Limited Şirket Borçlarından Ortakların Sorumluluğu ve Hisse Devri Sonrası Eski Borçlar

Limited şirket borçlarından ortaklar sorumlu mu? Şirket hissesini devrettikten sonra eski vergi ve SGK borçları için takip yapılabilir mi? Bu soruların cevabı; borcun özel hukuk veya kamu borcu olmasına, kişinin ortaklık ve müdürlük sıfatına, hisse devrinin gerçekleştiği tarihe ve borcu doğuran olaylara göre değişir.

Türk Ticaret Kanunu’na göre limited şirket ortağı, yalnızca ortak olduğu için şirketin ticari borçlarından şahsen sorumlu değildir. Ancak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi kamu borçları için özel bir sorumluluk öngörür. Hisse devri de devir öncesine ait kamu borçlarından sorumluluğu kendiliğinden sona erdirmez. Müdürlükten kaynaklanan sorumluluk ise 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi, Vergi Usul Kanunu m.10 ve ilgili özel hükümler çerçevesinde ayrıca incelenir.

Limited Şirket Borçlarından Ortaklar Sorumlu mu? Şahsi Mal Varlığına Haciz Gelir mi?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 573/2. maddesine göre ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemek ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ile yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdür. TTK m.602 uyarınca şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla kendi mal varlığıyla sorumludur.

Bu nedenle şirketin tedarikçiye, kiraya verene veya bankaya olan borcu, sırf ortaklık sıfatı nedeniyle ortağın kişisel borcuna dönüşmez. Şirketin tahsil edilebilir malının bulunmaması da özel hukuk borçlarında tek başına ortağa başvurulmasını sağlamaz.

Şahsi kefalet, aval ve müdürlük sorumluluğu

Ortağın şirket borcuna kişisel kefalet vermesi, borcu üstlenmesi veya kambiyo senedinde aval taahhüdünde bulunması hâlinde şahsi sorumluluk doğabilir. Kefalet için TBK m.581 ve devamı, özellikle m.583–584; aval için TTK m.700–702 ve senet türüne ilişkin atıf hükümleri değerlendirilmelidir. Şirketi temsilen atılan imza, tek başına kişisel kefalet anlamına gelmez.

Müdürün kanundan veya şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusuruyla ihlal ederek zarara yol açması da TTK m.644’ün atfıyla m.553 kapsamında ayrı bir tazminat sorumluluğu doğurabilir. Şirketin ödeme güçlüğüne düşmesi, müdürün bütün borçlardan otomatik olarak sorumlu tutulması için yeterli değildir.

Sermaye taahhüdünü henüz yerine getirmeyen ortağın şirkete karşı borcu devam eder. Şirketin ortaktan olan sermaye alacağının şartları varsa haczedilebilmesi de ortağın şirketin bütün borçlarından sorumlu hâle gelmesinden farklıdır.

6183 Sayılı Kanun m.35 Uyarınca Limited Şirket Ortağının Kamu Borçlarından Sorumluluğu

6183 sayılı Kanun m.35/1 uyarınca limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen yahut tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumludur. Bu sorumluluk, TTK’daki özel hukuk borçlarına ilişkin genel kuralın yanında uygulanan özel bir düzenlemedir.

Ortağın müdür olmaması, m.35 kapsamındaki ortaklık sorumluluğunu tek başına kaldırmaz. Buna karşılık şirketin kamu borcunun varlığı da ortağın derhâl ve herhangi bir inceleme yapılmaksızın takip edilebileceği anlamına gelmez. Borcun ilgili olduğu dönem, ortaklık sıfatı, pay oranı, şirketten tahsil şartları ve takip usulü birlikte değerlendirilmelidir.

Şirketten tahsil edilememe şartı nasıl değerlendirilir?

6183 sayılı Kanun m.3’teki tanımlar, “tahsil edilemeyen” ve “tahsil edilemeyeceği anlaşılan” alacakların ayrımında önem taşır. Şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmaları, haczedilen malların değeri ve alacağı karşılayıp karşılamayacağı somut verilerle ortaya konulmalıdır.

