarihli, 2024/2049 E., 2024/5691 K. sayılı kararında, ayıp ihbarının şekle tabi olmadığı; içeriği itibarıyla karşı tarafın ayıptan haberdar olmasını sağlayan bildirimlerin dikkate alınabileceği belirtilmiştir. Kararda, alıcının talebiyle yapılan delil tespiti sonucunda düzenlenen raporun satıcıya tebliği de bu çerçevede değerlendirilmiştir.

Bununla birlikte ayıp bildirimiyle eş zamanlı olarak dönme, fesih veya temerrüt sonucu amaçlanıyorsa TTK m.18/3 ayrıca gözetilmelidir. İspat uyuşmazlığını azaltmak bakımından noter veya usulüne uygun KEP bildirimi tercih edilebilir. Temerrüt ile takip aşamasının ayrıntıları için Borcunu Ödemeyen Kişiye Karşı Hukuki Yollar başlıklı yazımıza bakılabilir.

C  Bildirimin somutlaştırılması ve ispat

Bildirim; sözleşme veya sipariş ilişkisini, teslimi, ayıplı ürünleri ve saptanan aykırılığı belirlemeye elverişli olmalıdır. Seri veya parti numarası, miktar, öğrenme tarihi ve teknik bulguların belirtilmesi ispatı kolaylaştırır. Ayıp ihbarı ile seçimlik hakkın kullanılması aynı açıklamada birleşebilir; ancak salt bildirim aşamasında nihai hukuki nitelendirmenin eksiksiz yapılması zorunlu değildir.

E-posta, mesajlaşma kayıtları, servis formları ve karşılıklı tutanaklar somut olayın koşullarına göre delil olabilir. Bildirimin muhataba aidiyeti, muhatabın temsil veya kabul yetkisi, tarih ve içerik ayrıca değerlendirilir. İşletme içinde tutulan raporun satıcıya iletilmemesi yahut yalnızca iade faturası düzenlenmesi, süresinde bildirim yapıldığını her durumda kanıtlamaz.

VI  İhbarın yapılmamasının sonuçları ve istisnaları

A  Ayıplı ifanın kabul edilmiş sayılması

TBK m.223 uyarınca inceleme ve bildirim ihmal edilirse alıcı satılanı kabul etmiş sayılır. Olağan incelemeyle ortaya çıkarılamayan ayıplarda bu sonuç hemen doğmaz; fakat ayıp öğrenildiğinde bildirim yapılmazsa kabul sonucu gündeme gelir. Alıcının yalnızca ayıbı kanıtlaması bu nedenle yeterli olmayabilir; bildirimin zamanında yapıldığı da ortaya konulmalıdır.

B  Ağır kusurlu satıcı ve mesleki satıcının bilmesi gereken ayıplar

TBK m.225, ağır kusurlu satıcının ayıbın süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kısmen dahi kurtulamayacağını düzenler. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmeleri gereken ayıplar için de geçerlidir. Düzenleme, mesleki bilgi ve özen yükümlülüğünün ihlalinden yararlanılarak alıcının haklarının bertaraf edilmesini önlemektedir.

Bununla birlikte satıcının tacir olması, her ayıbı bildiği veya bilmesi gerektiği yönünde sınırsız bir kabul yaratmaz. Faaliyet alanı, malın niteliği, teknik bilgi ve ayıbın belirlenebilirliği incelenmelidir. TBK m.225’teki geç ihbara dayanma yasağı ile TBK m.231/2’deki kısa zamanaşımından yararlanamama sonucu birbirine karıştırılmamalı; her hükmün koşulları ayrı kurulmalıdır.

Ayıbın bilerek gizlenmesi özel hukuk sorumluluğunu ağırlaştırabilir. Bunun ayrıca dolandırıcılık oluşturup oluşturmadığı ise hile, aldatma, zarar ve menfaat unsurları yönünden bağımsız değerlendirme gerektirir. Sırf ayıplı ifa suçun oluştuğunu göstermez. Ayrım için Dolandırıcılık Suçunun Şartları ve Hukuki Değerlendirilmesi başlıklı makalemiz incelenebilir.

