Popüler Etiketler

Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik, Suç İşlemeye Tahrik ve Kamu Barışına Karşı Suçlar
Türk Ceza Kanunu, bireylerin yaşam, vücut bütünlüğü, şeref ve malvarlığı gibi kişisel haklarının yanında toplumun huzur ve güven içerisinde yaşamasını sağlayan kamu barışını da koruma altına almaktadır.
Bu amaçla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 213 ila 218. maddeleri arasında;
- halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit,
- suç işlemeye tahrik,
- suçu ve suçluyu övme,
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama,
- kanunlara uymamaya tahrik,
- halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma
suçları düzenlenmiştir.
Özellikle sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte TCK 213, TCK 214, TCK 215, TCK 216, TCK 217 ve TCK 217/A kapsamında yürütülen soruşturma ve davalarda önemli bir artış olduğu görülmektedir.
Facebook, X/Twitter, Instagram, TikTok veya YouTube üzerinden yapılan bir paylaşım; televizyon programında kullanılan bir ifade ya da topluluk önünde yapılan bir konuşma, somut olayın özelliklerine göre bu suçlardan birini gündeme getirebilir.
Bununla birlikte her sert söz, siyasi eleştiri, rahatsız edici düşünce açıklaması, yanlış bilgi veya toplumun bir kesimini kızdıran ifade suç değildir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin güncel kararlarında özellikle;
- sözlerin tamamının ve bağlamının değerlendirilmesi,
- açıklamanın aleni olup olmadığı,
- hitap edilen kitlenin belirli veya belirsiz olması,
- failin kastı ve özel saiki,
- etkili bir şiddet çağrısının bulunup bulunmadığı,
- kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin oluşup oluşmadığı,
- kamu barışını bozmaya elverişlilik,
- haber verme ve eleştiri hakkı
üzerinde durulmaktadır.
Bu nedenle bu suçlardan biri nedeniyle soruşturma veya kovuşturma yürütülmesi hâlinde dosyanın yalnız kullanılan sözler üzerinden değil, suçun maddi ve manevi unsurları ile güncel Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirilerek incelenmesi gerekir.
Bu yazıda ceza avukatı ve cezanın ağırlığı nedeniyle gerekli olduğu durumlarda ağır ceza avukatı açısından uygulamada önem taşıyan TCK 213-218 arasındaki suçlar ve güncel Yargıtay kararları ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Kamu Barışına Karşı Suçlar ve Cezaları
| Suç | TCK | Ceza |
| Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit | 213/1 | 2 yıldan 4 yıla kadar hapis |
| Suçun silahla işlenmesi | 213/2 | Ceza, silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir |
| Suç işlemeye tahrik | 214/1 | 6 aydan 5 yıla kadar hapis |
| Halkın bir kısmını diğerine karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik | 214/2 | 15 yıldan 24 yıla kadar hapis |
| Suçu ve suçluyu övme | 215 | 2 yıla kadar hapis |
| Halkı kin ve düşmanlığa tahrik | 216/1 | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis |
| Halkın bir kesimini alenen aşağılama | 216/2 | 6 aydan 1 yıla kadar hapis |
| Dini değerleri alenen aşağılama | 216/3 | 6 aydan 1 yıla kadar hapis |
| Kanunlara uymamaya tahrik | 217 | 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası |
| Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma | 217/A | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis |
TCK 218’e göre yukarıdaki suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranına kadar artırılır.
Burada önemli bir ayrıntı bulunmaktadır. TCK 213/2’de kanun “artırılabilir” ifadesini kullanırken TCK 218’de “artırılır” demektedir. Dolayısıyla TCK 218’in şartları gerçekleşmişse artırımın uygulanması gerekir; hâkimin takdir alanı artırımın yarıya kadar hangi oranda yapılacağının belirlenmesine ilişkindir.
Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu – TCK 213
TCK 213 Suçu Nedir?
TCK 213’e göre halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla;
- hayat,
- sağlık,
- vücut dokunulmazlığı,
- cinsel dokunulmazlık veya
- malvarlığı
bakımından alenen tehditte bulunan kişi cezalandırılır.
Bu suç, TCK 106’da düzenlenen genel tehdit suçundan farklıdır.
En önemli farklılıklardan biri tehdidin yöneldiği kişilerdir.
TCK 106’da tehdit belirli bir kişiye veya belirlenebilir kişilere yönelirken, TCK 213 bakımından tehdidin belirsiz sayıdaki kişilere, diğer bir ifadeyle halka veya halkın gayrimuayyen bir kesimine yönelmesi gerekir.
TCK 213 Suçunun Maddi Unsuru
Maddi unsur, kanunda belirtilen değerlere ilişkin aleni tehditte bulunmaktır.
Örneğin belirli bir kişiye:
“Senin evini yakacağım.”
şeklindeki söz, diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde TCK 106 kapsamında değerlendirilebilir.
Buna karşılık belirsiz bir toplumsal kesime yönelik olarak hayat veya malvarlığına karşı ciddi ve aleni tehditte bulunulması TCK 213’ü gündeme getirebilir.
TCK 213 Suçunun Manevi Unsuru
TCK 213’ün önemli özelliklerinden biri özel amaç aranmasıdır.
Fail yalnız tehdit kastıyla hareket etmemeli, aynı zamanda:
halk arasında endişe, korku veya panik yaratmayı amaçlamalıdır.
Bu nedenle kızgınlıkla söylenen bir söz veya yalnızca belirli birkaç kişiyi korkutmaya yönelik bir tehdit TCK 213 bakımından yeterli olmayabilir.
TCK 213 Suçunun Faili Kim Olabilir?
Suç özgü suç değildir.
Ceza sorumluluğu bulunan her gerçek kişi TCK 213 suçunun faili olabilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/17102 E., 2024/7842 K. Kararı
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21.10.2024 tarihli, 2021/17102 E., 2024/7842 K. sayılı kararı, TCK 213 ile bireye yönelik tehdit suçunun ayrımını oldukça net biçimde ortaya koymaktadır.
