Popüler Etiketler

Aile Hekimleri Performans kesintisine ilişkin itiraz ve iade talebi idare mahkemesi dava dilekçesi örneği.
Bursa Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığı’na
Davacı: Dr. … … (T.C. Kimlik No: …)
Adres: … Aile Sağlığı Merkezi, … Bursa
Vekili :Av İlker Kılıç
Adres :Duaçınarı Mah. Vişne Cad Posta Sok No:26/11 Yıldırım Bursa
Davalı: (T.C. Sağlık Bakanlığı) ……… İl Sağlık Müdürlüğü
Adres : Üniversiteler Mahallesi Şehit Mehmet Bayraktar Caddesi No:3 Çankaya/Ankara
Konu: 2025 Haziran ayında aile hekimi maaşımdan “birime başvurmayan hasta sayısı” gerekçesiyle performans kesintisi şeklindeki idari işleminin iptali ile , kesilen tutarın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi talebine ilişkin taleplerimizdir.
Açıklamalar
Olayların Özeti: Davacı, Bursa ili … ilçesindeki … Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapmaktadır. 2025 yılı……. ayı maaş ödemesinde, tarafına 15.000 TL tutarında bir performans kesintisi uygulandığını öğrenmiştir. Bu yüksek kesintinin gerekçesi, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nde 30.10.2024 tarihinde yapılan değişiklik ile getirilmiş olan “son 6 ayda birime müracaat etmeyen nüfus” kriteridir. Nitekim ilgili yönetmelik maddesinde, “Ancak son altı ayda birime müracaat etmeyen nüfus grupları için belirtilen katsayının yarısı esas alınır.” ifadesi yer almaktadır. Bu düzenleme uyarınca, aile hekimine kayıtlı bir hastanın son 6 ay içinde aile hekimliği birimine hiç başvurmaması durumunda, hekim ve aile sağlığı çalışanının alacağı ek ödemenin yarıya düşürülmesi öngörülmüştür.
Davacı müvekkil , maaşındaki kesinti üzerine Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvurarak itiraz etmiş, ancak İl Sağlık Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı yazısıyla bu itirazı reddedilmiştir. İdari başvuru yolları tükendiğinden ve hukuka aykırı işlemin iptali ile maddi zarara uğranıldığından, işbu davanın açılması zorunluluğu doğmuştur.
- Kesintinin Hukuka Aykırılığı ve Keyfiliği: Uygulanan performans kesintisi, hukuka aykırı ve keyfidir, zira aile hekiminin performansı, kendisinin kontrolünde olmayan bir ölçüte bağlanmıştır. Somut olayda davacı müvekkil hekimin gelirinden yapılan kesinti, hekimlik görevini yerine getirmemesinden değil, hastaların aile sağlığı birimine gelmemesi gibi tamamen 3. kişilerin davranışlarına dayanmaktadır. Bir hastanın son altı ayda aile hekimine başvurmamış olması, hekimin bir kusuru veya eylemsizliği değildir; hekim, bir vatandaşın sağlık hizmetine ihtiyaç duymaması veya sağlık birimine başvurmaması üzerinde bir etkiye sahip olamaz. Dolayısıyla kişinin başvuru yapmaması hekimin kusuru değildir. Hekimin kendi çabası ve çalışmasıyla ilgisi olmayan bir nedenle “çalışmamış” veya “gereğini yapmamış” şeklinde yaftalanıp ücretinin kesilmesi, hakkaniyet ilkesine aykırı düşmektedir. Bu yönüyle dava konusu işlem, idarenin takdir yetkisini objektif sınırlar dışında, ölçüsüz ve keyfi kullandığını göstermektedir.
