Popüler Etiketler

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? Katılma Alacağı Davası
Boşanmada Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesi ve Katılma Alacağı
- Katkı Payı Alacağı
Tanım: Katkı payı alacağı, özellikle 1 Ocak 2002 öncesinde yasal mal rejimi olan mal ayrılığı döneminde, eşlerden birinin diğer eşin malvarlığına (örneğin bir taşınmaz veya araç alımına) yaptığı maddi katkının karşılığını alamadığı durumlarda doğan alacak hakkıdır. Medenî Kanun’da açık düzenlenmemiş olmakla birlikte, Yargıtay uygulamasıyla geliştirilmiştir. Buna göre çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşin diğer eşin edindiği mala ekonomik bir katkısı olmayacağından katkı payı alacağı talep etmesi mümkün değildir; Yargıtay da birçok kararında çalışmayan eşin katkı payı taleplerini reddetmiştir. Katkı payı alacağı ile katılma alacağı karıştırılmamalıdır: Katılma alacağı kanundan doğan bir hak olup eşin gelirinin olmasına veya malın edinilmesine katkıda bulunmasına bağlı değildir
Nasıl Hesaplanır: Katkı payı alacağı hesaplanırken, katkıda bulunan eşin malın edinilmesine yaptığı ödeme veya maddi katkı oranı belirlenir. Genellikle katkının yapıldığı tarihteki değer esas alınarak bu oranın malın tasfiye anındaki (dava tarihine en yakın) sürüm değeri ile çarpılması suretiyle alacak tutarı bulunur. Örneğin eşlerden birinin, diğer eş adına 1.000.000 TL’ye satın alınan bir evin bedeline %25 oranında katkı yapmış olduğu tespit edilirse, boşanma ile mal rejimi sona erdiğinde evin değeri 3.000.000 TL ise katkı yapan eş yaklaşık 750.000 TL katkı payı alacağı talep edebilir. Katkı payı alacağı talep edebilmek için katkının mutlaka para veya parayla ölçülebilir maddi bir değer (örneğin taşınmaz alımına ödeme, araç satışıyla elde edilen para, ziynet eşyası bozdurma, mirastan gelen para vb.) olması gerekir; ev işleri veya çocuk bakımına ilişkin emek, tek başına katkı payı alacağı doğurmaz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2019 tarihli bir kararında “katkı payı alacağı istenebilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulması gerektiğini vurgulayarak, tarafların evlilik süresince elde ettikleri gelirlerin ve bu gelirlerden yapılan birikimlerin dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir.
Hangi Durumlarda Doğar: Katkı payı alacağı en çok, mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen ve tek eşin malvarlığına kayıtlı bulunan mallarda gündeme gelir. Örneğin evlilik öncesi veya 2002 öncesi dönemde bir taşınmazın bedelinin bir kısmı koca tarafından ödenip tapuya koca adına tescil edilmiş, kalan kısmı ise kadının çalışıp biriktirdiği parayla ödenmişse, kadının bu katkısı için katkı payı alacağı talebi doğabilir. Benzer şekilde 2002 öncesi dönemde edinilen bir araç, şirket hissesi veya mevduat hesabına diğer eş maddi destekte bulunmuşsa, katkı payı alacağı gündeme gelecektir.
Yargıtay Kararları: Yargıtay, katkı payı alacağı taleplerinde şu ilkelere dikkat çekmiştir:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2007 / 8774 E, 2007/9394 K: “Keçiören’deki ev 11.04.1995’te, otomobil ise 19.08.1997 tarihinde alınmıştır. Dinlenen tanıklar, davalı kadının 2000 yılında hediyelik eşya yapıp sattığını zaman zaman da temizliğe gittiğini ifade etmişlerdir. Davacının davalıya ait evin ve otomobilin edinilmesine katkıda bulunduğuna ilişkin bir beyan ve delil bulunmamaktadır. Kadının, ev kadını olarak, evin yemek, temizlik gibi işlerini yapması ve çocukların bakımını üstlenmiş olması, Türk Medenî Kanununun 227. maddesi anlamında katkı sayılamaz.”
- Yargıtay 8. HD, 17.10.2018, E.2016/11982 K.2018/17470: Mal rejiminin kısmen 2002 öncesi, kısmen sonrası dönemlere yayılması halinde, 01.01.2002 öncesindeki ödemeler için katkı payı alacağı; 01.01.2002 sonrasındaki ödemeler için ise değer artış payı veya artık değere katılma alacağı hakkı doğacağı yönünde.
- Yargıtay 8. HD, 16.01.2019, E.2018/9188 K.2019/3563: Çalışmayan ve geliri olmayan eşin katkı payı talebinin reddi gerektiği, katkı payı alacağı için maddi bir katkı şartının bulunduğu.
- Yargıtay 8. HD, 05.12.2018, E.2017/15191 K.2018/19775: Katkı payı alacağı ile katılma alacağının yanlış nitelendirilmesi durumunda bozma gerekebileceği, davacının hangi mal için ne miktar talep ettiğinin net belirlenmesi gerektiği . Bu kararda , her bir mal kalemi için ayrı talepte bulunulmasının önemini ortaya koymaktadır.