Her durumda bütün malların satışının tamamlanmasını beklemek gerektiği söylenemeyeceği gibi, yalnızca “şirket borcunu ödemedi” gerekçesiyle ortağa yönelmek de yeterli değildir. Özellikle m.35 ile VUK m.10’a dayanan takiplerin şartları birbirine karıştırılmamalıdır.

Sorumluluk sermaye tutarıyla mı, pay oranıyla mı sınırlıdır?

Pay oranında sorumluluk, yatırılan sermayenin parasal tutarıyla sınırlı sorumluluk değildir. Sermaye taahhüdünün tamamen ödenmiş olması, kamu borcundan doğan ortaklık sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Örneğin şirketten tahsil edilemeyen ve ortak yönünden takip şartları oluşmuş kamu alacağı 2.000.000 TL, ilgili ortağın payı yüzde 10 ise, yalnızca ortaklık sıfatından kaynaklanan sorumluluk örnekte 200.000 TL olur. Bu hesap, ortağın ayrıca kanuni temsilci veya kişisel teminat veren sıfatıyla sorumluluğu bulunmadığı varsayımına dayanır.

Şirket Hissesini Devrettim, Eski Borçlardan Sorumlu muyum?

Şartları oluştuğunda eski kamu borçlarından sorumluluk devam edebilir. 6183 sayılı Kanun m.35/2, payı devreden ve devralan kişileri devir öncesine ait kamu alacaklarının ödenmesinden, birinci fıkradaki pay oranı esasına göre müteselsilen sorumlu tutar.

Dolayısıyla hisse devri, geçmiş kamu borçlarının kendiliğinden silinmesi veya eski ortağın bütün sorumluluklarının sona ermesi sonucunu doğurmaz. Yeni ortak da devraldığı paya ilişkin geçmiş kamu borçları bakımından risk üstlenir.

Devreden ve devralanın müteselsil sorumluluğu

Müteselsil sorumluluk, ilgili paya düşen ve kanuni şartları gerçekleşen borcun eski veya yeni ortaktan istenebilmesini ifade eder. Tahsil dairesinin önce yeni ortağı, sonuç alamazsa eski ortağı takip etmesi gerektiğine ilişkin genel bir kural yoktur. Ancak idare aynı alacağı mükerrer biçimde tahsil edemez.

Yüzde 10 payın devredildiği örnekte, yalnızca m.35’e dayanan sorumluluk bütün şirket borcunun yüzde 100’üne genişletilemez. Pay oranı, sorumlu olunan dönem ve varsa başka sorumluluk sebepleri ayrı belirlenmelidir.

6183 sayılı Kanun m.35/3 ayrıca, kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı olması hâlinde bu kişilerin, birinci fıkra kapsamında müteselsil sorumluluğunu düzenler. Bu nedenle vergilendirme dönemi, vergiyi doğuran olay, tahakkuk ve vade tarihleri aynı tarihmiş gibi değerlendirilmemelidir.

Devirden sonra tebliğ edilen vergi borcu eski ortağa ait olabilir mi?

Olabilir. Devirden sonra yapılan incelemeyle önceki döneme ilişkin vergi tarh edilmesi, borcun mutlaka yeni ortak dönemine ait olduğu anlamına gelmez. Buna karşılık borcun önceki vergilendirme dönemine ilişkin olması da her olayda eski ortağın sorumlu tutulmasına yeterli değildir. Borcu doğuran fiilin ve tarh nedeninin ne zaman gerçekleştiği araştırılmalıdır.

Bu ayrım, özellikle hisse devrinden sonra yeni yönetim tarafından defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle yapılan tarhiyatlarda önemlidir.

Danıştay VDDK kararı: Devirden sonraki defter ve belge ibraz etmeme fiili

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 26.02.2025 tarihli, E.2023/1538, K.2025/103 sayılı kararında; ortaklık sona erdikten sonra istenen defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle doğan vergi ve cezalar incelenmiştir. Kurul, yalnızca vergilendirme döneminde ortak olunmasını yeterli görmemiş; tarh nedeninin gerçekleştiği tarihin de dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda eski ortağın, devirden sonra gerçekleşen ibraz etmeme fiilinden kaynaklanan kamu alacağından sorumlu tutulamayacağı kabul edilmiştir.