- Düzenlemenin Hukuki Temel ve Teknik Gerekçeden Yoksun Oluşu: 30/10/2024 tarihli yönetmelik değişikliğiyle getirilen kesinti kuralı, dayandığı herhangi bir yasal temel ve bilimsel/teknik gerekçe olmaksızın yürürlüğe konmuştur. Aile Hekimliği uygulamasının dayanağı olan 5258 sayılı Kanun’da dahi böylesi bir negatif performans kriterine açıkça yer verilmemiştir. Söz konusu düzenleme, hukukun genel ilkelerine, tıbbi gereklere ve hayatın olağan akışına aykırıdır. Zira koruyucu sağlık hizmetlerinin amacı, vatandaşların sağlık kurumlarına mümkün olduğunca az ihtiyaç duymalarını sağlamak, yani sağlıklı kalmalarını temin etmektir. Nitekim sağlık sisteminin temel hedeflerinden biri, kişilerin sağlık problemi yaşamamasıdır ki bu gerçekleştiğinde aslında hekim başarılı olmuş demektir. Oysa dava konusu kesinti sistemi, bireylerin sağlık merkezi yerine başka seçenekleri tercih etmelerini veya hiç ihtiyaç duymamalarını olumsuz bir performans olarak değerlendirip hekime ceza vermektedir. Bu yaklaşım, tıbben rasyonel olmadığı gibi kamu yararı ile de bağdaşmamaktadır. İdarenin getirdiği oranlar ayrıca objektiflikten uzaktır; bölgesel koşullar, nüfusun yaş dağılımı, kültürel davranış farklılıkları, şehirde uzman hastanelere yönelim gibi faktörler hiç gözetilmeden tüm hekimlere uygulanmaktadır. Sonuç olarak, hukuki dayanaktan ve teknik akılcılıktan yoksun bu kuralın uygulanması neticesinde davacıya kesilen ceza niteliğindeki miktar da hukuka aykırıdır.
- Anayasa ve Mevzuata Aykırılık (Hasta Hakları Yönetmeliği vs.): Davalı idarenin işlemi ve dayanak aldığı yönetmelik hükmü, başta Anayasa olmak üzere, hasta haklarına ilişkin mevzuat ve uluslararası sözleşmelerle çelişmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ve sosyal devlet ilkeleri, idarenin işlemlerinin adil, makul ve kamu yararına uygun olmasını; keyfilikten uzak olmasını emreder. Anayasa md.10’daki eşitlik ilkesi ise benzer durumda olanların hukuken ayrım gözetilmeksizin eşit muamele görmesini gerektirir. Oysa performans kesintisi kriteri, aile hekimlerini; hizmet verdikleri bölgenin sosyo-ekonomik şartları, nüfus hareketliliği veya vatandaşların kendi tercihleri gibi hekimden bağımsız etkenlere göre farklı sonuçlara tabi tutmaktadır. Aynı gayretle çalışan bir hekim, sırf bölgesindeki vatandaşlar sık başvuruyor diye tam ücret alırken; bir diğeri, bölgesindeki vatandaşlar son altı ayda gelmedi diye %50 gelir kaybına uğrayabilmektedir. Bu durum, eşitlik ve hakkaniyet ilkelerine aykırıdır.
- Anayasa’nın 35. maddesi mülkiyet hakkını güvence altına almakta, herkesin mülkiyetine (kazancına) ancak kamu yararı gereği ve kanunla sınırlama getirilebileceğini öngörmektedir. Aile hekiminin aylık gelirinin, kendi kusuru olmaksızın böylesine ciddi oranda eksiltilmesi, mülkiyet hakkına orantısız bir müdahaledir. Üstelik ortada kamu yararına ulaşılmış bir amaç da yoktur; vatandaşın sağlık merkezine gelmemesi nedeniyle tasarruf edilen kamu kaynağı da bulunmamaktadır. Anayasa md.36 ile güvence altına alınan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı da, bu bağlamda hekimin savunma alınmaksızın doğrudan cezai sonuçla karşılaşması nedeniyle zedelenmiştir. Davacı hekim, herhangi bir disiplin soruşturması dahi geçirmeden, savunması alınmadan doğrudan ekonomik bir yaptırıma tabi tutulmuştur. Bu yönüyle işlem, hukuki dinlenilme ve savunma hakkını da dolaylı olarak ihlal etmektedir.