- Yargıtay 2. HD, 24.11.2021, E.2021/5355 K.2021/8698: Eşler arasındaki bir dolmuş hattı (toplu taşıma ruhsatı) değerine ilişkin uyuşmazlıkta, önceki kişisel mal niteliğindeki dolmuş hattının satışından elde edilen paranın yeni alınan hatta yatırılması durumunda, eski hattın değeri kişisel mal katkısı olarak değerlendirilip denkleştirme alacağı hesaplanması gerektiği, katkı oranının belirlenmesi için uzman bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm kurulmasının bozma nedeni olduğu…
- Yargıtay HGK, 2019/561 E., 2019/754 K. (18.09.2019): Hukuk Genel Kurulu, katkı payı alacağı davalarında zamanaşımının 10 yıl olduğunu, bu sürenin mal rejiminin sona erdiği (boşanma kararının kesinleştiği) tarihten itibaren işlemeye başlayacağını
Kısaca katkı payı alacağı daha çok 2002 öncesi dönemde yapılan katkıları ilgilendiren bir taleptir. 2002 sonrası edinilmiş mallara katılma rejiminde ise kural olarak katkılar, değer artış payı alacağı veya artık değere katılma alacağı şeklinde talep edilir .
- Değer Artış Payı Alacağı
Tanım ve Hukuki Dayanak: Değer artış payı alacağı, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 227. maddesinde düzenlenmiş olup, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren edinilmiş mallara katılma rejimiyle hukukumuza giren bir alacak türü olup TMK m.227 gereği , eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın esaslı bir katkıda bulunmuşsa, tasfiye anında bu malda meydana gelen değer artışı için, yaptığı katkı oranında alacak hakkına sahip olur.
Hangi Mallarda ve Durumlarda Uygulanır: Değer artış payı alacağı, genellikle edinilmiş mal rejimi devam ederken bir eşin şahsî malvarlığına diğer eşin katkı yapması durumunda söz konusu olur. Örneğin:
- Eşlerden birine ait kişisel mal niteliğindeki bir taşınmaza (örneğin evlilikten önce o eşe ailesince alınmış veya bağışlanmış ) diğer eş, evlilik sırasında kendi gelirinden para harcayarak ek bir yapı yaptırmışsa , değer kazandırmışsa, katkıda bulunan eş değer artış payı talep edebilir. Bu tip durumda katkı yapan eşin, malın değerindeki artıştan kendi katkı oranına denk düşen payı alacak olarak hesaplanmasını talep edebilir.
- Örnek Uygulama: Koca, evlilikten önce kendisine ait ‘’kişisel bir malı ‘’ bir aracı olduğunu düşünelim. Diğer eş tarafından evlilik sırasında emeği karşılığı kendi birikimleri ve emeğiyle bu araç üzerine eklenecek miktarla yeni bir araç alındığını düşünelim. Bu durumda mal rejimi tasfiye edilirken ilk araç kocanın kişisel malı olarak kabul edilir , fakat kadının yaptığı katkı nedeniyle TMK 227 gereğince değer artış payı alacağı doğar. Diyelim kadının yeni araça maddi katkısı 20.000 TL olsun ve yeni aracın 50.000 TL değerinde olduğu düşünüşsün. Bu durumda kadın, yaptığı katkının toplam değer içindeki oranı nispetinde alacak talep edecektir. Bu örnekte kadın katkısı sayesinde yeni araç 30.000 TL kadar değer artışı varsa , diğer eş’’ kadın’’ yaklaşık 30.000 TL değer artış payı alacağına hak kazanır (hâkim, TMK 227/2 uyarınca hakkaniyete uygun bir miktar da belirleyebilir).
Hesaplama Yöntemi: Değer artış payı alacağı hesaplanırken öncelikle katkı yapılan malın tasfiye anındaki sürüm değeri tespit edilir (mal mevcut değilse TBK genel hükümlerine göre değerlendirme yapılabilir). Katkıda bulunan eşin katkı miktarı ve katkının yapıldığı tarihteki değeri belirlenir. Eğer mal değer kazanmışsa, katkının maldaki oranı hesaplanarak bu oran tasfiye anındaki değere uygulanır. Yukarıdaki örnekte kadının katkısı toplam maliyetin 2/3’ü ise malın tasfiye değerinin 2/3’ü alacak olarak belirlenir. Kanun, “denkleştirme (TMK 230) hariç, malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı varsa, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır” demektedir. Yani malın değeri düşmüşse, en azından katkı yapılan tutar nominal olarak korunur. Mal önceden elden çıkarılmışsa, hâkim diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Katkı yapılan mal boşanmadan önce satılmış veya devredilmiş olsa bile katkı yapan eşin alacağını korumayı amaçlar.
Yargıtay Kararları: Değer artış payı alacağı konusundaki içtihatlarda şu noktalar öne çıkmaktadır:
- Bir Yıllık Süre Örneği: Yargıtay 8. HD’ E.2015/16956, K.2017/6714:
Kararın Özeti
- Somut Olay: Davacı, davalı eşin edinilmiş mallarından bir taşınmaz nedeniyle 40.000 TL katılma alacağı talep etmiş; mahkeme bu talebi kabul etmiş, ancak davalı vekili temyiz etmiştir.
- Yargıtay’ın Değerlendirmesi:
- Türk Medeni Kanunu m. 229 ve diğer ilgili hükümler kapsamında “artık değer” ve “katılma alacağı” tanımlanarak, alacak hakkının yasal olduğu ve eşin gelirine ya da katkısına bakılmaksızın doğduğu belirtilmiştir.
- Katılma alacağının belirlenmesinde, mal rejiminin sona erdiği anda mevcut bulunan edinilmiş malların yanı sıra “mal kaçırma kastıyla yapılan devirler” de dikkate alınmalıdır.
- Böyle bir devir varsa, devir bedeli tasfiyede sanki mallar mevcutmuş gibi edinilmiş mal kapsamına eklenir (TMK 229/2).
- Karar Sonucu:
- Mahkemece, davacı eşin taşınmazın satış bedelinin harcandığı savunmasına karşı, davacının yeminli beyanıyla “katılma alacağını azaltma kastı” olduğuna hükmedilmiş ve alacak tayin edilmiştir.