Bu karar, “devirden sonra yapılan her tarhiyattan eski ortak kurtulur” şeklinde yorumlanamaz. Devir öncesinde gerçekleşen sahte belge kullanımı veya başka bir vergisel ihlal ile devirden sonraki ibraz etmeme fiili aynı değildir. Kararın uygulama alanı, vergi inceleme raporunda gösterilen tarh nedeni üzerinden belirlenmelidir.

Hisse Devrinde Noter İşlemi mi, Genel Kurul Onayı mı, Tescil mi Esas Alınır?

TTK m.595 uyarınca limited şirket esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılmalı, tarafların imzaları noterce onanmalıdır. Şirket sözleşmesinde aksi düzenlenmedikçe genel kurul onayı gerekir ve devir bu onayla geçerli olur. Başvurudan itibaren üç ay içinde ret kararı verilmemesine ilişkin kanuni düzenleme de ayrıca dikkate alınmalıdır.

TTK m.598, pay geçişinin ticaret siciline tescili için yapılacak başvuruyu düzenler. Bu nedenle “ortaklık ancak tescil ve ilan günü sona erer” şeklinde bütün olaylar için geçerli bir kabul kurulamaz. Sözleşme, genel kurul onayı, şirket sözleşmesindeki hükümler ve sicil kayıtları birlikte incelenmelidir. Tescil ve ilan yükümlülükleri de ihmal edilmemelidir.

Danıştay VDDK kararı: Devir tarihinin ve takip şartlarının incelenmesi

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 22.11.2023 tarihli, E.2022/1256, K.2023/1380 sayılı kararında; hisse devri, tescil ve ilan tarihleri ayrı değerlendirilmiş, somut olayda sorumluluk dönemi belirlenirken devir sözleşmesi tarihi esas alınmıştır. Ayrıca pay oranı, şirket hakkındaki takibin usulü ve zamanaşımının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Uyuşmazlık 2007 yılına ve eski ticaret kanunu dönemine ilişkindir. Bu nedenle karar, günümüzde noter sözleşmesinin her durumda tek başına yeterli olduğu biçiminde uygulanamaz. Güncel devir işlemlerinde TTK m.595 ve m.598; eski kamu borçlarında ise olay tarihindeki mevzuat ve 2008 değişikliğinin zaman bakımından uygulanması dikkate alınmalıdır.

Devir Sözleşmesindeki “Bütün Borçlar Yeni Ortağa Aittir” Hükmü İdareyi Bağlar mı?

Vergi Usul Kanunu m.8/3 uyarınca, kanunun kabul ettiği hâller dışında mükellefiyet veya vergi sorumluluğuna ilişkin özel sözleşmeler vergi dairesini bağlamaz. Devreden ve devralan arasında yapılan borç paylaşımı, idarenin kanuni sorumlulara yönelmesini tek başına engellemez.

Bununla birlikte sözleşme taraflar arasındaki iç ilişkide önemlidir. Eski borcun kim tarafından karşılanacağı, sonradan ortaya çıkan vergi ve SGK borçları, bildirim ve savunmaya katılma usulü, rücu şartları ve teminatlar açıkça düzenlenmelidir. Ödeme yapan tarafın diğer tarafa başvuru imkânı sözleşme ve ilgili hukuk kuralları çerçevesinde belirlenir.

“Borcu yoktur” yazısı alınması yararlıdır; ancak belge kapsamı ve düzenlendiği tarih itibarıyla değerlendirilir. Henüz tarh edilmemiş vergiler, devam eden incelemeler, özel hukuk borçları ve bilanço dışı taahhütler bakımından bütün riskleri ortadan kaldırmaz.