Somut olayda sanık bir kahvehaneye gelmiş, elindeki kuru sıkı tabancayı kahvehanede bulunan kişilere doğrultarak:
“Arkadaşıma kim yanlış yaptı lan?”
şeklinde bağırmıştır.
İlk derece mahkemesi sanığı TCK 213 kapsamında halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan mahkûm etmiş, istinaf başvurusu da reddedilmiştir.
Ancak Yargıtay bu hukuki nitelendirmeyi doğru bulmamıştır.
Daire, daha önce verdiği 2022/112 E., 2023/2756 K. sayılı kararına da atıf yaparak TCK 213’ün oluşabilmesi için tehdidin:
belirli kişilere değil, gayrimuayyen sayıdaki kişilere yönelmesi gerektiğini
vurgulamıştır.
Kahvehanede bulunan kişilere yönelik tehdit, belirsiz bir toplum kesimine değil somut olayda belirlenebilir kişilere yöneldiğinden Yargıtay eylemin TCK 213 değil, şartlarına göre TCK 106/2-a kapsamında silahla tehdit olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
Kararda ayrıca suç vasfının değişmesi üzerine zamanaşımı yeniden değerlendirilmiş ve dava zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
Bu Kararın Önemi Nedir?
Bu içtihattan çıkan temel sonuç şudur:
TCK 213 bakımından tehdidin yalnızca aleni veya korkutucu olması yeterli değildir. Tehdit belirli kişi veya kişilere değil, belirsiz sayıdaki kişilere yönelmelidir.
Bu nedenle bir ceza dosyasında öncelikle tehdidin muhatabının kim olduğu belirlenmelidir.
Suç İşlemeye Tahrik Suçu – TCK 214
Suç İşlemeye Tahrik Nedir?
TCK 214/1’e göre:
Suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Tahrik, başkalarını suç işlemeye teşvik etmek, yönlendirmek veya harekete geçirmek anlamına gelir.
Ancak her sert söz, öfkeli açıklama veya siyasi söylem TCK 214 kapsamında değildir.
TCK 214 Suçunun Maddi Unsuru
Suçun maddi unsuru;
başkalarını suç işlemeye yönelik olarak alenen tahrik etmektir.
Tahrik konusu fiilin suç teşkil etmesi gerekir.
Ayrıca kullanılan ifadelerin bütün bağlamı içerisinde gerçekten insanları suç işlemeye yönlendirme niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmelidir.
TCK 214 Suçunun Manevi Unsuru
Suç kasten işlenebilir.
Failin açıklamasının anlamını bilmesi ve suç işlenmesine yönelik bir tahrik kastıyla hareket etmesi gerekir.
Özellikle televizyon ve sosyal medya açıklamalarında tek bir cümlenin konuşmanın bütününden koparılarak değerlendirilmesi hatalı sonuçlara yol açabilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/4147 E., 2024/2010 K.: Konuşmanın Tamamı Değerlendirilmelidir
Bu konuda oldukça önemli bir güncel içtihat Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 04.03.2024 tarihli, 2023/4147 E., 2024/2010 K. sayılı kararıdır.
Basın mensubu olan sanık bir televizyon programında bir gazeteye yönelik olarak “önüne bir el bombası atalım” mahiyetinde son derece ağır görünen bir ifade kullanmıştır.
Küçükçekmece 22. Asliye Ceza Mahkemesi sanığı TCK 214 ve TCK 218 kapsamında cezalandırmış, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Ancak Yargıtay yalnız bu tek cümleye bakmamıştır.
Kararda TCK 218’deki haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağı hükmü özellikle dikkate alınmış ve basın özgürlüğünün bir hakkın kullanılması niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Konuşmanın tamamında sanığın söz konusu gazetenin “kaostan beslendiğini” söylediği ve hemen ardından toplumun bu oyuna gelmemesi gerektiğini belirttiği görülmüştür.
Yargıtay bu nedenle açıklamaları bir bütün olarak değerlendirmiş; sanığın amacının insanları suç işlemeye teşvik etmek değil, tam tersine kaos yaşanmaması için toplumu uyarmak olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Sonuç olarak mahkûmiyet hükmü hukuka aykırı bulunmuş ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Bu Yargıtay Kararından Çıkan Sonuç
Bu karar özellikle sosyal medya ve televizyon açıklamalarına ilişkin ceza davalarında son derece önemlidir.
Bir konuşmanın içinden tek bir cümlenin alınması, o cümlenin gerçek anlamını belirlemek için yeterli olmayabilir.
Mahkeme;
- sözün öncesini,
- sonrasını,
- açıklamanın amacını,
- kullanılan ironiyi,
- konuşmanın genel mesajını
birlikte değerlendirmelidir.
TCK 214/2: Halkın Bir Kısmını Diğerine Karşı Silahlandırarak Öldürmeye Tahrik
TCK 214/2’ye göre halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik eden kişi:
15 yıldan 24 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Bu suç temel TCK 214/1 suçundan çok daha ağırdır.
Görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir.
Dolayısıyla Bursa’da TCK 214/2 kapsamında bir soruşturma veya kovuşturma yürütülüyorsa dosyanın ağır ceza avukatı perspektifiyle değerlendirilmesi özellikle önemlidir.
Tahrik Konusu Suç İşlenirse Ne Olur?
TCK 214/3’e göre tahrik edilen suçların gerçekten işlenmesi hâlinde tahrik eden kişi, gerçekleştirilen suç bakımından azmettiren sıfatıyla cezalandırılır.
Bu hüküm ceza sorumluluğunu önemli ölçüde ağırlaştırabilir.
Suçu ve Suçluyu Övme Suçu – TCK 215
TCK 215 Suçu Nedir?