- Yargıtay’a göre ise, katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devir iddiasını iddia eden eşin ispat yükümlülüğü altındadır. Bu iddianın yeterince ispatlanamadığı durumda, mahkemenin bu yönde karar vermesi hatalıdır.
- Kısa Süre ve Yakın Akrabaya Devir Örneği: Yargıtay 8. HD, E.2016/14281, K.2018/17838.
- Somut Olay: Boşanma tasfiyesi kapsamında davalı eş, tasfiyeye dahil olan taşınmazları boşanma davasından yaklaşık 5,5 ay önce kardeşine tapuda satış yoluyla devretmiştir. Bu devirlerin boşanma zamanı itibarıyla yapılmasından dolayı, katılma alacağını azaltma kastıyla gerçekleştirildiği kabul edilmiştir.
- Yargıtay’ın Değerlendirmesi:
- Devir işlemi, TMK m.229/2 kapsamında katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan bir işlem sayılmış; tasfiyede sanki devir yapılmamış gibi bu taşınmazlar edinilmiş mal hesabına dahil edilmiştir.
- Boşanma davası açılmadan yeterince kısa bir süre önce yapılan devirlerin bu amaca matuf olduğu varsayılmıştır.
- Gerekçe:
Kararda açıkça belirtildiği üzere, tasfiyeden kısa süre önce yapılmış bu tür devirlerin mal rejimini sakatlayan ve katılma alacağını azaltmayı hedefleyen işlemler olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda davacı eş, sanki o taşınmazlar hala kocanın üzerinde imiş gibi değerlerinin yarısını katılma alacağı olarak alabilecektir. Bu karar, özellikle akrabalara muvazaalı devir hallerinde Yargıtay’ın niyet okuması yaptığını ve kastı varsaydığını gösterir.
- Para Çekme / Banka Hesabı Boşaltma Örneği: Yargıtay 2. HD’nin (E.2021/7039, K.2022/3468
- Somut Olay
- Boşanma tasfiyesi sırasında, davalı-davacı kadının banka hesabından 06.01.2016 tarihinde 15.036,42 USD çekildiği; boşanma davası tarihi olan 09.08.2017 tarihinden yaklaşık bir buçuk yıl öncesine rastladığı tespit edilmiştir.
- Mahkeme bu para çekimini “eklenecek değer” olarak kabul edip katılma alacağına dahil etmiştir.
- Yargıtay Değerlendirmesi
- TMK m. 229/2 uyarınca evlilik süresince diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devir veya harcamalar, tasfiyede sanki mevcutmuş gibi dikkate alınmalıdır. Ancak bu kastı iddia eden tarafın açık şekilde ispatlaması gerekir.
- Yargıtay’a göre; davacı erkek bu çekimin mal kaçırma kastıyla yapıldığını iddia ve ispat etmemiştir. Ayrıca, para çekiminden sonra kadının adına taşınmaz edinildiği, taraflar barıştığı ve evlilik devam ettiği dikkate alındığında, mal kaçırma kastı mevcut delillerle ispatlanamamıştır. Dolayısıyla mahkemenin bu şekilde hüküm kurması yanlışdır.
- Kararda ayrıca; Araçla ilgili dava hiç açılmadığı için hâkimin bu yönü inceleyip karara esas alması hatalıdır; yani araç yönünden karar verilmesine yer olmadığı açıklanmıştır.
- Islah taleplerine ilişkin olarak; belirsiz alacak davası niteliğinde olan bir dosyada ıslah işleminin talep belirleme dilekçesi sayılması gerektiği ve bunun mahkemece göz ardı edilmesinin usule aykırı olduğu belirtilmiştir.
Kararın Hukuki Sonuç Bölümleri
- Bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına,
- İlk derece mahkemesi kararının bozulmasına,
- Karar kapsamı dışındaki temyiz edilmeyen bölümlerin ise onaylanmasına karar verilmiştir.
- Ayrıca vekalet ücretleri de hükümde belirtilen şekilde taraflara tahsis edilmiştir.
Değer artış payı alacaklarında faiz, Yargıtay uygulamasına göre kural olarak karar tarihinden itibaren işler. Bunun nedeni, bu tür alacakların niteliği itibariyle tasfiye sonunda kesinleştiğinin kabul edilmesidir. Nitekim TMK 227’de açıkça faizden bahsedilmese de, TMK 239/son maddesi “tasfiyenin sona ermesinden (karar tarihinden) itibaren katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür” hükmünü amirdir. Bu yasa hükmü doğrultusunda, örneğin değer artış payı alacağına ilişkin mahkeme kararı 2025 yılında verilmişse, alacak miktarına karar tarihinden itibaren yasal faiz işletilecektir.
Önemli Noktalar: Değer artış payı alacağı taleplerinde, talep edilen malın diğer eşin kişisel malı mı yoksa edinilmiş malı mı olduğu tespit edilmelidir. Eğer katkı yapılan mal diğer eşin edinilmiş malvarlığına giriyorsa, aslında katkıda bulunan eş zaten o malın artık değerinden yarı pay alma hakkına sahiptir; bu durumda ayrıca değer artış payı istenmesine gerek olmayabilir, talep doğrudan katılma alacağı kapsamında kalabilir.
Değer artış payı daha çok, katkı yapılan malın paylaşıma girmeyen kısım olması halinde (kişisel mal olması gibi) anlam kazanır. Uygulamada, değer artış payı alacağı taleplerine ilişkin bilirkişi incelemeleri yapılmakta; özellikle inşaat, tarla geliştirmesi, şirket değeri artışı gibi teknik konularda uzman bilirkişiler oran ve tutar hesabı yaparak mahkemeye rapor sunmaktadır. Yargıtay kararlarında da bu hesap raporlarının denetlenmesine büyük önem verilmektedir.