6183 Sayılı Kanun m.35 ile Mükerrer m.35 Arasındaki Fark Nedir?

  1. madde limited şirket ortağının, mükerrer 35. madde ise kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenler. İki madde aynı kişiye farklı sıfatlarla uygulanabilecek olsa da sorumluluk sebepleri ve sınırları farklıdır.
Düzenleme Sorumluluk sıfatı Temel kapsam
6183 m.35 Limited şirket ortağı Kanuni tahsil şartları gerçekleşen kamu alacağında sermaye payı oranında sorumluluk
6183 mükerrer m.35 Kanuni temsilci Kapsamına giren kamu alacaklarında kanuni şartlara bağlı, pay oranıyla sınırlı olmayan sorumluluk
VUK m.10 ve m.333 Vergi ödevlerini yerine getirmekle yükümlü kanuni temsilci Vergi ve ilgili alacaklarda özel sorumluluk rejimi
5510 m.88 Maddede belirtilen üst düzey yönetici, yetkili ve kanuni temsilci Haklı sebep olmaksızın ödenmeyen Kurum alacaklarında özel müteselsil sorumluluk

Vergi borçlarında VUK m.10 neden ayrıca uygulanır?

VUK m.10, kanuni temsilcinin vergisel ödevleri yerine getirmemesi nedeniyle şirketin varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve bağlı alacakların temsilciden alınmasını düzenler. Vergi cezaları bakımından VUK m.333 de dikkate alınır. VUK kapsamındaki bu özel rejim, bütün kamu alacaklarının yalnızca mükerrer m.35 üzerinden değerlendirilmesini engeller.

Ödevin hangi tarihte yerine getirilmesi gerektiği, o tarihte temsil yetkisinin kimde bulunduğu, ödev ihlali ile tahsil edilememe arasındaki ilişki ve şirket hakkındaki takip incelenmelidir. Bir kişinin geçmişte müdürlük yapmış olması, bütün borçların ona yüklenmesi için yeterli değildir.

Anayasa Mahkemesi kararı: Eski ve yeni temsilciye otomatik sorumluluk yüklenemez

Anayasa Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli, E.2014/144, K.2015/29 sayılı kararıyla mükerrer m.35’e 2008 yılında eklenen beşinci ve altıncı fıkralar iptal edilmiştir. İptal; alacağın doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihlerde farklı temsilciler bulunmasına bağlanan müteselsil sorumluluk ile VUK m.10’un mükerrer m.35 sorumluluğunu kaldırmayacağına ilişkin düzenlemeleri kapsamaktadır.

Kararın önemi, temsilci olmadığı dönemde başkası tarafından yerine getirilmesi gereken ödevlerden kişiye otomatik sorumluluk yüklenememesidir. Bununla birlikte mükerrer m.35’in tamamı veya ortakların sorumluluğunu düzenleyen m.35/2–3 iptal edilmiş değildir. Ortaklık ve temsilcilik hükümleri birbirinin yerine kullanılamaz.

Önce Müdür mü, Ortak mı Takip Edilir?

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 11.12.2018 tarihli, E.2013/1, K.2018/1 sayılı kararına göre, limited şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borçlarında kanuni temsilci ile ortak arasında zorunlu bir takip önceliği bulunmamaktadır. Ortağın takibinden önce mutlaka müdür hakkındaki takibin sonuçlandırılması gerekmez.

Bu karar, şirketten tahsil şartlarının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Ayrıca her kişi için kendi sorumluluk sebebi, dönemi ve tutarı belirlenmelidir. Ortağın takibi m.35’e, vergi borcu nedeniyle temsilcinin takibi ise ilgili özel sorumluluk hükümlerine göre incelenir.

Hisse Devri Müdürlükten Doğan Sorumluluğu da Sona Erdirir mi?

Hisse devri ile müdürlük görevinin sona ermesi aynı işlem değildir. TTK m.623 uyarınca müdürün ortak olması zorunlu olmadığından, hisselerini devreden kişi müdür olarak görev yapmaya devam edebilir. Müdürlük ve temsil yetkisinin sona ermesine ilişkin kararlar ve sicil işlemleri ayrıca kontrol edilmelidir.