- Anayasa’nın 125. maddesi idarenin her türlü işlem ve eylemine karşı yargı yolunun açık olduğunu belirtmekte; aynı maddenin son fıkrasında ise “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır. Anayasa’nın bu açık hükmü gereğince, davalı idare hukuka aykırı işlemiyle davacıya verdiği mali zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Yine Anayasa md.125 ve 2577 sayılı İYUK md.12 uyarınca, bu tür hukuka aykırı işlemler hem iptal davasına hem de tam yargı davasına konu edilebilir niteliktedir. Dolayısıyla davacı, işlemin iptalini talep etmekle birlikte, uğradığı maddi kaybın giderilmesi için tam yargı kararı verilmesini de isteme hakkına sahiptir.
- Öte yandan, Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 22. maddesi “Kanunda gösterilen istisnalar haricinde, kimse, rızası olmaksızın tıbbi müdahaleye tabi tutulamaz” demektedir. Aynı yönetmeliğin 24. maddesi, tıbbi müdahale öncesinde hastanın rızasının alınmasını şart koşar; 25. maddesi ise “hastanın tedaviyi reddetme hakkı”nı açıkça düzenlemiştir. Bu hükümler gereği, her vatandaşın tedaviyi reddetme veya sağlık kuruluşuna başvurmama özgürlüğü vardır. Hiçbir hasta, zorla aile sağlığı merkezine getirilip muayeneye veya işlemeye tabi tutulamaz; aksi hem Anayasa’ya hem temel insan haklarına aykırı olur. Hal böyleyken, vatandaşa kanunen tanınmış bir hakkın (sağlık hizmeti almaktan imtina hakkının) kullanılması nedeniyle, aile hekiminin cezalandırılması açık bir hukuki çelişkidir. Bir yandan bireylere “istemiyorsan sağlık hizmeti alma” denilirken, öte yandan “hastan gelmedi” diye hekimden ücret kesilmesi hukuka içkin tutarlılık ilkesini zedelemektedir. Bu nedenle, söz konusu yönetmelik hükmünün uygulanmasından vazgeçilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
- AİHS ve Mülkiyet Hakkı / Öngörülebilirlik İlkesi: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca herkesin mülkiyetinin barışçıl kullanımı korunmaktadır. Maaş ve ücret alacakları, yerleşik AİHM içtihadına göre mülkiyet kapsamında kabul edilmektedir. Bu hakkın sınırlanması durumunda, müdahalenin meşru bir kamu amacı gütmesi ve kanunla öngörülmüş, belirli ve öngörülebilir bir düzenlemeye dayanması şarttır. Oysa eldeki olayda, getirilen performans kesintisi ne meşru bir amaç taşımaktadır (zira amacı anlaşılamayacak şekilde hekimin gelmeyen hasta için cezalandırılması söz konusudur) ne de öngörülebilirlik ilkesine uygundur. Öngörülebilirlik ilkesi, bireylerin hukuki durumlarının keyfi ve belirsiz uygulamalarla sarsılmamasını gerektirir. Davacı aile hekimi, kendi kontrolü dışında gelişen ve öngöremeyeceği bir sebeple (kayıtlı nüfusun sağlık merkezine gelmemesi) her an gelirinin önemli bir bölümünden mahrum kalma riskiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Bu durum, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini ihlal etmektedir. Nitekim böylesi bir uygulamanın ulusal ve uluslararası hukuk ilkeleriyle izah edilebilmesi mümkün değildir. Sonuç olarak, dava konusu kesinti işlemi AİHM içtihatlarında korunan mülkiyet hakkı ve hukuki güvenlik ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır.