VII  Alıcının seçimlik hakları ve tazminat

TBK m.227, alıcıya satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, bedelden ayıp oranında indirim, aşırı masraf gerektirmemek koşuluyla ücretsiz onarım ve imkân varsa ayıpsız benzeriyle değiştirme haklarını tanır. Bu hakların kullanılması, her talebin koşulsuz kabulünü gerektirmez. Dönmenin olayın şartları karşısında haklı görülmemesi hâlinde hâkimin onarım veya bedel indirimiyle sonuca ulaşabilmesi ve kanunda satıcıya tanınan imkânlar dikkate alınmalıdır.

Tazminat talebinde zarar, uygun illiyet bağı ve ilgili sorumluluk koşulları ayrıca ortaya konulmalıdır. Üretimin durması, yeniden işleme giderleri, müşteri iadeleri veya kazanç kaybı soyut iddiayla değil, ticari kayıtlar ve teknik delillerle desteklenmelidir. Zararın artmasını önleme yükümlülüğü ile aynı zararın farklı talepler altında mükerrer giderilmemesi ilkesi de gözetilmelidir.

Satış bedeli için senet verilmiş olması, temel ilişkideki ayıp uyuşmazlığını ortadan kaldırmaz. Ancak senetten doğan taleplere karşı savunmalar, kambiyo hukuku ve üçüncü kişi hamilin durumu bakımından ayrıca incelenir. Bir ayıp iddiası, senedin kendiliğinden bedelsiz kaldığı veya kullanılmasının suç oluşturduğu anlamına gelmez. Bu sınır bakımından Bedelsiz Senedi Kullanma Suçu ve Cezası başlıklı çalışma ilgili bir tamamlayıcı okumadır.

VIII  Eser sözleşmelerinde ayıplı hizmetten sorumluluk

A  İnceleme bildirim ve kabul

TBK m.474’e göre iş sahibi, teslimden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları uygun süre içinde yükleniciye bildirmek durumundadır. TBK m.477, eserin açıkça veya örtülü kabulünün sonuçlarını; kasten gizlenen ve usulüne uygun incelemeyle fark edilemeyen ayıplar bakımından sorumluluğun devamını düzenler. Sonradan ortaya çıkan ayıpların gecikmeksizin bildirimi gerekir.

Fason üretim ve onarım uyuşmazlıklarında sözleşmenin eser niteliği saptanmışsa, taraflar tacir olsa dahi ticari satışın iki ve sekiz günlük rejimini doğrudan uygulamak yerine bu hükümler esas alınmalıdır. İş sahibinin talimatı veya sağladığı malzemenin etkisi de TBK m.476 ve yüklenicinin uyarı yükümlülüğü çerçevesinde incelenir.

B  İş sahibinin hakları

TBK m.475, koşullarına göre sözleşmeden dönme, bedelden indirim ve aşırı masraf gerektirmeyen ücretsiz onarım imkânlarını düzenler; genel hükümlere göre tazminat hakkını saklı tutar. İş sahibinin taşınmazı üzerindeki eserin sökülüp kaldırılmasının aşırı zarar doğurması gibi özel sınırlamalar ayrıca gözetilir. İnşaat işlerinde bu sorumluluğun görünümü için Müteahhidin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu başlıklı makalemize başvurulabilir.

IX  Ayıplı mal ve hizmette zamanaşımı

A  Taşınır satışında iki yıllık süre

TBK m.231 uyarınca satıcı daha uzun süre üstlenmemişse, ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin davalar satılanın alıcıya devrinden itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar. Ayıbın daha sonra ortaya çıkması, sürenin başlangıcını kendiliğinden öğrenme tarihine taşımaz. Gizli ayıbın öğrenilmesi, bildirim külfetini harekete geçirir; zamanaşımı başlangıcı bakımından ayrı bir kural oluşturmaz.

Alıcının iki yıllık süre içinde dava açması, süresinde ihbar yapılmamış olmasını kural olarak gidermez. Tersine, zamanında ihbar da dava zamanaşımının süresiz korunmasını sağlamaz. Zamanaşımı, hakkın kendiliğinden ortadan kalkması anlamına gelmeyip borçluya ifadan kaçınma imkânı veren bir def’idir; TBK m.161 gereğince hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz.

