BONO VE ÇEK ; BEDELSİZLİK İDDİASI VE BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ

BONO VE ÇEK’TE BEDELSİZLİK İDDİASI VE BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ (MENFİ TESPİT DAVASI)

  1. Giriş

Kambiyo senetleri, ticari hayatın en önemli araçlarından biri olarak alacak ve borç ilişkilerini güvence altına almakta, tedavül kabiliyeti sayesinde ekonomik hayatta likidite sağlamaktadır. Bununla birlikte, kimi durumlarda kambiyo senedi (bono veya çek), arkasında bir ekonomik sebep (temel borç ilişkisi) bulunmaksızın düzenlenebilir. İşte bu durumda, senedin bedelsiz kaldığı iddiası gündeme gelir.

Borçlu, senedin bedelsiz kaldığını ileri sürerek kendisine karşı yapılan icra takibine karşı koymak veya olası bir takip tehdidini bertaraf etmek amacıyla İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açabilir. Uygulamada bu davalar, “bedelsizliğe dayalı menfi tespit davaları” olarak adlandırılmaktadır.

 

  1. Kambiyo Senetlerinde Mücerretlik (Soyutluk) İlkesi

Kambiyo senetlerinin temel özelliği, mücerretlik (soyutluk) ilkesidir. Bu ilke gereğince, senedin doğumuna sebep olan temel borç ilişkisinden bağımsız olarak kambiyo taahhüdü geçerli kabul edilir. Yani senet metninde yazılı borç, temel ilişkiden ayrılarak bağımsız bir taahhüt haline gelir.

Ancak bu ilke, mutlak değildir. Kambiyo hukukunun sağladığı bu soyutluk, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ve hakkın kötüye kullanılması yasağı sınırları içinde değerlendirilir. Dolayısıyla temel borç ilişkisinin hiç doğmaması veya sonradan ortadan kalkması hâlinde borçlu, senedin bedelsiz kaldığını ispatlayarak kambiyo borcundan kurtulabilir

III. Bedelsizlik Kavramı ve Türleri

Bedelsizlik, kambiyo senedinin düzenlenmesine sebep olan temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması durumudur. Yargıtay’a göre bedelsizlik; senedin arkasındaki hukuki ilişkinin geçersiz, hükümsüz veya sona ermiş olması hâlinde söz konusudur.

  1. Tam Bedelsizlik

Senedin hiçbir hukuki nedene dayanmadığı hâllerde (örneğin hatır senedi, sahte işlem, geçersiz sözleşme) ortaya çıkar.

  1. Kısmi  Bedelsizlik

Senedin dayandığı temel alacak, senetteki meblağdan daha düşükse kısmi bedelsizlik vardır. Bu durumda borçlu, sadece alacak miktarı kadar borçlu kabul edilir.

  1. Geçici Bedelsizlik

Teminat amacıyla düzenlenen senetlerde sıkça görülür. Teminat altına alınan borcun doğması beklenirken senet düzenlenmişse, borç doğana kadar senet geçici olarak bedelsizdir. Borç doğduğunda senet bedel kazanır; doğmazsa kesin bedelsizlik  meydana gelir.

  1. Bedelsizlik İddiasına Dayalı Menfi Tespit Davası
  2. Hukuki Dayanak

İİK’nin 72. maddesi uyarınca borçlu, icra takibinden önce veya sonra borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte de bu hüküm kıyasen uygulanır (İİK m. 170/b).

  1. Davanın Konusu ve Amacı

Menfi tespit davası ile borçlu, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri sürerek senet borcundan kurtulmayı amaçlar. Mahkeme, borcun mevcut olup olmadığını maddi hukuk açısından değerlendirir.

  1. İspat Külfeti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin kararında açıkça belirtildiği üzere:

“Kambiyo senedinin bedelsiz kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tespit davasında ispat külfeti borçluya düşer.”

Dolayısıyla borçlu, bedelsizlik iddiasını yazılı delillerle ve somut olgularla ispatlamak zorundadır. Sadece soyut beyanlar veya senedin “teminat olarak verildiği” yönündeki iddialar yeterli görülmemektedir .

  1. Bedelsizlik İddiasının İleri Sürülmesi
  2. Lehtara Karşı

TTK m. 687 uyarınca bedelsizlik kişisel def’i niteliğindedir. Bu nedenle kural olarak sadece senedin lehtarına karşı ileri sürülebilir.