TCK 215’e göre işlenmiş bir suçu veya suç işlemiş olan bir kişiyi, işlediği suçtan dolayı alenen öven kişi, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlike ortaya çıkması hâlinde cezalandırılır.
Suçun cezası:
iki yıla kadar hapis cezasıdır.
TCK 215 Suçunun Maddi Unsuru
Övme;
- işlenmiş bir suça veya
- suç işlemiş kişinin özellikle işlediği suça
yönelmelidir.
Bir kişinin siyasi görüşünün, kişiliğinin veya başka özelliğinin övülmesi, o kişi suç işlemiş olsa dahi kendiliğinden TCK 215’i oluşturmaz.
Açık ve Yakın Tehlike Şartı
TCK 215’in en önemli özelliği budur.
Suçun oluşabilmesi için övgünün sonucunda:
kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlike
ortaya çıkmalıdır.
Dolayısıyla suç yalnız sözün içeriğine göre değil, açıklamanın yapıldığı zaman ve toplumsal şartlara göre de değerlendirilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/18360 E., 2024/8321 K. Kararı
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 04.11.2024 tarihli, 2021/18360 E., 2024/8321 K. sayılı kararında bu ölçüt ayrıntılı biçimde uygulanmıştır.
Sanık, 15 Temmuz 2016 tarihinde herkese açık Facebook hesabından darbe girişimine ilişkin uzun bir paylaşım yapmıştır.
İlk derece mahkemesi, eylem nedeniyle açık ve yakın tehlike meydana gelmediği gerekçesiyle sanığın beraatine karar vermiştir.
Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu da reddedilmiştir.
Ancak Yargıtay farklı değerlendirme yapmıştır.
Daire, paylaşımın bazı bölümlerinde darbe girişimini engelleyen vatandaşların küçümsendiğini ve “gerçekten darbe olsa vatandaşların engel olamayacağı” düşüncesinin ifade edilmesi suretiyle darbe girişimindeki askerlerin övüldüğü sonucuna ulaşmıştır.
Yargıtay açısından belirleyici olan yalnız sözlerin içeriği değildir.
Paylaşım;
- darbe teşebbüsünün henüz devam ettiği,
- insanların televizyon ve sosyal medya üzerinden gelişmeleri öğrenmeye çalıştığı,
- toplumsal gerilimin son derece yüksek olduğu
“sıcak darbe saatlerinde” herkese açık sosyal medya hesabından yapılmıştır.
Yargıtay bu nedenle kamu düzeni bakımından açık ve yakın tehlikenin bulunduğunu kabul etmiş, beraat kararını hukuka aykırı bularak bozmuştur.
Kararın Önemi
Bu karar TCK 215 bakımından şu sonucu ortaya koymaktadır:
Aynı söz, söylendiği zaman ve toplumsal ortam değiştiğinde farklı hukuki sonuç doğurabilir.
Mahkeme açık ve yakın tehlikeyi değerlendirirken yalnız cümlenin anlamına değil;
- olayın zamanına,
- devam eden toplumsal gelişmelere,
- paylaşımın erişimine,
- kitlenin içinde bulunduğu koşullara
bakmalıdır.
Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu – TCK 216/1
TCK 216/1 kamu barışına karşı suçlar arasında uygulamada en sık tartışılan hükümlerden biridir.
Maddeye göre halkın;
- sosyal sınıf,
- ırk,
- din,
- mezhep veya
- bölge
bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike ortaya çıkması hâlinde suçtur.
Ceza:
1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.
TCK 216/1 Suçunun Maddi Unsuru
Fail bir toplumsal kesimi diğerine karşı kin ve düşmanlığa tahrik etmelidir.
Her olumsuz veya kaba ifade tahrik değildir.
Yargıtay’ın güncel yaklaşımına göre tahrik;
- soyut saygısızlığın ötesine geçmeli,
- ağır ve yoğun olmalı,
- düşmanca davranışları meydana getirmeye veya güçlendirmeye elverişli olmalı,
- şartlarına göre etkili şiddet çağrısı veya nefret söylemi niteliği taşımalıdır.
TCK 216/1 Suçunun Manevi Unsuru
Fail yalnız açıklamayı bilerek yapmakla kalmamalı, bir toplum kesimini diğerine karşı kin ve düşmanlığa yöneltme kastıyla hareket etmelidir.
Açık ve Yakın Tehlike Şartı
TCK 216/1 bir somut tehlike suçudur.
Kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin soyut ihtimaller üzerinden değil, somut olgularla ortaya konması gerekir.
Bu noktada Yargıtay’ın biri Bursa’dan çıkan iki güncel kararı, mahkûmiyet ile beraat arasındaki sınırı oldukça net biçimde göstermektedir.
Bursa’da Görülen TCK 216 Davası: Yargıtay 8. CD 2021/17772 E., 2024/1928 K.
Bursa ceza yargılamaları bakımından son derece önemli bir karar, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 28.02.2024 tarihli, 2021/17772 E., 2024/1928 K. sayılı kararıdır.
Soruşturma Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmüş, sanık hakkında TCK 216/1 kapsamında dava açılmıştır.
Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesi sanığı 1 yıl 15 gün hapis cezasıyla cezalandırmış; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Dosya bunun üzerine Yargıtay’a taşınmıştır.
Bursa Dosyasında Hangi Paylaşımlar Vardı?
Paylaşımlar 15 Temmuz darbe teşebbüsünü takip eden günlerde yapılmıştır.
Sanık açıklamalarında özellikle Alevilerin yaşadığı mahallelere yönelik saldırılar gerçekleşebileceğini ileri sürmüş;
- Alevilerin birbirlerine sahip çıkmalarından,
- yaşam alanlarını savunmalarından,
- saldırı ihtimaline karşı mahallelerde nöbet tutulmasından
söz etmiştir.
İlk derece mahkemesi bu sözleri halkın bir kesimini diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik olarak değerlendirmiştir.