B  Eser sözleşmesinde iki beş ve yirmi yıllık süreler

TBK m.478, ayıplı eser nedeniyle açılacak davalarda teslimden itibaren taşınmaz yapılar dışındaki eserler için iki yıl; taşınmaz yapılar için beş yıl öngörür. Yüklenicinin ağır kusuru varsa eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yıllık süre uygulanır. Bu rejim bütün hizmet alımlarına genellenemez. Vekâlet, taşıma veya başka bir sözleşmeden doğan taleplerin özel zamanaşımı hükümleri ayrıca incelenir.

Taşınmaz satışındaki yapı ayıpları da taşınır satışından ayrılmalıdır. TBK m.244/3, yapıdaki ayıptan doğan davalar için mülkiyetin geçmesinden itibaren beş yıl; satıcının ağır kusuru hâlinde yirmi yıl öngörür. Satış ile eser sözleşmesinin aynı ekonomik sonuçla ilişkili olması, süre başlangıçlarını ve hukuki dayanaklarını özdeş hâle getirmez.

C  Bedel alacağı ile ayıptan doğan talebin ayrılması

Satıcının satış bedeli alacağı ile alıcının ayıptan doğan talebi aynı zamanaşımı rejimine tabi olmak zorunda değildir. Faturanın düzenlenmesi de alacağın hukuki sebebini değiştirmez. Bu ayrım, Fatura Alacağı Zamanaşımı ve İcra Takibi başlıklı makaleyle birlikte değerlendirilmelidir.

X  Kısa zamanaşımının uygulanmadığı ve savunmanın korunduğu hâller

A  Satıcının ağır kusuru hâlinde genel süre

TBK m.231/2, malı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu satıcının iki yıllık zamanaşımından yararlanamayacağını düzenler. Bu hüküm, hiçbir zamanaşımının uygulanmayacağı biçiminde yorumlanmamalıdır. Taşınır satışında kısa özel süre yerine TBK m.146’daki on yıllık genel sürenin uygulanması kabul edilmektedir. Talebin niteliği, sürenin başlangıcı ve varsa diğer özel hükümler ayrıca incelenir.

Gizli ayıp ile ağır kusur farklı kavramlardır. Gizlilik, ayıbın olağan incelemeyle belirlenememesini; ağır kusur ise satıcının davranışının kınanabilirlik derecesini ifade eder. Gizli ayıbın varlığı tek başına on yıllık süreyi doğurmaz. Ayıbın bilinçli gizlenmesi veya ağır ihmalin somut olgularla ortaya konulması gerekir.

B  Ayıba dayalı def’i hakkının korunması

TBK m.231/1’in ikinci cümlesi, devri izleyen iki yıl içinde bildirilen ayıptan doğan def’i hakkının bu sürenin geçmesiyle ortadan kalkmayacağını düzenler. Burada korunan, satıcının talebine karşı savunma konumudur. Bağımsız bir iade veya tazminat talebinin her zaman ileri sürülebileceği sonucu çıkarılamaz. İhbarın özel süreler içinde yapılması gereği de bu düzenlemeyle ortadan kalkmaz.

C  Daha uzun sorumluluk üstlenilmesi ve zamanaşımının işlemesi

Satıcının daha uzun süre sorumluluk üstlenmesi, TBK m.231’deki kanuni çerçeve içinde değerlendirilir. Garanti taahhüdünün yalnızca belirli onarımları mı yoksa ayıptan sorumluluğun tümünü mü kapsadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Garanti süresi, dava zamanaşımı ve bildirim süreleri otomatik olarak eş anlamlı değildir.

Salt ayıp ihbarı veya noter ihtarı, TBK m.154 anlamında zamanaşımını kendiliğinden kesmez. Borcun ikrarı, dava ve icra takibi gibi kesilme sebeplerinin koşulları ayrıca incelenir; ayıbın varlığının kabulü her durumda borcun ikrarıyla aynı değildir. Dava şartı arabuluculukta, büroya başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar zamanaşımının durması ve hak düşürücü sürenin işlememesi kanuni hükümlere tabidir. Uzlaşma görüşmelerinin tek başına aynı sonucu doğurduğu varsayılamaz.

