Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçu Nedir? TCK 164

Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 164. maddesinde ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar arasında düzenlenmiştir.

TCK m.164’e göre bir şirket veya kooperatifin kurucu, ortak, idareci, müdür veya temsilcileri ile yönetim veya denetim kurulu üyeleri ya da tasfiye memurlarının; kamuya yaptıkları açıklamalarda veya genel kurula sundukları rapor ve önerilerde, ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgiler vermeleri veya verdirtmeleri suçtur. Kanunda bu suç için altı aydan üç yıla kadar hapis veya bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür.

Bu düzenlemeyle şirket ve kooperatiflerin faaliyetleri hakkında açıklama yapmaya yetkili kişilerin, ortakları, yatırımcıları, alacaklıları ve diğer ilgilileri ekonomik kararlarında yanıltabilecek önemli ve gerçeğe aykırı bilgiler vermesinin önlenmesi amaçlanmaktadır.

TCK 164 Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçunun Maddi Unsurları

Suçun oluşabilmesi için yalnızca herhangi bir yanlış bilginin açıklanmış olması yeterli değildir. Failin sıfatı, açıklamanın yapıldığı yer veya muhatap, bilginin gerçeğe aykırılığı, önemi ve ilgilileri zarara uğratmaya elverişli olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir. TCK m.164 bütün bu unsurları suç tanımının içerisinde aramaktadır.

  1. Suçun Faili Kim Olabilir?

TCK m.164 herkes tarafından işlenebilen bir suç değildir. Suçun faili ancak şirket veya kooperatif bünyesinde kanunda belirtilen sıfatlardan birini taşıyan kişi olabilir.

Buna göre suçun faili;

  • şirket veya kooperatif kurucusu,
  • ortağı,
  • idarecisi,
  • müdürü,
  • temsilcisi,
  • yönetim kurulu üyesi,
  • denetim kurulu üyesi veya
  • tasfiye memuru

olabilir.

Bu nedenle TCK m.164, ceza hukuku bakımından özgü suç niteliğindedir. TCK m.40/2 uyarınca özgü suçlarda ancak kanunun aradığı özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir; bu niteliği taşımayan kişilerin sorumluluğu ise somut olayın şartlarına göre azmettiren veya yardım eden sıfatıyla gündeme gelebilir.

Örneğin şirket müdürünün, şirket çalışanına gerçeğe aykırı bir açıklama yaptırması hâlinde müdürün “yanlış bilgi verdirtme” eylemi TCK m.164 kapsamında değerlendirilebilir.

  1. Gerçeğe Aykırı Bilginin Kamuya Açıklanması veya Genel Kurula Sunulması

Kanun her türlü özel görüşme veya şirket içi yazışmayı TCK m.164 kapsamında suç olarak düzenlememiştir. Gerçeğe aykırı önemli bilginin;

kamuya yapılan bir beyanda veya genel kurula sunulan rapor ya da öneride yer alması gerekir.

Örneğin şirket yöneticisinin kamuya yaptığı açıklamada şirketin gerçekte bulunmayan yüksek miktarda alacağının bulunduğunu söylemesi, şirketin borç durumunu gerçeğinden farklı göstermesi veya genel kurula sunulan raporda şirketin mali durumuyla ilgili önemli bir veriyi bilinçli şekilde gerçeğe aykırı göstermesi suçun diğer şartlarının da bulunması hâlinde TCK m.164 kapsamında değerlendirilebilir.

Buna karşılık yalnızca kişisel kanaat açıklaması niteliğindeki sözler veya suç tanımında belirtilen açıklama ve raporlarla bağlantısı bulunmayan özel konuşmalar bakımından doğrudan TCK m.164 uygulanması mümkün olmayabilir.

  1. Verilen Bilginin Gerçeğe Aykırı Olması

Suçun temel şartlarından biri verilen veya verdirtilen bilginin objektif olarak gerçeğe aykırı olmasıdır.

Gerçeğe uygun bir bilginin ilgililer bakımından olumsuz ekonomik sonuç doğurması TCK m.164 suçunu oluşturmaz. Aynı şekilde daha sonra gerçekleşmeyen bir öngörü ile açıklamanın yapıldığı tarihte bilinçli olarak verilen gerçeğe aykırı bilgi birbirinden ayrılmalıdır.