Müdürlük sona erse bile önceki dönemdeki ödev ihlalleri veya hukuka aykırı işlemler nedeniyle doğmuş sorumluluk kendiliğinden ortadan kalkmaz. Buna karşılık sonraki yönetimin eylemlerinden eski müdüre sınırsız ve otomatik sorumluluk yüklenemez.

Hisse devrinden sonra devam eden kişisel kefalet ve aval taahhütleri de ayrıca ele alınmalıdır. Ortaklığın sona ermesi, alacaklının kabulü veya ilgili sözleşme ve kanun hükümleri gereğince sona ermeyen kişisel teminatları kendiliğinden kaldırmaz.

Limited Şirketin SGK Borçlarından Eski Ortak ve Müdür Sorumlu mu?

SGK alacaklarında, yalnızca ortaklık sıfatı ile üst düzey yöneticilik ve kanuni temsilcilik sıfatı ayrılmalıdır. Ortaklık bakımından 6183 m.35; yönetici ve temsilciler yönünden 5510 sayılı Kanun m.88’deki özel düzenleme önem taşır.

5510 m.88, Kurum alacaklarının haklı bir sebep olmaksızın süresinde ödenmemesi hâlinde maddede belirtilen kişilerin işverenle birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluğunu öngörür. Bu özel sorumlulukta, ortaklara ilişkin şirketten tahsil edilememe şartının her durumda aynen aranacağı kabul edilemez. Kişinin görev ve yetkisi, borcun dönemi, ödeme yükümlülüğü ve haklı sebep iddiası incelenmelidir.

SGK uyuşmazlıklarında görevli yargı yeri ve özel başvuru hükümleri, vergi dairesi işlemleriyle aynı değildir. Prim alacağının takibi ile SGK idari para cezasının kendisine yönelik başvuru da birbirinden ayrılmalıdır.

Şirket Borcu Nedeniyle Ortağın Konutuna Haciz Konulabilir mi?

Ortağın kişisel sorumluluğu hukuken doğmuş ve takip şartları gerçekleşmişse şahsi mal varlığına başvurulabilir. Ancak haciz, haczedilmezlik ve ölçülülük kurallarına tabidir. 6183 sayılı Kanun m.62 uyarınca borcu karşılayacak miktarda haciz yapılmalı; m.70’teki haczedilemeyecek mal ve haklar dikkate alınmalıdır.

6183 m.70/11, borçlunun hâline münasip evini korur. Evin değeri fazla ise, borçluya hâline münasip bir konut edinmesini sağlayacak miktar bırakılmak üzere haciz ve satış mümkün olabilir. Bu nedenle “tek ev hiçbir şekilde haczedilemez” veya “kamu borcu varsa bütün konutlar satılabilir” şeklindeki mutlak ifadeler doğru değildir.

Borçlunun ve ailesinin konut ihtiyacı, sosyal ve ekonomik durumu, taşınmazın değeri ve uygun konut edinme bedeli somut olarak değerlendirilir. Özel hukuk icra takiplerinde ise İİK m.82/1-12 kapsamındaki meskeniyet düzenlemesi ayrıca uygulanır. Aile konutu şerhi ile meskeniyet nedeniyle haczedilmezlik aynı hukuki kurum değildir.

Ödeme Emri ve E Hacze Karşı Hangi Hukuki Yollar Kullanılır?

6183 m.55 ödeme emrini, m.58 ödeme emrine karşı başvuruyu, m.62 haczi, m.79 ise üçüncü kişilerdeki mal ve alacakların haczini düzenler. Takip edilen kişinin ortak, temsilci veya üçüncü kişi sıfatlarından hangisiyle muhatap alındığı öncelikle belirlenmelidir.

Vergi dairesinin ortak veya kanuni temsilci adına düzenlediği ödeme emrine karşı m.58 kapsamında tebliğden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir. Borcun bulunmaması, kısmen ödenmesi ve zamanaşımı kanunda belirtilen başvuru sebepleridir. Ortaklık veya temsilcilik sıfatının bulunmaması, yanlış dönem ve pay oranı, şirketten tahsil şartlarının gerçekleşmemesi gibi kişisel sorumluluk itirazları da değerlendirilir.