XI  Ticari ayıp uyuşmazlıklarında ispat ve dava süreci

A  Teknik deliller ve şirket kayıtları

Sözleşme, teknik şartname, sipariş teyidi, onaylı numune, teslim belgesi ve bildirim kayıtları birlikte değerlendirilmelidir. Bilirkişi incelemesinin konusu yalnızca arızanın varlığıyla sınırlı tutulmamalı; ayıbın kaynağı, teslimle bağlantısı, olağan incelemeyle tespit edilebilirliği ve giderim maliyeti de belirlenmelidir. Malın onarılması, tüketilmesi veya elden çıkarılması öncesinde delil kaybı ihtimali varsa HMK m.400 ve devamı uyarınca delil tespiti gündeme gelebilir.

Şirket zararının ve yönetimin işlem biçiminin incelenmesinde iç kayıtların erişilebilirliği ayrıca önem taşır. Ortağın bilgi edinme hakkı, şirketin sözleşmesel talebinden farklı bir hukuki temele dayanır. Bu konu Limited Şirket Ortağının Hakları ve Hesapları İnceleme Yolları başlıklı makalemizde açıklanmaktadır.

B  Görev ve dava şartı arabuluculuk

Uyuşmazlığın ticari dava niteliği TTK m.4’e göre belirlenir; görev bakımından TTK m.5 ve özel düzenlemeler uygulanır. TTK m.5/A kapsamındaki, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava öncesi arabuluculuğa başvuru dava şartıdır. Ayıpsız misliyle değişim gibi farklı talepler yönünden ise talep sonucu ve varsa birlikte ileri sürülen istemler ayrıca değerlendirilmelidir.

C  Şirket devralmalarında geçmiş ayıp yükümlülükleri

Ayıplı satışlardan doğabilecek iade, onarım ve tazminat yükümlülükleri, şirketin ekonomik değerini ve devralma risklerini etkileyebilir. Pay devri, şirket tüzel kişiliğinin sözleşmesel borçlarını kendiliğinden sona erdirmez. Geçmiş müşteri şikâyetleri, garanti kayıtları ve derdest uyuşmazlıklar hukuki incelemeye dâhil edilmelidir. Bu bağlantı bakımından Limited Şirket Hisse Devralırken Nelere Dikkat Edilmeli başlıklı makalemiz tamamlayıcı niteliktedir.

XII  Sonuç

Ticari satışlarda ayıptan sorumluluğun değerlendirilmesi, önce tarafların sıfatının ve sözleşme tipinin belirlenmesini; ardından ayıbın niteliği, inceleme ve bildirim külfetleri ile zamanaşımının ayrı ayrı incelenmesini gerektirir. TTK m.23/1-c’de teslim sırasında açıkça belli ayıplar için iki gün, olağan incelemeyle anlaşılabilecek ayıplar için inceleme ve bildirimi birlikte kapsayan sekiz gün öngörülmüştür. Gizli ayıp, TBK m.223/2 uyarınca öğrenilmesinin ardından hemen bildirilmelidir. Ağır kusur ve mesleki satıcının bilmesi gereken ayıplar, geç ihbara dayanılmasını sınırlarken; ağır kusurun zamanaşımına etkisi kendi hükmü çerçevesinde belirlenir. Ticari hayatta hizmet olarak adlandırılan eser edimlerinde ise TBK m.474–478’deki özel sistem uygulanır. Böylece ihbarın süresinde yapılması, delillerin korunması ve uygun talebin zamanaşımı içinde ileri sürülmesi, birbirini tamamlayan fakat farklı hukuki işlevlere sahip unsurlar olarak ortaya çıkar.

Şirketler Hukuku Avukatı İlker Kılıç 

Kaynaklar

[1] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — Mevzuat Bilgi Sistemi

[2] 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (md. 4, 5, 12, 16, 18, 23) — Mevzuat Bilgi Sistemi

[3] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (md. 400) — Mevzuat Bilgi Sistemi

[4] 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu — Mevzuat Bilgi Sistemi

[5] Yargıtay Karar Arama — Yargıtay Başkanlığı

Yazar & Hukuki Danışman

Av. İlker Kılıç

Avukat · Fiil Hukuk Bürosu Kurucusu

Fiil Hukuk Bürosu kurucusu Av. İlker Kılıç; iş hukuku, icra iflas hukuku, gayrimenkul hukuku ve aile hukuku alanlarında Bursa'da müvekkillerine etkin ve güvenilir hukuki destek sunmaktadır.

Bu Yazıyı Paylaşmak İstediğiniz Platformu Seçin