Ceza sorumluluğu değerlendirilirken açıklamanın yapıldığı tarihteki şirket kayıtları, ticari defterler, bilanço ve mali tablolar, banka kayıtları, genel kurul tutanakları, sözleşmeler ve diğer belgeler önem taşıyabilir.

  1. Gerçeğe Aykırı Bilginin “Önemli” Olması Gerekir

TCK m.164 her yanlış veya hatalı bilgiyi cezalandırmamaktadır. Kanun açıkça “gerçeğe aykırı önemli bilgiler” verilmesini aramaktadır.

Bu nedenle şirket veya kooperatifin mali durumu ya da ilgililerin ekonomik kararları üzerinde hiçbir etkisi bulunmayan tali ve önemsiz yanlışlıklar tek başına suçun oluşması için yeterli değildir.

Bilginin önemli olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Şirketin malvarlığı, borçluluk durumu, gelirleri, büyük çaplı alacakları, önemli sözleşmeleri veya faaliyetlerinin devamını etkileyebilecek hususlar bakımından verilen gerçeğe aykırı bilgilerin önem taşıması daha olasıdır.

  1. Bilginin İlgilileri Zarara Uğratabilecek Nitelikte Olması Gerekir

TCK m.164 bakımından en önemli hususlardan biri, zararın fiilen gerçekleşmesinin zorunlu olmamasıdır.

Kanunda “ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte” gerçeğe aykırı bilgi verilmesi yeterli görülmüştür. Bu nedenle bir ortak, yatırımcı veya alacaklının gerçekten parasal zarara uğraması suçun zorunlu unsuru değildir. Ancak açıklanan yanlış bilginin niteliği itibarıyla ilgililerin zararına yol açmaya elverişli olması gerekir.

Bu yönüyle TCK m.164 kapsamında sonuç olarak fiilî bir malvarlığı zararının ortaya çıkması aranmaz. Önemsiz veya ekonomik kararları etkilemeye elverişli olmayan yanlış bilgiler ise sırf gerçeğe aykırı olmaları nedeniyle otomatik olarak suç oluşturmaz.

Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçunun Manevi Unsuru

TCK m.164’te taksirle işlenen özel bir şekil düzenlenmemiştir. TCK m.21 uyarınca suçun oluşması kural olarak kastın varlığına bağlıdır; kast, suç tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.

Buna göre failin;

gerçeğe aykırı bir bilgi verdiğini veya verdirdiğini, bilginin önemli olduğunu ve açıklamanın ilgilileri zarara uğratabilecek nitelik taşıdığını bilerek hareket etmesi gerekir.

Kanun ayrıca “kendisine yarar sağlama” veya “başkasına zarar verme amacı” şeklinde özel bir amaç aramamıştır. Bu nedenle suçun oluşması için failin mutlaka kişisel kazanç elde etmek istemesi gerekmez.

Buna karşılık şirket yöneticisinin kendisine verilen hatalı muhasebe verilerinin yanlış olduğunu bilmeden ve gerçeğe uygun olduğunu düşünerek açıklama yapması hâlinde kast unsuru özellikle tartışılmalıdır. Basit hesap hatası, ihmal veya yanlış veriye güvenme hâlleri ile bilerek gerçeğe aykırı bilgi verme birbirinden ayrılmalıdır.

TCK 164 Suçunun Cezası Nedir?

Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme suçunun cezası TCK m.164/1’de;

altı aydan üç yıla kadar hapis cezası veya bin güne kadar adli para cezası

olarak belirlenmiştir.

Kanundaki “veya” ifadesi nedeniyle hapis ve adli para cezası birlikte öngörülmüş iki zorunlu ceza değildir. Temel yaptırım alternatif olarak düzenlenmiştir. Somut olayda uygulanacak yaptırım; failin kastının yoğunluğu, açıklanan bilginin niteliği, meydana gelen tehlikenin ağırlığı ve TCK’nın cezanın belirlenmesine ilişkin genel hükümleri dikkate alınarak mahkeme tarafından belirlenir.

Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçu Şikâyete Tabi midir?

TCK m.164’te düzenlenen suç şikâyete tabi değildir.