- Yargı Kararları ve Emsal İçtihatlar: Gerek ülkemizdeki yargı mercileri, gerekse uluslararası yargı organları, kusuru olmayan kişilere maddi yaptırım uygulanmasını hukuka aykırı bulmaktadır. Nitekim aile hekimliği alanında daha önce görülen davalarda, hekimin kusuru olmadan gerçekleştirilen performans kesintileri yargıdan dönmüştür. Örneğin İstanbul 6. İdare Mahkemesi, bir aile sağlığı çalışanına “gebelik izlemini yapmadı” iddiasıyla kesilen performans cezasını iptal etmiştir. Mahkeme kararında, davacının bu konuda bir kusuru bulunmadığı, hastaların izlemlerini özel sağlık kuruluşunda yaptırdığı anlaşıldığı halde kesinti yapılmasının hukuka aykırı olduğu vurgulanarak işlem iptal edilmiştir. Yine benzer bir olayda, İstanbul İdare Mahkemesi aile hekiminin kusuru bulunmadığı gerekçesiyle yapılan kesintinin hukuka uygun olmadığına ve işlemin iptaline karar vermiştir. Bu yargı içtihatları, aile hekiminin denetimi dışındaki nedenlerle ortaya çıkan performans eksikliklerinin cezai sonuca bağlanamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Davacı müvekkil hekimin de, hastaların gelmemesi hususunda herhangi bir ihmali veya kusuru bulunmadığına göre, yapılan kesinti işlemi hukuka aykırı olup iptali ve sonuçlarının ortadan kaldırılması gerekmektedir.
- İlgili Yönetmeliğin Yargısal Denetimi: Ayrıca belirtilmelidir ki, dava konusu kesintiye dayanak teşkil eden 30.10.2024 tarihli Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği değişikliği, hali hazırda yüksek yargı organının incelemesi altındadır. Söz konusu düzenlemenin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Danıştay nezdinde dava açmıştır ve ilgili dosya halen derdesttir. Bu bilgi, söz konusu düzenlemenin hukuka uygunluğunun ciddi biçimde tartışmalı olduğunu göstermektedir. Düzenleyici işlemin iptali halinde, bu işlem dayanağındaki bireysel kesinti işlemlerinin de hukuki mesnetleri kalmayacaktır.
- Yukarıda açıklanan nedenlerle, hem somut işlem yönünden hem de dayanak düzenleme yönünden açık hukuka aykırılık söz konusudur.
- İş bu nedenlerle davacı müvekkilin , uğradığı haksız gelir kaybının giderilmesi için yasal süresi içinde sayın mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğmuştur.
Hukuki Dayanaklar
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (md. 2, 10, 35, 36, 125)
- 1982 Anayasası’na Ek, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (AİHS) Ek 1 No’lu Protokol md.1
- 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu
- 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu
- Hasta Hakları Yönetmeliği (md. 22, 24, 25)
- Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği (RG: 30.06.2021/31506) ve ilgili değişiklik (RG: 30.10.2024/32245)
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (md. 12, 27)
- İlgili yargı kararları
Deliller
- 2025 ………ayına ilişkin maaş bordrosu / hesap fişi (performans kesintisini gösterir)
- Davacının …….tarihli itiraz dilekçesi ve Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’nün … tarih, … sayılı ret cevabı
- 30.10.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği Değişikliği metni
- Hasta Hakları Yönetmeliği metni (Madde 22, 24, 25)
- Emsal yargı kararları
- Gerektiğinde sunulacak her türlü diğer yasal delil.
Sonuç ve Talep
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve Sayın Mahkemenizce resen dikkate alınacak sair hukuki sebepler ışığında:
- Hukuka aykırı ve keyfi olan Sağlık Bakanlığı İl Sağlık Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı ret işleminin iptaline ile performans kesintisi işleminin iptaline,
- Davacının bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal hakkın, davacının idareye ilk başvuru tarihi olan ……… 2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından iadesine (tazminine),
- Yargılama giderleri ile vekalet ücreti varsa davalı üzerinde bırakılmasına,
karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.
…/…/2025
Davacı vekili Av İlker Kılıç
e -İmza