  1. Hamile Karşı

Senet ciro edilip üçüncü kişiye geçmişse borçlu, ancak hamilin senedi bile bile kendi zararına devraldığını kanıtlarsa bedelsizlik def’ini hamile karşı ileri sürebilir (TTK m. 687/2).

  1. Teminat Senetleri

Yargıtay, teminat amacıyla verilen kambiyo senetlerinde, teminat koşulu gerçekleşmediği sürece geçici bedelsizlik kabul etmektedir.
Nitekim Yargıtay 11. HD, kararında;

“Teminat senetlerinde teminat koşulu gerçekleşmedikçe kambiyo senedi geçici olarak bedelsizdir. Ancak teminatın gerçekleşmemesi halinde kesin bedelsizlik söz konusu olur.”
şeklinde hüküm kurmuştur.

  1. Yargıtay Kararları Işığında Uygulama
  2. Yargıtay 11. HD,

Bu karar, İstanbul BAM 16. HD’nin bedelsizlik iddiasına ilişkin kararının temyizi üzerine verilmiş olup, bedelsizliğin ispat yükü borçluya aittir ilkesini pekiştirmiştir. Daire; taşınmaz satışına dayalı temel ilişki iddiasının gerçekleşmediği yönündeki savunmanın yazılı delille ispatlanması gerektiğini, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

  1. Yargıtay 19. HD,

“Kambiyo senedinin teminat senedi olduğu iddiası ispatlanmadıkça senet bedelsiz sayılamaz.”

  1. Yargıtay 11. HD,

“Bedelsizlik iddiası, yazılı delille ispatlanmadıkça kambiyo senedine dayanılarak yapılan takibin durdurulması mümkün değildir.”

  1. Yargıtay 12. HD,

“Senedin teminat amacıyla düzenlendiği iddiası, kambiyo senedinin mücerretlik vasfını ortadan kaldırmaz; senet metninde açıkça teminat kaydı bulunmadıkça kambiyo takibi yapılabilir.”

VII. Öğreti Görüşleri

  • Teminat senetleri bakımından geçici bedelsizlik mümkündür; borcun doğmasıyla bedelsizlik ortadan kalkar.
  • Bedelsizliğin esasını temel alacağın yokluğu oluşturur; hatır senetlerinde bedelsizlik kural, gerçek borç ilişkilerinde ise istisnadır.
  • Bedelsizlik iddiası, ancak açık ve yazılı delillerle ispatlanabilir; soyut teminat beyanları yeterli değildir.

VIII. Bedelsizlik  (Menfi Tespit) Davasının Açılması

Bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit davası, kambiyo senetlerine özgü İCRA  takibi  başlatılmadan önce açılabileceği gibi, İCRA  takip başlatıldıktan sonra da açılabilir.

Takipten Önce Açılan Menfi Tespit Davası

Borçlu, henüz aleyhine bir icra takibi başlatılmadan da borçlu olmadığının tespiti amacıyla dava açabilir. Bu tür davalar, önleyici nitelikte olup olası bir kambiyo takibine karşı koruma sağlar.

İİK m. 72/1’e göre:

“Borçlu, icra takibinden önce borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.”

Takipten önce açılan menfi tespit davasında borçlu, henüz cebri icra tehdidiyle karşı karşıya değildir. Bu nedenle dava tespit davası niteliğindedir. Mahkeme, borçlu olunmadığını tespit ederse, alacaklının o borca dayanarak icra takibi yapması mümkün olmaz.

Bu davalarda ihtiyati tedbir talebi de önemlidir. Zira alacaklı, dava devam ederken kambiyo takibi başlatabilir. Bu ihtimale karşı, İİK m. 72/2 uyarınca mahkemeden, davacı borçlu lehine takip yapılmasının geçici olarak durdurulmasına karar verilmesi istenebilir.

Borçlu karşı takibe girişilmesini engellemek istiyorsa, % 15’ten aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında,  takibin durdurulmasına ilişkin bir ihtiyati tedbir kararı verilmesini mahkemeden talep edebilir.

Yargıtay 19. HD, 2020/2739 E., 2021/4753 K. kararında bu hususu şu şekilde açıklamıştır:

“Takipten önce açılan menfi tespit davası, olası icra takibinin önüne geçmek amacı taşır. Ancak borçlu, bedelsizlik iddiasını somut delillerle desteklemezse, dava reddedilmelidir.”