- Denkleştirme Alacağı (TMK m. 230)
Açıklama ve Kapsam: Denkleştirme alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, eşlerin kişisel mal grubu ile edinilmiş mal grubu arasındaki karşılıklı değer geçişlerini dengelemek için öngörülen bir muhasebe işlemidir. Türk Medenî Kanunu m.230’da düzenlenmiştir. Hükme göre, “Bir eşin kişisel mallarına ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallarına ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir.” Yani, bir eş evlilik içinde kendi edinilmiş mal varlığından diğer eşin kişisel malına ilişkin bir ödeme yapmışsa ya da tersi durumda, mal rejimi tasfiyesinde bu tutarların dengelenmesi gerekecektir.
Denkleştirme alacağı aslında bir mahsup işlemi niteliğindedir ve ayrı bir dava konusu yapılmasına gerek olmaksızın, hakimin resen denkleştirme hesaplaması yapması gerekir. Uygulamada, denkleştirme talepleri genellikle katılma alacağı davaları içinde ileri sürülür ve hesaplaması bilirkişi raporunda gösterilir. Denkleştirme, bir eşin artık değerinin hesaplanmasında ilgili mal grubuna ekleme veya ondan düşme şeklinde tezahür eder. Örneğin, edinilmiş mal grubundan kişisel mala aktarılan bir değer varsa, bu tutar o eşin edinilmiş mal hesabına eklenir (zira edinilmiş mal grubundan haksız yere çıkmış sayılır); kişisel maldan edinilmiş mala aktarılan değer varsa, o tutar ilgili edinilmiş mala yapılan katkı olarak ilgili eşe geri verilir (kişisel malından eksilmiş olduğu için). Bu şekilde her eşin artık değer hesabı adil biçimde ortaya konur.
Hangi Durumlarda Gündeme Gelir:
- Kişisel mal borcunun edinilmiş maldan ödenmesi: Örneğin eşlerden biri evlilik öncesi sahip olduğu bir evin ipotek borcunu, evlendikten sonra ortak birikim (edinilmiş mal) ile ödedi ise, diğer eşin edinilmiş mal varlığından kişisel mala bir değer kayması olmuştur. Tasfiye anında bu tutar, ödeyen eşin edinilmiş mal hesabına ekleme yapılmak suretiyle denkleştirilir; böylece o tutar artık değerden düşülmez ve tamamen ödeyen eşe ait sayılır.
- Edinilmiş mal borcunun kişisel maldan ödenmesi: Örneğin eş, evlilik sırasında alınan (edinilmiş mal sayılan) bir arabayı kendi mirasından kalan para ile satın almışsa veya kredi taksitlerini kişisel mal varlığından (örneğin evlilik öncesi birikiminden) ödemişse, kişisel malından edinilmiş mala bir katkı yapmıştır. Bu durumda tasfiyede bu katkı, ilgili eşe denkleştirme alacağı olarak iade edilir. Başka bir anlatımla, o tutar o eşin artık değer hesabından düşülmez, doğrudan geri alacağı kabul edilir.
- Örnek: Koca evlilikten önce birikimiyle aldığı bir arsa (kişisel mal) üzerine, evlilik sırasında bankadan kredi çekip ev inşa etmiştir. Kredinin bir kısmını da eşi kendi maaşından (edinilmiş malından) ödemiştir. Boşanmada, arsa kocanın kişisel malıdır, ev ise arsanın bütünleyici parçası olarak kocaya aittir (tamamı kişisel mal sayılır). Ancak kadının ödediği kredi taksitleri için, kadının edinilmiş mal varlığından kocanın kişisel malına bir değer aktarımı söz konusudur. Bu tutar, denkleştirme alacağı olarak kadına iade edilir. Mahkeme, kadının ödediği toplam miktarı (örneğin 50.000 TL) bularak, kocanın artık değerinden bu tutarı düşmeyecek; aksine kocanın mal hesaplarında kadına 50.000 TL borç yazacaktır. Sonuçta kadının 50.000 TL denkleştirme alacağı, katılma alacağı hesaplarında ayrıca gözetilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2018 tarihli kararında, kooperatif üyeliği yoluyla edinilen bir taşınmaza ilişkin ödemelerin bir kısmının 2002 öncesi (mal ayrılığı), bir kısmının 2002 sonrası (edinilmiş mal rejimi) döneminde yapıldığı olayda, 01.01.2002 öncesi ödemelere ilişkin kısım için katkı payı alacağı, sonrası için değer artış payı ve artık değere katılma alacağı hakkı doğacağı belirtilmiştir. Ayrıca bu tür karma ödemelerde, mal ayrılığı dönemindeki ödemelerle edinilen kısmın eşler arasında katkı oranına göre kişisel mal sayılacağı ve bu oranın yeni rejimde yapılacak hesaplamalarda (denkleştirme ve değer artışı hesaplarında) gözetileceği vurgulanmıştır Bu içtihat, esasında denkleştirme mantığının bir yansımasıdır: Mal ayrılığı döneminden gelen katkıyı kişisel mal payı olarak kabul edip yeni rejimde o oranın artık değerden muaf tutulması, denkleştirmenin özel bir uygulamasıdır.