Ödeme emrine karşı dava açılması tahsil işlemlerini kendiliğinden durdurmaz. İYUK m.27 çerçevesinde yürütmenin durdurulması şartları ayrıca ele alınmalıdır. Haciz işlemine karşı dava ile ödeme emrine karşı dava aynı işlem ve süre rejimine indirgenemez; kesinleşmiş bir ödeme emrine ilişkin bütün itirazların haciz davasında yeniden inceleneceği varsayılmamalıdır.

6183 m.102–104 bakımından tahsil zamanaşımı ve kesilme veya durma sebepleri; vergi tarhiyatı yönünden VUK m.114; SGK alacaklarında ise 5510 m.93 gibi özel hükümler ayrıca incelenir. Hisse devrinden itibaren belirli bir sürenin geçmiş olması tek başına borcun zamanaşımına uğradığını göstermez.

Hisse Devretmeden veya Devralmadan Önce Hangi Belgeler İncelenmeli?

  • Şirket sözleşmesi, güncel ortaklık yapısı, pay defteri ve ticaret sicili kayıtları.
  • Pay devri sözleşmesi, gerekli genel kurul onayı ve müdürlükten ayrılma belgeleri.
  • Vergi ve SGK borç dökümleri, ödeme emirleri, hacizler ve devam eden incelemeler.
  • Finansal tablolar, banka borçları, cari hesaplar, davalar ve icra takipleri.
  • Kişisel kefalet, aval, ipotek ve diğer teminat belgeleri.
  • Ticari defter, belge ve elektronik kayıtların teslimini gösteren tutanaklar.
  • Sonradan ortaya çıkabilecek borçlar için bildirim, savunmaya katılma, rücu ve teminat hükümleri.

Belge incelemesi mali müşavir ve avukatın kendi uzmanlık alanlarında birlikte çalışmasıyla yürütülmelidir. Borçların muhasebe kayıtlarında görülmesi ile bu borçlardan kimin hukuken sorumlu olduğunun belirlenmesi farklı incelemelerdir.

Her Şirketin Avukatı Olmalı mı?

Şirketin kuruluşundan itibaren düzenli avukat desteğiyle faaliyet göstermesi, hukuki risklerin işlem yapılmadan önce belirlenmesini sağlar. Bu ihtiyaç yalnızca dava açıldığında ortaya çıkmaz; kredi ve teminat sözleşmeleri, pay devirleri, temsil yetkileri ve kamu borcu takipleri de hukuki değerlendirme gerektirir.

Her şirketin faaliyet hacmi ve risklerine uygun bir avukatla sürekli çalışması koruyucu hukuk bakımından önemlidir. Bununla birlikte bu öneri ile kanunen avukat bulundurma zorunluluğu birbirinden ayrılmalıdır. Avukatlık Kanunu m.35’te belirlenen şartları taşıyan anonim şirketler ve üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri için sözleşmeli avukat zorunluluğu vardır. Limited şirketler sırf türleri veya sermaye tutarları nedeniyle bu genel zorunluluğa tabi değildir.

Şirket avukatı şirket tüzel kişiliğini temsil eder. Şirket ile bir ortağın veya müdürün menfaatleri çatıştığında, kişisel sorumlulukla karşılaşan kişinin bağımsız hukuki destek alması gerekebilir. Özellikle geçmiş borçların paylaşılması ve rücu uyuşmazlıklarında bu ayrım korunmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Şirketi devrettim, vergi borcu neden bana geldi?

Devir öncesine ait kamu borçları için 6183 m.35 kapsamındaki sorumluluk devam edebilir. Ancak ilgili dönem, pay oranı, devir tarihi, tarh nedeni ve şirketten tahsil şartları araştırılmadan kesin sonuca varılamaz.

Şirketin sadece yüzde 1 ortağıyım, müdür değilim. Sorumlu olur muyum?

Özel hukuk borçlarında sırf ortaklık yeterli değildir. Kamu borçlarında ise m.35’in şartları gerçekleşmişse pay oranında sorumluluk doğabilir. Müdür olmamak, ortak sıfatından kaynaklanan bu sorumluluğu tek başına kaldırmaz.