Yargıtay’ın TCK 216 Konusundaki Önemli Ölçütleri
Yargıtay 8. Ceza Dairesi ise çok daha ayrıntılı bir değerlendirme yapmıştır.
Kararda öncelikle TCK 216/1’in somut tehlike suçu olduğu vurgulanmıştır.
Yargıtay’a göre “tahrik” kavramı;
soyut saygısızlık veya reddin ötesine geçmelidir.
Bir davranışın suç oluşturması için:
- ağır ve yoğun bir kin ve düşmanlığa tahrik bulunması,
- etkili şiddet çağrısı veya nefret söylemi niteliğinin ortaya çıkması,
- sözlerin belirsiz toplum kesiminde kin ve nefret yaratmaya veya mevcut duyguları pekiştirmeye elverişli olması
gerekir.
Yargıtay ayrıca kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayanması gerektiğini açıkça belirtmiştir.
Yargıtay Neden Beraat Gerektiğine Karar Verdi?
Daire, sanığın paylaşımlarını tek tek değil bir bütün olarak değerlendirmiştir.
Paylaşımların bir bölümünde Alevi toplumunun muhtemel saldırılara karşı kendisini korumasından ve nöbet tutmasından söz edilmektedir.
Yargıtay, sözlerin bir toplum kesimini diğer kesime saldırmaya çağırmadığı; esas itibarıyla bir mezhebe mensup kişilerin kendilerini korumalarına yönelik olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Bu nedenle TCK 216/1’in unsurlarının gerçekleşmediğine karar verilmiştir.
Sonuç olarak beraat verilmesi gerekirken mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunmuş ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Ceza Avukatı Açısından Kararın Önemi
Bu karar özellikle sosyal medya soruşturmalarında önemlidir.
Bir paylaşımın;
- sert,
- siyasi,
- kutuplaştırıcı,
- rahatsız edici
görülmesi tek başına TCK 216/1 kapsamında ceza verilmesi için yeterli değildir.
ceza avukatı tarafından böyle bir dosya incelenirken öncelikle;
- sözlerde gerçekten şiddet çağrısı bulunup bulunmadığı,
- failin tahrik kastı,
- paylaşımın tamamı,
- açık ve yakın tehlikenin somut delilleri
araştırılmalıdır.
TCK 216’da Mahkûmiyet Örneği: Yargıtay 8. CD 2021/12118 E., 2024/1418 K.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin yine 19.02.2024 tarihli, 2021/12118 E., 2024/1418 K. sayılı kararı, açık ve yakın tehlikenin somutlaştığı bir olaya ilişkindir.
Olay Biga’da gerçekleşmiştir.
Mağdurun kız kardeşinin nişanında Kürtçe müzik çalınması üzerine sanığın da aralarında bulunduğu kişiler tepki göstermiş ve:
“Burası Biga, buradan çıkış yok. Biga Kürtlere mezar olacak.”
şeklinde sloganlar atılmıştır.
Olay üzerine yaklaşık 150 kişinin daha toplanması söz konusu olmuştur.
Yargıtay dosyadaki;
- mağdur ve tanık beyanlarını,
- CD çözüm tutanağını,
- sanığın slogan atan ve kalabalığı tahrik eden kişilerden olduğuna ilişkin delilleri
birlikte değerlendirmiştir.
Daire, sözlerin yalnız soyut veya kaba bir ifade olmadığını kabul etmiştir.
İnsanların olay yerine toplanması ve olayın ancak güvenlik güçlerinin müdahalesiyle engellenebilmesi nedeniyle kamu güvenliği bakımından açık ve yakın tehlikenin fiilen ortaya çıktığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu nedenle TCK 216/1 kapsamında verilen mahkûmiyet hükmü onanmıştır.
Aynı dosyadaki tehdit suçuna ilişkin hüküm ise uzlaştırma ve basit yargılama gibi farklı hukuki nedenlerle bozulmuştur.
Bursa Kararıyla Birlikte Değerlendirildiğinde
İki karar arasındaki fark oldukça öğreticidir.
Bursa dosyasında:
- ağırlıklı olarak savunma ve korunma çağrısı,
- etkili şiddet çağrısının bulunmaması,
- açık ve yakın tehlikenin somutlaştırılamaması
nedeniyle beraat gerektiği kabul edilmiştir.
Biga dosyasında ise:
- belirli etnik kesime karşı ağır tehdit içerikli slogan,
- kalabalığın fiilen toplanması,
- güvenlik güçlerinin müdahalesinin gerekmesi
nedeniyle açık ve yakın tehlike gerçekleşmiş ve mahkûmiyet onanmıştır.
Bu karşılaştırma TCK 216 uygulamasında yalnız kullanılan kelimelerin değil, sözlerin fiilen neye yol açtığının da önem taşıdığını göstermektedir.
Sosyal Medyada Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik: Yargıtay 8. CD 2022/5760 E., 2025/989 K.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10.02.2025 tarihli, 2022/5760 E., 2025/989 K. sayılı kararı sosyal medya, TCK 216 ve TCK 218 ilişkisi bakımından ayrıca önemlidir.
Sanık hakkında Facebook hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan dava açılmıştır.
Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi sanığın beraatine karar vermiş; Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine dosya Yargıtay’a gelmiştir.
Yargıtay Hangi Koşulları Dikkate Aldı?
Yargıtay özellikle paylaşımın yapıldığı döneme önem vermiştir.
Paylaşımlar;
- Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki hendek operasyonlarının devam ettiği,
- toplumda yoğun infialin bulunduğu
bir dönemde gerçekleştirilmiştir.
Sanık herkese açık Facebook hesabından, boynundan iple bağlanmış kamuflajlı bir kişinin ve Cizre’de yaralandığını ileri sürdüğü bir çocuğun fotoğrafını paylaşmış; Kürtler ve “kardeşlik” üzerine ifadeler kullanmıştır.
Yargıtay açıklamanın;
ırk bakımından halkın bir kesimini diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik ettiğini kabul etmiştir.