Yargıtay Kararları ile Örnekler:
- Yargıtay : . Yargıtay kişisel malın edinilmiş mal edinimine katkısının mutlaka denkleştirme suretiyle hesaba katılması, bunun için de teknik olarak önceki malın değeri ile yeni malın değerinin edinme tarihindeki karşılaştırmasının yapılarak katkı oranının tespiti gerektiğini belirtmiştir. Kararda “…kişisel mal olan dolmuş hattının dava konusu (edinilmiş mal) dolmuş hattının edinilmesindeki oranı belirlenmeden karar verilmesi doğru değildir” denilerek, eksik araştırma vurgulanmıştır. Bu karara göre, bilirkişi aracılığıyla önce kişisel maldan gelen değerin, edinilen malın bedelindeki payı saptanmalı; ardından bu orana tekabül eden tutar, denkleştirme alacağı olarak katkıda bulunan eşe verilmelidir.
- Yargıtay : Bu kararda, evlilik boyunca bir kooperatif konutu edinimi için ödemelerin bir kısmının kadının 2002 öncesi dönem geliriyle, kalanın 2002 sonrası maaşıyla yapıldığı bir senaryoda, 2002 öncesi ödemelerin katkı payı (kişisel pay) olarak kabul edilip 01.01.2002 sonrası dönem için kalan kısım üzerinden değer artış payı ve katılma alacağı hesaplanması gerektiği ifade edilmiştir. Yargıtay, 2002 öncesi yapılan ödemelerin oranının, 2002 sonrasına kişisel mal payı olarak geçeceğini; dolayısıyla tasfiye hesabında önce bu oranın ayrılıp kalan üzerinden artık değer paylaşılması gereğini belirtmiştir. Bu aslında, denkleştirmenin kanun lafzında belirtilmeyen ancak içtihatla gelişen dinamik bir uygulamasıdır (değişken denkleştirme olarak da adlandırılır). Kanunun 230. maddesinin son fıkrasında, “bir mal grubundan diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, katkı yapan tarafın alacağı, diğer grubun artık değerinin belirlenmesinde dikkate alınır” denilmektedir. Bu, aynen Yargıtay’ın yaptığı gibi, katkı oranının kişisel mal olarak sayılıp artık değerin hesabına yansıtılması demektir.
Denkleştirme alacağı, tek başına dava konusu yapılmaktan ziyade, katılma alacağı davasının hesap kalemlerinden biridir. TMK 230/2, denkleştirme için ayrıca talep aranmaksızın hesaplama yapılabileceğini belirtir. Ancak uygulamada taraflar dava dilekçelerinde denkleştirme talebini açıkça ileri sürerek, hangi ödemelerin denkleştirmeye tabi olması gerektiğini de ortaya koyarlar. Örneğin bir eş, diğer eşin kişisel kredi borcunu kendi edinilmiş malından ödediğini iddia ediyorsa, bunu belirtip karşı taraf aleyhine denkleştirme alacağı talep edebilir. Hakim de buna ilişkin hesabı yapıp sonucu katılma alacağına etki edecek şekilde hükme yansıtır.
Özetle: Denkleştirme, eşlerin mal grupları arasındaki iç borç-alacak ilişkisini tasfiye anında dengeler. Mahsup işlemi olarak, ortaya tek başına bir “denkleştirme tutarı” çıkmaz; bu tutar ilgili eşin artık değer hesabına eklenir veya ondan düşülmez. Böylece sonuçta bulunan artık değer rakamı adil hale gelir. Her iki eşin de artık değeri hesaplandıktan sonra zaten yarı yarıya paylaşım (katılma alacağı) aşamasına geçilecektir. Denkleştirme yapılmazsa, edinilmiş mal grubundan haksız çıkan veya oraya haksız giren değerler paylaşıma yanlış yansıyabilir. TMK 230 bu nedenle, bir mahsuplaşma mekanizması kurmuştur. Yargıtay uygulaması da bu hükmü, yukarıdaki örneklerde olduğu gibi titizlikle işletmektedir.
- Katılma Alacağı (Artık Değere Katılma Alacağı)
Tanım ve Yasal Dayanak: Katılma alacağı, 4721 sayılı TMK’nın 231 ve devamı maddelerinde düzenlenen, edinilmiş mallara katılma rejiminin temel sonucu olan alacak hakkıdır. Her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir (TMK m.236/1). Artık değer kavramı ise her bir eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan tutar olarak tanımlanır (TMK m.231). Kısaca:
- Önce her eşin edinilmiş mal varlığı belirlenir .
- Bu değerlerden, o malvarlığına ilişkin borçlar ve denkleştirme ile kişisel mala dönüşen kısımlar düşülür; ayrıca TMK 229 uyarınca eklenecek değerler ilave edilir .
- Elde edilen pozitif tutar o eşin artık değeridir. Artık değerin yarısı, diğer eşin katılma alacağı olur.
Katılma alacağı, kanundan doğduğu için ayrıca bir sözleşmeye gerek olmaksızın, mal rejimin sona ermesiyle talep edilebilir. Bu hak, eşin evlilik içinde çalışmış olmasına veya mal edinimine somut katkı yapmış olmasına bağlı değildir; tamamen yasal bir kredi-pay hakkıdır.
Yargıtay, “Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunmasına gerek yoktur”. Bu yönüyle, hiç çalışmamış ev hanımı dahi diğer eşin edinilmiş mal artığının yarısını isteyebilir; katkı payı alacağından farkı budur.