Hisse devrinden sonra doğan yeni borçlardan eski ortak sorumlu mu?

Ortaklığın hukuken sona ermesinden sonraki faaliyetlerden doğan yeni borçlar, yalnızca geçmiş ortaklık sıfatına dayanılarak eski ortağa yüklenemez. Devam eden müdürlük, kişisel teminat ve devir öncesi döneme ilişkin olup sonradan belirlenen borçlar ayrıca incelenir.

Yeni ortak bütün borçları kabul ettiyse eski ortak kurtulur mu?

Bu anlaşma vergi idaresinin kanuni takip yetkisini tek başına ortadan kaldırmaz. Buna karşılık taraflar arasındaki rücu ve tazminat taleplerine dayanak olabilir.

Defterler yeni yönetime teslim edilmezse ne olur?

Defterlerin muhafazası, ibrazı ve teslimi ayrı yükümlülükler doğurabilir. Devir sırasında ayrıntılı teslim tutanağı düzenlenmeli; yeni yönetimin ibraz etmeme fiili ile eski yönetimin muhafaza veya teslim yükümlülüğüne aykırılığı birbirine karıştırılmamalıdır.

Şirket kapandıysa ortakların sorumluluğu sona erer mi?

Faaliyetin durması, tasfiye veya sicilden terkin, doğmuş borçları ve kişisel sorumlulukları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İşlemin hukuki niteliği ve ilgili borcun tabi olduğu hükümler ayrıca incelenmelidir.

Sonuç

Limited şirket borçlarında ilk adım, şirket borcu ile ortağın kişisel sorumluluğunu ayırmaktır. Özel hukuk borçlarında TTK m.573/2 ve m.602; kamu borçlarında 6183 m.35; kanuni temsilcilikte mükerrer m.35 ve VUK m.10; SGK alacaklarında ise ilgili özel düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir.

Hisse devri, geçmiş kamu borçlarından otomatik kurtuluş sağlamaz. Buna karşılık eski ortak veya müdür hakkında yapılan her takip de hukuka uygun değildir. Pay oranı, devir ve görev tarihleri, borcun doğumuna yol açan fiil, şirketten tahsil şartları, tebligat ve zamanaşımı somut belgeler üzerinden incelenmelidir. Avukat desteğinin devir öncesinde alınması ve tebliğ edilen işlemlere süresinde başvurulması, şirket ve kişisel mal varlığına ilişkin hakların korunması bakımından önem taşır.

Kararlar ve Mevzuat Kaynakları

[1] Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 26.02.2025, E.2023/1538, K.2025/103. Devirden sonraki defter ve belge ibraz etmeme fiilinden doğan sorumluluk. Resmî karar metni: Karar metnine ulaşın

[2] Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 22.11.2023, E.2022/1256, K.2023/1380. Devir tarihinin, pay oranının ve takip şartlarının incelenmesi. Resmî karar metni: Karar metnine ulaşın

[3] Anayasa Mahkemesi, 19.03.2015, E.2014/144, K.2015/29; Resmî Gazete 03.04.2015, sayı 29315. Mükerrer m.35’in beşinci ve altıncı fıkralarının iptali. Resmî karar kaydı: Karar metnine ulaşın

[4] Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, 11.12.2018, E.2013/1, K.2018/1. Ortak ile kanuni temsilci arasında takip önceliği bulunmaması. Danıştay Kararlar Dergisi 2019/1, s.82–98: Karar metnine ulaşın

Şirketler Hukuku Avukatı İlker Kılıç

Av. İlker Kılıç
Yazar & Hukuki Danışman

Av. İlker Kılıç

Avukat · Fiil Hukuk Bürosu Kurucusu

Fiil Hukuk Bürosu kurucusu Av. İlker Kılıç; iş hukuku, icra iflas hukuku, gayrimenkul hukuku ve aile hukuku alanlarında Bursa'da müvekkillerine etkin ve güvenilir hukuki destek sunmaktadır.

Bu Yazıyı Paylaşmak İstediğiniz Platformu Seçin