Ayrıca paylaşımın herkese açık Facebook hesabından yapılmasını basın ve yayın yoluyla işlenme kapsamında değerlendirmiştir.
Bu nedenle sanığın TCK 216/1 ve 218 uyarınca cezalandırılması gerektiğini belirterek beraat kararını hukuka aykırı bulmuş ve bozmuştur.
Kararın Sosyal Medya Açısından Önemi
Bu karar sosyal medya hesaplarının TCK 218 bakımından taşıdığı önemi göstermektedir.
Herkese açık Facebook paylaşımı şartları varsa;
- TCK 216/1’deki aleniyet unsurunu gerçekleştirebilir,
- aynı zamanda TCK 218 kapsamında basın ve yayın yoluyla işleme nedeniyle ceza artırımına yol açabilir.
Ancak bundan “her sosyal medya paylaşımında TCK 218 uygulanır” sonucu çıkarılmamalıdır.
Paylaşımın erişim şekli, herkese açık olup olmadığı ve somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Halkın Bir Kesimini Alenen Aşağılama Suçu – TCK 216/2
TCK 216/2’ye göre halkın bir kesimini;
- sosyal sınıf,
- ırk,
- din,
- mezhep,
- cinsiyet veya
- bölge
farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
TCK 216/1’den farklı olarak bu fıkrada açık ve yakın tehlike şartı bulunmamaktadır.
Ancak sözün belirli bir kişiye değil, kanunda sayılan özelliklerden biri nedeniyle halkın bir kesimine yönelmesi gerekir.
Belirli bir kişiye yönelik aşağılayıcı ifadeler ise şartlarına göre TCK 125 kapsamındaki hakaret suçunu gündeme getirebilir.
Dini Değerleri Alenen Aşağılama Suçu – TCK 216/3
TCK 216/3’e göre halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi:
fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde
altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Her din eleştirisi veya dini düşünceye karşı çıkış suç değildir.
Dini inanç veya uygulamanın;
- eleştirilmesi,
- bilimsel veya felsefi tartışmaya konu edilmesi,
- sorgulanması
ile dini değerlerin aşağılanması birbirinden ayrılmalıdır.
Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçu – TCK 217
TCK 217’ye göre:
Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.
Bir kanunun yanlış olduğunu söylemek suç değildir.
Bir kanunun;
- değiştirilmesini,
- kaldırılmasını,
- Anayasa Mahkemesince iptal edilmesini
istemek de kural olarak ifade özgürlüğü kapsamındadır.
TCK 217’nin oluşması için halkın yürürlükteki kanuna uymamaya yöneltilmesi gerekir.
Ayrıca tahrik kamu barışını bozmaya elverişli olmalıdır.
Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu – TCK 217/A
TCK 217/A, 2022 yılında Türk Ceza Kanunu’na eklenmiş olup kamuoyunda sıklıkla “dezenformasyon suçu” olarak adlandırılmaktadır.
Her Yanlış Bilgi Paylaşımı Suç Mudur?
TCK 217/A’nın oluşabilmesi için birden fazla şartın birlikte bulunması gerekir.
Yayılan bilgi;
- gerçeğe aykırı olmalı,
- ülkenin iç veya dış güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlıkla ilgili olmalı,
- alenen yayılmalı,
- kamu barışını bozmaya elverişli olmalı,
- fail bilgiyi sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle yaymalıdır.
Bu unsurlardan herhangi birinin bulunmaması suçun oluşmasını engelleyebilir.
TCK 217/A Suçunun Maddi Unsuru
Kanunda sayılan alanlarla ilgili gerçeğe aykırı bir bilginin kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayılmasıdır.
Burada “bilgi” ile “görüş” ayrımı önemlidir.
Örneğin:
“Bu politika başarısızdır.”
şeklindeki söz ağırlıklı olarak değer yargısıdır.
Buna karşılık gerçekleşmemiş belirli bir olayın gerçekleşmiş gibi aktarılması doğruluğu objektif biçimde araştırılabilecek bir bilgi iddiasıdır.
TCK 217/A Suçunun Manevi Unsuru
Maddenin en önemli kısmı burasıdır.
Failin yalnız gerçeğe aykırı bilgi yayımlaması yeterli değildir.
Fail:
sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle
hareket etmelidir.
Kanunda özellikle “sırf” kelimesinin tercih edilmiş olması manevi unsur bakımından önemli bir sınırlama getirmektedir.
Yargıtay 8. CD 2023/4112 E., 2024/1966 K.: Yanlış Haber Tek Başına Suç Değildir
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 29.02.2024 tarihli, 2023/4112 E., 2024/1966 K. sayılı kararı, TCK 217/A konusunda verilen en önemli güncel kararlardan biridir.
Gazeteci olan sanık sosyal medya hesabından, Tatvan’da 14 yaşındaki bir çocuğun cinsel istismara uğradığına ve şüphelilerin polis ile uzman çavuş olduğuna ilişkin paylaşım yapmıştır.
Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesi gazeteciyi 10 ay hapis cezasıyla cezalandırmış; Van Bölge Adliye Mahkemesi de hükümdeki madde numarasını düzelterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Ancak Yargıtay mahkûmiyet kararını doğru bulmamıştır.
Yargıtay Neleri Dikkate Aldı?
Yargıtay’a göre gazeteci;
- paylaşımı saat 22.24 civarında yapmış,
- daha sonra yetkili kişilerle görüşmüş,
- aldığı bilginin eksik veya yanlış olabileceğini öğrenmiş,
- düzeltme mesajları yayımlamış,
- ilk paylaşımını tamamen kaldırmış,
- teyit etmeden paylaşım yaptığı için kamuoyundan özür dilemiştir.
Daire tüm bu davranışları birlikte değerlendirmiştir.
Yargıtay özellikle gerçeğe aykırılığı öğrendikten sonraki davranışları, sanığın suç tarihindeki amacının belirlenmesinde önemli görmüştür.