Artık Değer Kavramı: Artık değer hesabı, katılma alacağının temelini oluşturur. TMK m.231’e göre artık değer, *“her bir eşin edinilmiş mallarının değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan miktar” dır. Bu tanım tek başına okunduğunda, sanki sadece borç düşülmesi söz konusuymuş gibi anlaşılabilir. Ancak Kanun’un devamındaki maddeler ve uygulama, bu hesaba denkleştirme ve eklenecek değerlerin de dahil olduğunu belirtmektedir. Nitekim TMK m.229 ile m.230’da düzenlenen ekleme ve denkleştirme kalemleri de artık değer hesabına etki eder. Dolayısıyla, daha doğru bir ifade ile:
Her eşin Artık Değeri = (Edinilmiş Mallarının Toplam Değeri + Eklenecek Değerler) – (Edinilmiş Mallara İlişkin Borçlar + Denkleştirme İle İade Edilecek Kişisel Değerler).
Elde edilen artık değer pozitif ise bunun yarısı karşı eşin katılma alacağıdır. Eğer bir eşin artık değeri negatif (eksi) çıkarsa, bu zarar veya eksik diğer eşten talep edilmez; artık değer “kalan aktif bakiye” anlamında olduğundan, olumsuz bakiye sıfır kabul edilir. Bu durumda diğer eşin alacağı da sadece kendi artık değerine göre belirlenir. Her iki eşin de pozitif artık değeri varsa, Kanun gereği bu tutarlar karşılıklı takas edilir; net fark kimin lehine ise, o eş katılma alacağı talep edebilir. Örneğin boşanmada kocanın artık değeri 100.000 TL, kadının 60.000 TL ise, her biri diğerinin artığının yarısına (50.000 ve 30.000 TL) hak kazanır. Mahsup yapıldığında kocanın kadına net 20.000 TL ödemesi gerekir (100.000-60.000’in yarısı). TMK m.236/2 uyarınca bu takas yasal bir sonuç olup ayrıca talebe bağlı değildir.
Hangi Hallerde Hak Edilir: Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin sona erme anında (boşanma davasının açıldığı an veya evlilik ölümle sona erdiyse ölüm anı) mevcut edinilmiş mal değerlerine göre hesaplanır. (TMK m.228) Eşler başka bir mal rejimini tercih etmemişse, 01.01.2002 sonrası edinilen mallar kural olarak edinilmiş mal sayılır (TMK m.202). Bu nedenle 2002 sonrası evliliklerde veya 2002’den sonra edinilmiş mal rejimine giren evliliklerde, boşanmada katılma alacağı temel talep olacaktır. Örneğin:
- Eşler 2005 yılında evlenmiş ve 2020’de boşanmış olsun. Bu süreçte aldıkları ev, araba, birikmiş para gibi tüm değerler edinilmiş mal kabul edilir (kişisel mal niteliğinde olmadıkları sürece). Boşanma anında koca adına kayıtlı evin değeri, araba değeri ve bankadaki para toplamı belirlendikten sonra, kocanın bu mallara ilişkin borçları (varsa kredi borcu vs.) düşülür ve kocanın artık değeri hesaplanır. Kadın adına kayıtlı edinilmiş mallar için de aynı yapılır. Diyelim kocanın artık değeri 400.000 TL, kadının 100.000 TL olsun. Kadın kocaya karşı 400.000’in yarısı olan 200.000 TL katılma alacağı talep edebilir; koca da kadına karşı 100.000’in yarısı olan 50.000 TL talep edebilir. Mahsup sonrası kocanın kadına net 150.000 TL ödemesi gerekir. Kadın bu tutarı katılma alacağı olarak hak eder.
- Tarafların evlilik birliği içinde edindiği mallar farklı kayıtlarda olabilir: Örneğin ev koca üzerine, araba kadın üzerine kayıtlı ise, her ikisi de edinilmiş maldır ve değerleri toplanıp paylaştırılır. Bu durumda “ev benim adıma, nasıl yarısını veririm” gibi itirazlar yasal olarak geçersizdir; zira edinilmiş mal rejiminde paylaşım artık değer üzerinden yapılır ve mülkiyet kime ait olursa olsun değer itibariyle yarı yarıya bölüşüm esastır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bu prensibi, “Katılma alacağı, kanundan doğan bir alacak hakkıdır; eşler arasında mal ayrılığı rejimi yoksa ev kadınlığı yapan eş dahi diğerinin edinilmiş malından kaynaklanan artık değerin yarısını talep edebilir” şeklinde ifade etmiştir.
Örnek Olay ile Açıklama: A (koca) ve B (kadın) 2002 yılında evlenmiş ve 2022 yılında boşanma davası açılmış olsun. Evlilik boyunca yasal mal rejimleri edinilmiş mallara katılma olduğundan, tasfiye şu şekilde yapılır:
- A adına kayıtlı edinilmiş mallar: Örneğin A’nın 2020’da satın aldığı bir işyeri (değeri 500.000 TL, kalan kredi borcu 100.000 TL), 2022’te aldığı bir araba (değeri 300.000 TL, borcu yok) ve banka hesabında biriken 150.000 TL olsun. Ayrıca A, 2018’de bir miktar parasını iş yerinden arkadaşına 40.000 hibe etmiş (bu, 229 kapsamında eklenecek değer olabilir,)
A Adına Kayıtlı Edinilmiş Mallar ve Artık Değer Hesabı
Edinilmiş Mallar:
- 2020 yılında satın alınan iş yeri
- Değeri: 500.000 TL
- Kalan kredi borcu: 100.000 TL
- 2022 yılında alınan otomobil
- Değeri: 300.000 TL
- Borç: Yok
- Banka hesabında biriken maaş gelirinden tasarruf
- Tutar: 150.000 TL
Toplam Edinilmiş Mal Tutarı:
500.000 (iş yeri) + 300.000 (araç) + 150.000 (banka birikimi) = 950.000 TL
Borçlar:
- İş yeri için kalan kredi borcu: 100.000 TL
Eklenecek Değer (TMK m. 229):
- A, 2023 yılında iş arkadaşına 40.000 TL karşılıksız ödeme (hibe) yapmıştır. Bu, edinilmiş maldan hibe olduğu için eklenecek değer sayılır.
