Popüler Etiketler

İcra İflas Kanunu Ticareti Terk Etme Suçu ve Cezası
Ticareti Terk Etme Suçu ve Cezası
- Giriş
Ticari hayatın düzeni, tacirlerin faaliyetlerini şeffaf şekilde yürütmesi ve alacaklıların menfaatlerinin korunması esasına dayanır. Tacir, ticari işletmesini kapatma veya faaliyetine son verme kararı aldığında, bu durumun hem ticaret siciline hem de alacaklılarına bildirilmesi gerekir. Bu bildirim yapılmadığında veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunda, yalnızca idari değil cezai sorumluluk da doğmaktadır. Bu makalede, İCRA İFLAS KANUNU ,İİK m.44 ve İİK m.337/a hükümleri çerçevesinde ticareti terk etme suçu ve yaptırımları incelenmektedir.
- Ticareti Terk Kavramı
Ticareti terk, tacirin kendi isteğiyle ticari işletmesini kapatarak ticari faaliyetlerine son vermesi anlamına gelir. Ancak bu terk, yalnızca fiilen faaliyete son vermekle tamamlanmış sayılmaz; kanun, belirli bildirim ve ilan yükümlülüklerini de yerine getirmeyi şart koşmuştur.
İİK’nın 44. maddesine göre, ticareti terk eden tacir:
- 15 gün içinde bu durumu ticaret siciline bildirmek,
- Tüm malvarlığı (aktif ve pasif) ile alacaklıların isim ve adreslerini içeren bir mal beyanında bulunmak zorundadır.
Bu yükümlülükler, tacirin malvarlığını gizlemesini ve alacaklıların zarara uğramasını önlemek amacı taşır.
- Ticareti Terkin Hukuki Sonuçları
Ticareti terk eden tacirin bildirimde bulunmasıyla birlikte:
- Keyfiyet ticaret sicil gazetesinde ilan edilir,
- Tacir, mal beyanı tarihinden itibaren iki ay süreyle haczi kabil malları üzerinde tasarruf edemez,
- Üçüncü kişilerin iyi niyetli iktisapları korunur, ancak yakın hısımlar bakımından iyi niyet karinesi kabul edilmez,
- Bildirim; tapu siciline, gemi siciline, Türk Patent ve Marka Kurumu’na ve Türkiye Bankalar Birliği’ne yapılır, bu sicillere de iki ay süreyle “tasarruf kısıtı” şerhi verilir.
Bu süre içinde tacir, mallarını başkalarına devrederek alacaklılarını zarara uğratırsa, cezai sorumluluk doğar.
- Ticareti Terk Etme Suçu (İİK m.337/a)
Ticareti terk etme suçu, İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, şu fiilleri işleyen borçlu hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür:
- Ticareti terk ettiği halde mal beyanında bulunmamak,
- Mal beyanında mevcudunu eksik göstermek,
- Beyan ettiği malları haciz veya iflas sırasında gizlemek,
- Mal beyanından sonra malları üzerinde tasarruf etmek.
Bu suç, alacaklının şikâyeti üzerine soruşturulur; yani şikâyete bağlı bir suçtur.
- Suçun Unsurları
- a) Fail:
Suçun faili, tacir sıfatını haiz borçludur. Ticareti terk eden, ancak ticaret siciline bildirimde bulunmayan veya mal beyanını eksik yapan kişi bu suçu işleyebilir. - b) Fiil:
Fiil, yukarıda sayılan dört davranıştan biriyle gerçekleşir. Özellikle mal beyanında “aktif malvarlığını eksik göstermek” veya “beyan sonrası mallar üzerinde tasarrufta bulunmak” fiilleri uygulamada sıkça karşılaşılan durumlardır. - c) Şikâyet:
Alacaklı, zarara uğradığını ileri sürerek şikâyetçi olmalıdır. Şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. - d) Manevi Unsur:
Suçun manevi unsuru kasttır. Tacir, alacaklılarını zarara uğratma kastıyla hareket etmelidir.
- Cezanın Belirlenmesi ve İstisna
İİK m.337/a gereğince ceza 3 aydan 1 yıla kadar hapis olup, adli para cezasına çevrilebilir.
Ancak, alacaklının fiilden zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.
Örneğin, tacir mallarını devretmiş olsa da, bu devir alacaklının zararına yol açmamışsa, failin cezalandırılması mümkün değildir.
- Taksiratlı İflas ile İlişkisi
Ticareti terk eden tacir aynı zamanda iflas etmişse, bu durum taksiratlı iflas hali sayılır. Yani tacir hem İİK 337/a kapsamında ceza sorumluluğu doğurur hem de iflas suçları bakımından ayrıca yargılanabilir.
- Yargıtay Uygulaması
Yargıtay, bu suça ilişkin birçok kararında şu hususlara dikkat çekmektedir:
- Mal beyanında bulunmamak veya eksik beyan, suçu oluşturur.
- Suçun oluşması için alacaklının zarar görmesi gerekir.
- Mal beyanı verilmemişse, zarar olasılığı dahi suçun oluşması için yeterlidir.
- Mal beyanından sonra yapılan devirler, tasarrufun iptali davasına konu olabileceği gibi ayrıca cezai sorumluluk doğurur.
(Yargıtay)
- Sonuç
Ticareti terk etme suçu, ticaret hayatında şeffaflığın ve güvenin korunması amacıyla düzenlenmiştir. Tacirin ticareti terk ettiği halde mal beyanında bulunmaması veya malvarlığını gizlemesi, yalnızca alacaklıların hakkını değil, ticari düzeni de sarsar. Bu nedenle kanun koyucu, bu fiilleri hem idari hem de cezai yaptırımla koruma altına almıştır.
Tacirlerin, ticari faaliyetlerini sonlandırırken bildirim, ilan ve mal beyanı yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmeleri, ileride doğabilecek cezai sorumluluğun önüne geçecektir.
Avukat İlker Kılıç /Bursa