Kanun maddesinde kovuşturmanın şikâyete bağlı olduğuna ilişkin özel bir hüküm bulunmadığından suç, Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturulur ve kovuşturulur. TCK m.73’te düzenlenen altı aylık şikâyet süresi yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması kanunen şikâyete bağlı suçlar bakımından geçerlidir.

Dolayısıyla TCK m.164 bakımından 6 aylık şikâyet süresi bulunmamaktadır.

Suçtan zarar gören kişi savcılığa şikâyet veya ihbarda bulunabilir; ancak soruşturmanın yürütülebilmesi için şikâyetin varlığı bir dava şartı değildir. Aynı nedenle daha sonra şikâyetten vazgeçilmesi de tek başına soruşturma veya kamu davasının sona ermesini sağlamaz.

TCK 164 Suçunda Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

TCK m.164’te öngörülen hapis cezasının üst sınırı üç yıldır. TCK m.66 uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Bu nedenle şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme suçunun olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Suç, kural olarak gerçeğe aykırı önemli bilginin kamuya açıklandığı veya genel kurula sunulduğu anda tamamlandığından zamanaşımı hesabında somut fiilin gerçekleştiği tarih önem taşır.

TCK m.67’de belirtilen dava zamanaşımını kesen nedenlerin gerçekleşmesi hâlinde süre yeniden işlemeye başlar ve kesilme hâlinde zamanaşımı süresi kanunda belirtilen sınırlar içerisinde uzayabilir. Bu suç bakımından kesilme nedeniyle ulaşılabilecek azami süre kural olarak 12 yıldır; ayrıca zamanaşımını durduran sebeplerin bulunması süre hesabını etkileyebilir.

Bu nedenle somut dosyada yalnızca suç tarihinden itibaren sekiz yıl geçmiş olup olmadığına bakılması yerine zamanaşımını durduran veya kesen bir işlem bulunup bulunmadığının da incelenmesi gerekir.

TCK 164 Suçu Uzlaştırmaya Tabi midir?

Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme suçu kural olarak uzlaştırma kapsamında değildir.

CMK m.253’te uzlaştırmaya tabi suçlar belirlenmiş olup TCK m.164 bu suçlar arasında özel olarak sayılmamaktadır. Suç aynı zamanda şikâyete tabi olmadığından genel olarak uzlaştırma prosedürü uygulanmaz.

Bununla birlikte CMK m.253’te suça sürüklenen çocuklar bakımından özel bir düzenleme bulunmaktadır. Mağdur veya suçtan zarar görenin gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren bazı suçlar suça sürüklenen çocuklar yönünden uzlaştırma kapsamına girebilir. TCK m.164’ün üst sınırının üç yıl olması nedeniyle, failin çocuk olduğu istisnai bir durumda CMK m.253/1-c kapsamında ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.

Yetişkin fail yönünden ise TCK m.164 suçu uzlaştırmaya tabi değildir.

Şirket veya Kooperatif Hakkında Yanlış Bilgi Verme Suçunda Görevli Mahkeme Hangisidir?

TCK m.164 kapsamında açılan ceza davasında görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

5235 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller dışında, sulh ceza hâkimliği ile ağır ceza mahkemelerinin görev alanında bulunmayan dava ve işlere asliye ceza mahkemeleri bakar. TCK m.164’te öngörülen cezanın üst sınırı üç yıl olduğundan dava asliye ceza mahkemesinde görülür.

TCK 164 Suçu ile Dolandırıcılık Suçu Arasındaki Fark Nedir?

Şirket hakkında yanlış bilgi verilmesi her olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğu anlamına gelmez.

TCK m.164 bakımından ilgilileri zarara uğratmaya elverişli önemli ve gerçeğe aykırı bilginin kanunda belirtilen kişilerce ve belirtilen biçimde verilmesi yeterli olabilir. Fiilî zararın meydana gelmesi şart değildir.

Dolandırıcılık suçunda ise ayrıca hileli davranış, bir kişinin aldatılması, mağdurun veya başkasının zararına hareket edilmesi ve fail veya başka bir kişi lehine yarar sağlanması gibi farklı unsurların bulunması gerekir. Bu nedenle şirket yöneticisinin gerçeğe aykırı açıklamasının somut olayın özelliklerine göre TCK m.164 dışında başka ceza hükümlerini de gündeme getirmesi mümkündür.