→ 40.000 TL eklenecek.
Sonuç:
- A’nın artık değeri: 890.000 TL
- Eşin katılma alacağı: 890.000 / 2 = 445.000 TL
B Adına Kayıtlı Edinilmiş Mallar ve Artık Değer Hesabı
Edinilmiş Mallar:
- 2019 yılında satın alınan daire
- Değeri: 400.000 TL
- Borcu yok
- 2021 yılında maaş gelirinden biriktirilen banka mevduatı
- Tutar: 80.000 TL
Toplam Edinilmiş Mal Tutarı:
400.000 (daire) + 80.000 (banka birikimi) = 480.000 TL
Borçlar:
- Yok
Eklenecek Değer (TMK m. 229):
- Yok (hibe, bağış ya da mirasla ilgili eklenecek bir değer bulunmamaktadır)
Denkleştirme (TMK m. 230):
- Yok (kişisel maldan edinilmiş mala ya da tersine herhangi bir ödeme yapılmamıştır)
Artık Değer Hesabı:
Edinilmiş mallar toplamı: 480.000 TL
+ Eklenecek değer: + 0 TL
– Borçlar: – 0 TL
= Artık Değer: **480.000 TL**
Sonuç:
- B’nin artık değeri: 480.000 TL
- Eşin katılma alacağı: 480.000 / 2 = 240.000 TL
Bu durumda A’nın artık değeri 890.000, B’nin 480.000 TL’dir. Katılma alacağı hesapları: B, A’dan 890.000’in yarısı olan 480.000 TL talep edebilir. A da B’den 480.000’in yarısı olan 240.000 TL talep edebilir. Mahsup edilir: 480.00 – 240.000 = 240.000 TL net fark kalır. Bu fark, fazla artık değere sahip olan taraftan (A’dan) diğer tarafa (B’ye) ödenir. Sonuç olarak B, A’dan 240.000 TL katılma alacağı alacaktır.
Yargıtay Kararları: Katılma alacağı konusunda Yargıtay içtihatlarından bazıları şunlardır:
- Yargıtay HGK, : (Hukuk Genel Kurulu kararı) Tam bir evlilik sözleşmesi olmadığı halde, anlaşmalı boşanma protokolünde “mal talebim yoktur” diyen eşin daha sonra katılma alacağı davası açabileceğini kabul etmiştir. HGK, katılma alacağının boşanmanın fer’i sonuçlarından olmadığını, bu hakkın ayrıca dava konusu edilebileceğini; protokolde açıkça bu haktan feragat edilmediği sürece sonradan talep etmenin mümkün olduğunu belirtmiştir. Bu kararla, boşanma protokollerinin katılma alacağına etkisi netleşmiştir.
- Yargıtay : Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanarak, evlilik birliği içinde edinilen taşınmazın tasfiyesinde hesap hatası yapıldığı gerekçesiyle ilk derece hükmü bozulmuştur. Kararda, “tasfiye tarihi karar tarihidir, malın karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değeri esas alınmalıdır” vurgusu yapılmıştır. Bu, katılma alacağı hesaplarında mal değerinin güncel piyasa değeriyle hesaplanması gereğini ortaya koyar. Ayrıca, aynı kararda, eşlerin emekli ikramiyelerinin edinilmiş mal olduğu ve tasfiyede dikkate alınması gerektiği de belirtilmiştir.
- Yargıtay : Bu kararda, mal rejimi tasfiyesinde faiz başlangıcı tartışılmıştır. Mahkeme, katılma alacağına dava tarihinden itibaren faiz işletmiş; Yargıtay ise TMK 239 gereği faiz’in tasfiye (karar) tarihinden işlemesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Bu içtihat uyarınca, katılma alacağı (ve değer artış payı) alacağında karar tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir. Dava tarihinden faiz işletilmesi usule aykırı bulunmuştur. Bu karar, özellikle uzun süren davalarda faiz başlangıcı konusunda önem arz eder.
- Yargıtay (HGK kararı niteliğinde): Eşlerin evlilik birliği içinde üçüncü kişiye yaptığı bağışların (örneğin aile konutunu çocuklarına devretme) durumunda, diğer eşin katılma alacağını korumak amacıyla TMK 229 ve 241 hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Kararda, eklenecek değer niteliğinde sayılan devirlerin kanunen geçerli olsa bile tasfiye hesabında kağıt üzerinde varmış gibi dikkate alınacağı, ancak üçüncü kişiye yöneltilecek taleplerin (TMK 241) koşulları bulunduğu açıklanmıştır. Bu karar, katılma alacağının genişletilmiş korumasını ortaya koyar (bkz. Edinilmiş Mallara Eklenecek Değerler).
Sonuç itibariyle, katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin en temel hakkıdır. Eşler aksini kararlaştırmadıkça veya hakim TMK 236/2 uyarınca bir denkleştirme veya mahsup yapmadıkça, her eş diğerinin artık değerinin yarısını talep edebilir. Uygulamada en çok karşılaşılan davalardandır ve genellikle taşınmaz, araç, şirket hissesi, banka hesapları gibi tüm edinilmiş malvarlığı kalemlerini kapsar. Bu davalarda bilirkişi raporları, tapu kayıtları, banka ekstreleri, SGK kayıtları gibi deliller yoğun şekilde kullanılır. Katılma alacağı, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir (TBK 146). Bu süre içinde açılmayan katılma alacağı talepleri zamanaşımına uğrayabilir.