Takipten Sonra Açılan Menfi Tespit Davası

Borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldıktan sonra da menfi tespit davası açabilir. Bu durumda davanın hem tespit hem de itiraz fonksiyonu vardır. Borçlu, bir yandan borçlu olmadığını tespit ettirmeyi, diğer yandan da yürüyen icra takibinin sonuçlarını durdurmayı amaçlar.

İİK m. 72/3’e göre:

“Borçlu, icra takibinden sonra da menfi tespit davası açabilir. Ancak icra takibine devam edilir. Mahkeme, talep halinde teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir.”

Bu durumda borçlu, takibin durdurulması için yeterli teminat göstermelidir. Aksi halde takip devam eder ve borçlu haciz tehdidiyle karşılaşabilir.

Bursa önemli olan takip sonrası menfi tespit(borçlu olmadığının tespiti) davası İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72/3. maddesi uyarınca, , genel bir ihtiyati tedbir kararıyla takibin tamamen durdurulması mümkün değildir. Ancak, borçlunun gecikmeden kaynaklanacak olası zararları gidermeyi taahhüt etmesi ve en azından talep edilen alacağın yüzde on beşinden (%15) az olmayacak bir teminat göstermesi koşuluyla, mahkemeden, icra dairesi veznesinde bulunan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde bir ihtiyati tedbir kararı alması mümkündür.

Bununla birlikte, pratikte yerleşmiş bir uygulama olarak, davacı borçlunun icra takibine konu alacağın tamamını icra dairesine yatırması halinde, bu meblağın karşı tarafa (davalı/alacaklı) ödenmesini engellemek üzere tedbir kararı verilmesine izin verilmektedir. Bu gibi durumlarda, borçlunun toplamda alacağın yüzde yüz on beşini (%115) bulacak bir teminat yatırarak söz konusu tedbir kararını elde ettiği görülmektedir.

Yargıtay 11. HD,

“Takipten sonra açılan menfi tespit davasında, icra takibi kural olarak devam eder. Ancak borçlu teminat gösterirse mahkeme, icranın geri bırakılmasına karar verebilir.”
şeklinde hüküm kurmuştur.

Ayrıca takip sonucunda ödeme yapılmışsa, artık menfi tespit değil istirdat (geri alma) davası açılması gerekir (İİK m. 72/5).

Menfi tespit davası sonucunda borçlu lehine borçsuzluk kararı verilirse:

  • İcra takibi başlamamışsa, alacaklı artık kambiyo takibi yapamaz.
  • Takip devam ediyorsa, mahkeme kararıyla takip iptal edilir (İİK m. 72/5).
  • Borçlu, haksız takibe uğraması nedeniyle %20’ye kadar kötü niyet tazminatı da talep edebilir.
  1. Değerlendirme ve Sonuç

Kambiyo senetlerinin soyutluk ilkesi, ticari güvenin korunması açısından büyük önem taşır. Ancak bu ilke, senedin tamamen bağımsız bir borç doğurduğu anlamına gelmez. Eğer kambiyo senedinin arkasındaki hukuki ilişki hiç doğmamışsa veya sonradan ortadan kalkmışsa, senet bedelsiz hale gelir.

Bedelsizliğe dayanılarak açılan menfi tespit davasında ispat yükü borçluya aittir. Borçlu, senedin hangi nedenle bedelsiz kaldığını yazılı delillerle ve objektif vakıalarla ortaya koymalıdır.
Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları doğrultusunda, bedelsizlik iddiası ciddi, somut ve belgeli delillerle ispatlanmadıkça senet geçerliliğini korur ve kambiyo takibi devam eder.

Sonuç olarak, bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit davaları, hem kambiyo hukukunun soyutluk ilkesini koruma hem de hakkaniyeti sağlama işlevi görmektedir. Uygulamada, bu tür davaların başarıya ulaşabilmesi büyük ölçüde ispat stratejisine, delil yapısına ve temel ilişkinin somutluğuna bağlıdır.

Avukat İlker Kılıç / Bursa

 

Av. İlker Kılıç
Yazar & Hukuki Danışman

Av. İlker Kılıç

Avukat · Fiil Hukuk Bürosu Kurucusu

Fiil Hukuk Bürosu kurucusu Av. İlker Kılıç; iş hukuku, icra iflas hukuku, gayrimenkul hukuku ve aile hukuku alanlarında Bursa'da müvekkillerine etkin ve güvenilir hukuki destek sunmaktadır.

Bu Yazıyı Paylaşmak İstediğiniz Platformu Seçin