TCK 164 Kapsamında Hangi Deliller Önemlidir?

Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme suçlarında özellikle açıklamanın yapıldığı tarihte gerçek ekonomik durumun ne olduğunun ve failin bu durumu bilip bilmediğinin belirlenmesi önem taşır.

Bu nedenle genel kurul tutanakları ve raporları, ticari defter ve kayıtlar, bilanço ve gelir tabloları, banka hesapları, vergi kayıtları, şirket içi yazışmalar, yönetim kurulu kararları, bağımsız denetim raporları, kamuya yapılan yazılı veya görüntülü açıklamalar ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında önem taşıyabilir.

Ceza sorumluluğunun belirlenmesinde yalnızca açıklamanın sonradan yanlış çıkmış olması yeterli değildir. Açıklamanın yapıldığı tarihte gerçeğe aykırı olup olmadığı ve failin bu gerçeğe aykırılığı bilip bilmediği ayrı ayrı araştırılmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Şirket yöneticisinin her yanlış açıklaması suç mudur?

Hayır. Bilginin gerçeğe aykırı olmasının yanında önemli olması ve ilgilileri zarara uğratabilecek nitelikte bulunması gerekir. Ayrıca suçun manevi unsuru olan kastın da somut olayda mevcut olması gerekir.

Zararın gerçekten meydana gelmesi gerekir mi?

Hayır. TCK m.164, bilginin ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte olmasını yeterli görmektedir. Gerçek ve hesaplanabilir bir maddi zararın ortaya çıkması suçun zorunlu unsuru değildir.

Muhasebecinin yaptığı hata nedeniyle şirket müdürü cezalandırılır mı?

Otomatik olarak cezalandırılmaz. Müdür gerçeğe aykırılığı bilmiyor ve verilerin doğru olduğuna inanıyorsa suçun kast unsuru tartışmalıdır. TCK m.21 gereğince kast, suçun kanuni unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesini gerektirir.

TCK 164 şikâyete tabi midir?

Suç re’sen soruşturulur. Bu nedenle altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz.

Şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?

Suç şikâyete bağlı olmadığından şikâyetten vazgeçme tek başına kamu davasının düşmesine neden olmaz.

TCK 164 suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

Olağan dava zamanaşımı 8 yıldır. Zamanaşımının kesilmesi hâlinde somut olayda süre 12 yıla kadar çıkabilir; durma nedenleri de ayrıca dikkate alınmalıdır.

TCK 164 uzlaştırmaya tabi midir?

Yetişkin fail bakımından kural olarak hayır. TCK 167 kişiler açısından farklıdır.

Görevli mahkeme hangisidir?

Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme suçuna ilişkin davalara Asliye Ceza Mahkemesi bakar.

Sonuç

TCK m.164’te düzenlenen şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi verme suçu, şirket veya kooperatifin belirli yönetici ve ilgililerinin kamuya yaptıkları açıklamalarda veya genel kurula sundukları rapor ve önerilerde gerçeğe aykırı, önemli ve ilgilileri zarara uğratmaya elverişli bilgiler vermelerini veya verdirtmelerini cezalandırmaktadır.

Suçun oluşması için zararın fiilen gerçekleşmesi şart değildir. Buna karşılık verilen her yanlış bilgi de suç oluşturmaz. Bilginin önemli olması, zarara yol açmaya elverişli bulunması, kanunda belirtilen ortamda açıklanması ve failin kasten hareket etmesi gerekir. Suçun cezası 6 aydan 3 yıla kadar hapis veya bin güne kadar adli para cezasıdır.

Avukatı İlker Kılıç /Bursa Barosu

Av. İlker Kılıç
Yazar & Hukuki Danışman

Av. İlker Kılıç

Avukat · Fiil Hukuk Bürosu Kurucusu

Fiil Hukuk Bürosu kurucusu Av. İlker Kılıç; iş hukuku, icra iflas hukuku, gayrimenkul hukuku ve aile hukuku alanlarında Bursa'da müvekkillerine etkin ve güvenilir hukuki destek sunmaktadır.

Bu Yazıyı Paylaşmak İstediğiniz Platformu Seçin