Sonuç olarak sanığın:
sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle hareket etmediği
kabul edilmiştir.
Ayrıca sanığın gazeteci olarak haber verme hakkını kullandığı ve suç işleme kastıyla hareket etmediği belirtilmiştir.
Bu nedenle TCK 217/A’nın unsurlarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmış ve beraat verilmesi gerekirken mahkûmiyet kurulması nedeniyle karar bozulmuştur.
Bu Kararın Hukuki Önemi
Kararın uygulamada son derece önemli üç sonucu vardır:
Birincisi: Her yanlış bilgi TCK 217/A değildir.
İkincisi: Failin amacı ayrıca ortaya konmalıdır.
Üçüncüsü: Yanlışlığın öğrenilmesinden sonra hızla düzeltme yapılması ve paylaşımın kaldırılması, otomatik olarak suçu ortadan kaldırmasa dahi, failin başlangıçtaki özel saiki ve kastı değerlendirilirken önemli bir delil olabilir.
Bu nedenle özellikle sosyal medya soruşturmalarında paylaşımın yalnız ilk hâli değil, failin sonrasındaki davranışları da dosyaya kazandırılmalıdır.
TCK 217/A’nın Nitelikli Hâli
Failin suçu;
- gerçek kimliğini gizleyerek veya
- bir örgütün faaliyeti çerçevesinde
işlemesi hâlinde TCK 217/A/2 uyarınca verilen ceza yarı oranında artırılır.
TCK 218 – Basın ve Yayın Yoluyla İşlenme
TCK 218, TCK 213 ve devamındaki kamu barışına karşı suçlara ilişkin ortak hükümdür.
Kanuna göre bu suçların:
basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranına kadar artırılır.
Özellikle internet ve sosyal medya paylaşımlarında bu hüküm önem taşımaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2022/5760 E., 2025/989 K. sayılı kararında herkese açık Facebook paylaşımının TCK 216/1 yanında TCK 218 kapsamında da değerlendirilmesi gerektiği açıkça kabul edilmiştir.
Haber Verme ve Eleştiri Hakkı
TCK 218’in son cümlesi ise ifade özgürlüğü açısından önemli bir güvence getirmektedir:
Haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2023/4147 E., 2024/2010 K. sayılı kararında bu hüküm doğrudan uygulanmış; gazetecinin açıklamasının yalnız tek cümlesi yerine tamamının değerlendirilmesi sonucunda suç işleme kastıyla hareket etmediği ve beraat etmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Sosyal Medya Paylaşımlarında Ceza Sorumluluğu Nasıl Belirlenir?
Facebook, Instagram, TikTok, YouTube veya X/Twitter üzerinden paylaşım yapılmış olması tek başına suçun oluştuğunu göstermez.
Bir ceza avukatı tarafından sosyal medya dosyası incelenirken özellikle şu hususların araştırılması gerekir:
- Paylaşımı gerçekten şüpheli veya sanık mı yaptı?
- Hesap herkese açık mıydı?
- Hesabın takipçi ve erişim yapısı neydi?
- Paylaşımın tamamı nedir?
- Ekran görüntüsü bağlamından koparılmış mı?
- Öncesinde ve sonrasında hangi mesajlar paylaşılmış?
- Paylaşım hangi toplumsal olay sırasında yapılmış?
- Açık ve yakın tehlike meydana gelmiş mi?
- Açık ve yakın tehlikeye ilişkin polis tutanağı, olay, kalabalık veya başka delil var mı?
- Failde özel saik aranıyorsa bu saik hangi delille ispatlanıyor?
- Paylaşım sonradan kaldırılmış veya düzeltilmiş mi?
- Hesap aidiyeti teknik verilerle doğrulanmış mı?
- TCK 218 uygulanacaksa paylaşımın basın-yayın niteliği somut olayda mevcut mu?
Özellikle ekran görüntüsüne dayalı dosyalarda hesap aidiyeti ve içeriğin bütünlüğü ayrıca araştırılmalıdır.
Aleniyet Nedir?
Kamu barışına karşı suçların önemli bölümünde aleniyet aranır.
Aleniyet için sözün mutlaka binlerce kişiye ulaşması şart değildir.
Önemli olan açıklamanın belirsiz sayıdaki kişilerin öğrenmesine elverişli biçimde gerçekleştirilmesidir.
Bu nedenle herkese açık sosyal medya paylaşımı ile iki kişi arasındaki özel mesajlaşma aynı şekilde değerlendirilemez.
Kamu Barışına Karşı Suçların Faili Kim Olabilir?
TCK 213-217/A arasındaki suçlar kural olarak özgü suç değildir.
Dolayısıyla özel bir sıfat aranmaksızın ceza sorumluluğu bulunan her gerçek kişi fail olabilir.
Gazeteci veya kamu görevlisi olmak suçun faili olmanın şartı değildir.
Bununla birlikte gazeteci olunması, özellikle haber verme hakkı ve TCK 218’in son cümlesi bakımından somut olay değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Bu Suçlarda Teşebbüs Mümkün Müdür?
Bu suçların büyük bölümü aleni açıklamanın veya yaymanın gerçekleştirilmesiyle tamamlanan suçlardır.
Bu nedenle uygulamada teşebbüs alanı oldukça sınırlıdır.
Bununla birlikte icra hareketlerinin bölünebildiği ve failin elinde olmayan nedenlerle aleniyet veya yayma gerçekleşmeden eylemin engellendiği istisnai durumlarda teşebbüs hükümlerinin uygulanabilirliği somut olay bakımından ayrıca tartışılabilir.
İştirak Mümkün Müdür?
Birden fazla kişinin suç işleme kararı kapsamında birlikte hareket etmesi hâlinde TCK’nın;
- faillik,
- azmettirme,
- yardım etme
hükümleri uygulanabilir.