- Artık Değer Kavramı ve Hesaplanması
Tanım: Artık değer, yukarıda değinildiği gibi, edinilmiş mal grubunun net değerini ifade eder. TMK m.231’e göre artık değer = edinilmiş malların değeri – bu mallara ilişkin borçlar. Ancak bu formülde, Kanun m.229’da sayılan eklenecek değerler de edinilmiş mal değerine ilave edilir; m.230’daki denkleştirme nedeniyle kişisel maldan gelen katkılar da edinilmiş mal değerinden çıkarılır (veya ters yönde ilave edilir). Dolayısıyla artık değerin gerçek formülü daha kapsamlıdır (yukarıda bölüm 4’te denklemi verilmiştir).
Önemi: Artık değer, her eş için ayrı ayrı hesaplanır ve katılma alacağı bu tutar üzerinden doğar. Bu nedenle doğru belirlenmesi kritiktir. Artık değerin doğru hesaplanmaması, katılma alacağının yanlış hesaplanmasına yol açar ki bu da Yargıtay nezdinde bozma sebebidir. Örneğin bir taşınmazın değerinin yanlış tespit edilmesi, borçların tam düşülmemesi, eklenecek değerlerin göz ardı edilmesi gibi hatalar, artık değeri ve dolayısıyla alacak miktarını etkiler.
Hesaplama: Uygulamada artık değer hesapları genellikle şöyle yapılır:
- Edinilmiş Mal Listesi: Önce her eşin hangi malvarlığı unsurlarının edinilmiş mal olduğunu tespit etmek gerekir (maaş gelirleriyle alınan mallar, çalışma karşılığı elde edilen birikimler vb. – bkz. bölüm 6). TMK 219’daki tanıma uymayanlar (örneğin TMK 220’deki kişisel mallar) bu listeye konulmaz.
- Değerleme: Belirlenen edinilmiş malların her birinin tasfiye anındaki rayiç (piyasa) değeri belirlenir. Yargıtay’a göre tasfiye tarihi, karar tarihidir; bu nedenle mahkeme, kararına en yakın tarihteki değerleri esas almalıdır. Örneğin dava sırasında taşınmaz için keşif yapılıp bilirkişi değer takdiri alındıysa, karar tarihine yakınsa o değer kullanılır; değilse güncellenmesi istenir.
- Borçlar: Her bir edinilmiş mal kaleminin değerinden, o mala ilişkin borçlar düşülür. Örneğin ev üzerinde ipotek kredi borcu varsa, kalan anapara borcu değerden çıkarılır. Yine edinilmiş malvarlığına dair vergi, harç gibi ödemeler de bir nevi borç sayılabilir.
- Denkleştirme: Eğer o edinilmiş malın edinilmesine kişisel malvarlığından bir katkı yapılmışsa, bu katkı tutarı da artık değer hesabından çıkarılır (zira o kısım kişisel mala geri verilecektir). Örneğin “evin 100.000 TL’lik kısmı miras parasıyla ödendi” deniyorsa, 100.000 TL o evin değerinden düşülür; bu kısmı ilgili eş zaten almaktadır. Tersi durumda, kişisel mal için edinilmişten ödeme yapılmışsa, bu da ilgili edinilmiş mal değerine eklenir (çünkü aslında o ödeme yapılmamış gibi kabul edilip değer yükseltilir). Bu aşamada TMK 230 uygulanır.
- Eklenecek Değerler: Eşlerin, edinilmiş mal grubunu azaltmak amacıyla yaptıkları bazı işlemler varsa, Kanun bunların değerini hesaben eklemeyi öngörür. Bu kapsamda TMK 229/I’de belirtilen son bir yıl içindeki karşılıksız kazandırmalar veya mal kaçırma amaçlı devirler, ilgili eşin edinilmiş mal listesine değer olarak ilave edilir. Örneğin koca boşanmadan 6 ay önce bir evini kardeşine devretti ise (olağandışı ve rızasız bir devirse), o ev sanki hala kocanın malıymış gibi değer olarak eklenir. Bu sayede hileli tasarruflar dikkate alınır (bkz. bölüm 8).
Yukarıdaki işlemler yapıldıktan sonra her eş için ayrı ayrı artık değer rakamı bulunur. Sonrasında bu değerlerin yarısı karşı tarafa alacak olarak yazılır ve netleştirme yapılır.
Önemli Bir Nokta: Artık değer hesabında, eşlerin kişisel malları dikkate alınmaz. Yani bir eşin kişisel malının değeri ne olursa olsun, karşı tarafın ondan pay alma hakkı yoktur. Sadece edinilmiş mal değerleri paylaşılır. Bu nedenle, mal rejimi tasfiyesinde önce mal ayrımı yapmak (edinilmiş vs kişisel) esastır. TMK 232 ve 237, kişisel malların geri verilmesini ve edinilmiş malların paylaşılmasını düzenler.
Artık değerin paylaştırılmasında eşlerin kusuru, katkısı, ev içi emeği gibi hususlar kural olarak önem taşımaz; bu faktörler yasa tarafından hesaba dahil edilmemiştir. Ancak, bazı istisnai durumlarda hâkim denkleştirici adalet ilkesiyle (MK 236/2’deki olağanüstü durumlarda) pay oranını değiştirebilir. Örneğin bir eşin diğerini borca batırması, malları kötüye kullanması gibi aşırı durumlar olursa, hâkim pay oranını adilane biçimde değiştirebilir (MK 236/2). Bu durum çok nadir uygulanır ve Yargıtay denetimine tabidir.
Bursa Boşanma Avukatı İlker Kılıç