TCK 214/3 ise ayrıca özel bir düzenleme içerir. Tahrik konusu suç işlenirse tahrik eden kişi bu suçtan azmettiren olarak cezalandırılır.
Kamu Barışına Karşı Suçlar Şikâyete Bağlı Mıdır?
TCK 213, 214, 215, 216, 217 ve 217/A kapsamındaki suçlar şikâyete bağlı değildir.
Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiğinde resen soruşturma yapabilir.
Bu nedenle sonradan şikâyetten vazgeçilmesi kural olarak soruşturma veya davayı sona erdirmez.
Kamu Barışına Karşı Suçlarda Uzlaşma Var Mıdır?
Bu suçlar CMK 253 kapsamında uzlaştırmaya tabi suçlar arasında değildir.
Bu nedenle TCK 213-217/A kapsamında yürütülen soruşturmalarda kural olarak uzlaştırma prosedürü uygulanmaz.
Kamu Barışına Karşı Suçlarda Görevli Mahkeme
TCK 213, TCK 214/1, TCK 215, TCK 216, TCK 217 ve TCK 217/A’nın temel şekilleri bakımından görevli mahkeme kural olarak Asliye Ceza Mahkemesidir.
TCK 214/2’de ise ceza:
15 yıldan 24 yıla kadar hapis
olduğundan görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir.
Bununla birlikte bağlantılı başka ağır cezalık suçların aynı dosyada bulunması hâlinde, asliye cezalık bir suçun da ağır ceza mahkemesinde bağlantı nedeniyle görülmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2022/5760 E., 2025/989 K. sayılı kararına konu TCK 216/1 yargılamasının ilk derece mahkemesi Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesidir. Dosyada terör örgütü propagandası suçuna ilişkin ayrı bir hükmün bulunması bu yargılama yapısının değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.
Dolayısıyla mahkemenin görevini yalnız “TCK 216 normalde Asliye Ceza Mahkemesinde görülür” şeklinde soyut bir cümleyle değerlendirmek her dosyada yeterli olmayabilir.
Kamu Barışına Karşı Suçlarda Zamanaşımı
Zamanaşımı TCK 66 ve devamı maddelerine göre belirlenir.
Bu suçların temel şekillerinin önemli bir bölümünde cezanın üst sınırı beş yılı aşmadığından 8 yıllık dava zamanaşımı gündeme gelebilir.
Ancak;
- TCK 214/2,
- silahla işleme,
- TCK 218,
- diğer daha ağır cezayı gerektiren hâller
zamanaşımı hesabını değiştirebilir.
Örneğin TCK 214/2’de üst sınır 24 yıl olduğundan temel suçlara kıyasla çok daha uzun dava zamanaşımı söz konusudur.
Ayrıca dava zamanaşımını kesen ve durduran işlemler gerçek son tarihi değiştirebilir.
Yargıtay’ın 2021/17102 E., 2024/7842 K. kararında da suç vasfının TCK 213’ten TCK 106’ya dönüştürülmesinden sonra zamanaşımı yeniden hesaplanmış ve olağanüstü dava zamanaşımının dolması nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
Bu nedenle zamanaşımı her dosyada ayrıca hesaplanmalıdır.
Yargıtay Kararlarına Göre Kamu Barışına Karşı Suçlarda Temel Ölçütler
İncelenen güncel Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde birkaç temel ilke ortaya çıkmaktadır.
1. Tehdidin Kime Yöneldiği Belirlenmelidir
TCK 213 bakımından tehdit belirli kişilere değil, belirsiz sayıdaki kişilere yönelmelidir.
Yargıtay 8. CD 2021/17102 E., 2024/7842 K. kararı bunun açık örneğidir.
2. Konuşma Bağlamından Koparılamaz
TCK 214 bakımından tek bir ağır cümle mahkûmiyet için yeterli olmayabilir.
Yargıtay 8. CD 2023/4147 E., 2024/2010 K. kararında konuşmanın tamamı değerlendirilmiş ve ilk bakışta suç işlemeye çağrı gibi görünen sözün aslında kaos yaşanmaması yönündeki mesajın parçası olduğu kabul edilmiştir.
3. Açık ve Yakın Tehlike Somut Olmalıdır
TCK 215 ve TCK 216/1 bakımından soyut tehlike yeterli değildir.
Biga kararında insanların toplanması ve güvenlik güçlerinin müdahale etmek zorunda kalması tehlikenin somutlaştığını göstermiştir.
4. Zaman ve Toplumsal Ortam Önemlidir
Yargıtay 8. CD 2021/18360 E., 2024/8321 K. kararında darbe girişiminin henüz devam ettiği sıcak saatlerdeki paylaşımın açık ve yakın tehlike yaratması üzerinde özellikle durulmuştur.
5. Şiddet veya Nefret Çağrısının Niteliği İncelenmelidir
Yargıtay TCK 216/1 için ağır ve yoğun kin-düşmanlığa tahrik ve etkili şiddet çağrısı kriterini vurgulamıştır.
Kendini korumaya ilişkin açıklama ile diğer toplumsal kesime saldırmaya yönelik çağrı birbirinden ayrılmalıdır.
6. Yanlış Bilgi Tek Başına TCK 217/A Değildir
Yargıtay 8. CD 2023/4112 E., 2024/1966 K. kararında gazetecinin düzeltme yapması ve paylaşımı kaldırması, failde “sırf korku ve panik yaratma saiki” bulunmadığını gösteren unsurlar arasında değerlendirilmiştir.
7. Herkese Açık Sosyal Medya Paylaşımında TCK 218 Gündeme Gelebilir
Yargıtay 8. CD 2022/5760 E., 2025/989 K. kararında herkese açık Facebook paylaşımı basın ve yayın yoluyla işlenme kapsamında değerlendirilmiştir.
Ceza Avukatı Açısından Savunmada Nelere Dikkat Edilmelidir?
TCK 213-217/A kapsamındaki bir dosyada savunmanın yalnız:
“Bu söz ifade özgürlüğüdür.”
şeklindeki genel bir itiraza dayanması yeterli olmayabilir.
Dosyada suçun her unsuru ayrı ayrı tartışılmalıdır.
Özellikle;
- suç tipinin doğru belirlenip belirlenmediği,
- sözün muhatabının belirli veya belirsiz olması,
- aleniyet,
- paylaşımın tamamı,
- kast ve özel saik,
- açık ve yakın tehlike,
- şiddet çağrısının varlığı,
- kamu barışını bozmaya elverişlilik,
- sosyal medya hesabının aidiyeti,
- paylaşımın yapıldığı tarih ve ortam,
- haber verme ve eleştiri hakkı,
- paylaşım sonrası düzeltme veya kaldırma işlemleri
incelenmelidir.
Nitekim Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesinde mahkûmiyetle sonuçlanan TCK 216/1 dosyasında, Yargıtay suçun unsurlarının gerçekleşmediği sonucuna ulaşarak beraat gerektiğini kabul etmiştir.
Bu nedenle ceza avukatı tarafından hazırlanacak savunmada yalnız kullanılan kelimeler değil, Yargıtay’ın ortaya koyduğu maddi ve manevi unsur kriterleri somut delillerle tartışılmalıdır.
TCK 214/2 gibi ağır cezayı gerektiren suçlarda veya tahrik sonucunda ağır cezalık başka suçların işlenmesi hâlinde ise dosya Ağır Ceza Mahkemesi önüne gelebileceğinden, ağır ceza yargılamasının kendine özgü delil ve savunma yapısı ayrıca önem kazanır.
Sıkça Sorulan Sorular
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun cezası nedir?
TCK 216/1 uyarınca ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin ortaya çıkması gerekir.
Her nefret içeren söz TCK 216 suçunu oluşturur mu?
Yargıtay özellikle TCK 216/1 bakımından ağır ve yoğun tahrik, etkili şiddet çağrısı veya nefret söylemi ve açık-yakın tehlike koşullarını değerlendirmektedir.
Sosyal medyada paylaşım yapmak TCK 218’in uygulanması için yeterli midir?
Her durumda değil. Ancak Yargıtay 8. CD 2022/5760 E., 2025/989 K. kararında herkese açık Facebook paylaşımını basın ve yayın yoluyla işlenme kapsamında değerlendirmiştir.
Bir konuşmadan yalnız bir cümle alınarak suç işlemeye tahrik suçu oluşur mu?
Konuşmanın bütünü değerlendirilmelidir. Yargıtay 8. CD 2023/4147 E., 2024/2010 K. sayılı kararında ilk bakışta oldukça ağır görünen sözün konuşmanın devamıyla birlikte değerlendirilmesi sonucunda tahrik kastının bulunmadığına ve beraat gerektiğine karar vermiştir.
Yanlış haber paylaşan gazeteci TCK 217/A’dan cezalandırılır mı?
Her yanlış haber suç değildir. TCK 217/A bakımından failin gerçeğe aykırı bilgiyi sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle yayması gerekir.
Paylaşımı sonradan silmek suçun oluşmasını engeller mi?
Tek başına otomatik olarak engellemez. Ancak Yargıtay 8. CD 2023/4112 E., 2024/1966 K. kararında paylaşımın kaldırılması, düzeltme yapılması ve özür dilenmesi manevi unsurun değerlendirilmesinde önemli görülmüştür.
TCK 213 ile tehdit suçu arasındaki fark nedir?
TCK 213 bakımından tehdidin belirsiz sayıdaki kişilere yönelmesi ve failin halk arasında korku-panik yaratma amacı taşıması gerekir. Belirli kişilere yönelik tehdit kural olarak TCK 106 kapsamında değerlendirilir.
Kamu barışına karşı suçlar şikâyete bağlı mıdır?
Bu suçlar kural olarak Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur.
Bu suçlarda uzlaşma var mıdır?
Kural olarak hayır. TCK 213-217/A arasındaki bu suçlar uzlaştırmaya tabi suçlar arasında değildir.
Bursa’da halkı kin ve düşmanlığa tahrik konusunda Yargıtay kararı var mıdır?
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturulan ve Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dosyada Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/17772 E., 2024/1928 K. sayılı kararıyla suçun unsurlarının gerçekleşmediğini ve beraat verilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Sonuç
Kamu barışına karşı suçlar, ifade özgürlüğü ile toplumun huzur ve güvenliğinin korunması arasındaki en hassas ceza hukuku alanlarından biridir.
Yargıtay’ın güncel kararları, her sert veya rahatsız edici açıklamanın cezalandırılamayacağını açık biçimde göstermektedir.
TCK 213 bakımından tehdidin belirsiz sayıdaki kişilere yönelmesi ve korku-panik yaratma amacı;
TCK 214 bakımından gerçek bir suç işlemeye tahrik kastı;
TCK 215 ve TCK 216/1 bakımından açık ve yakın tehlike;
TCK 217 bakımından kamu barışını bozmaya elverişlilik;
TCK 217/A bakımından ise gerçeğe aykırı bilgiyi sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle yayma ayrı ayrı ortaya konmalıdır.
Bursa’da sosyal medya paylaşımı veya kamuya açık açıklama nedeniyle TCK 216 kapsamında verilen mahkûmiyet kararının Yargıtay tarafından bozulması da, bu suçlarda sözün yalnız görünen anlamının değil, bağlamının ve meydana getirdiği somut tehlikenin belirleyici olduğunu göstermektedir.
Bu nedenle ceza avukatı veya suçun ağırlığına göre ağır ceza avukatı tarafından yapılacak değerlendirmede suçun bütün maddi ve manevi unsurları, dijital deliller, paylaşımın bağlamı ve güncel Yargıtay kararları birlikte incelenmelidir.
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her ceza soruşturması ve davası kendi somut olay, delil ve koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Avukat İlker Kılıç Bursa Barosu
