Popüler Etiketler

Konkordato ile Şirketler İçin Yeniden Yapılandırma Süreci ve Hukuki Sonuçları
ADİ KONKORDATO TALEBİ VE GEÇİCİ MÜHLET SÜRECİ
- Konkordato Talebi ve Yetkili Mahkeme (İİK m. 285)
Konkordato, borçlunun mali durumunu düzeltmek ve borçlarını sürdürülebilir bir plana bağlamak amacıyla başvurulan, yargısal denetime tabi bir yeniden yapılandırma yoludur. Süreç; borçlunun kendisi tarafından ya da borçlu hakkında iflas talep etmeye yetkili herhangi bir alacaklı tarafından açılan dava ile başlar.
Yetkili ve görevli mahkeme, borçlunun hukuki niteliğine göre belirlenir:
- İflasa tabi borçlular (tacirler ve ticari işletme sahipleri) bakımından, İİK m. 154/1-2 uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi,
- İflasa tabi olmayan borçlular bakımından ise borçlunun yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir.
Konkordato talebinde bulunan borçlu veya alacaklı, Adalet Bakanlığı’nca belirlenen tarifeye göre konkordato gider avansını yatırmak zorundadır (İİK m. 285/3). Bu avans, yargılamanın yürütülebilmesi için ön koşul niteliğindedir; eksikliği halinde mahkeme süreci ilerletmez.
- Zorunlu Başvuru Belgeleri ve İçeriği (İİK m. 286)
Konkordato, sadece “süre kazanma” amacıyla başvurulabilen bir kurum olmaktan çıkarılmak istenmiş; bu nedenle İİK m. 286 ile oldukça ayrıntılı bir belge seti zorunlu kılınmıştır. Bu belgeler eksiksiz ibraz edilmedikçe mahkeme, geçici mühlet kararı veremez.
Başvuruya eklenmesi zorunlu başlıca belgeler şunlardır:
- Konkordato Ön Projesi (İİK m. 286/a):
Borçların hangi oranda, hangi vadelerde ve hangi kaynakla ödeneceği; alacaklıların alacaklarından ne ölçüde feragat edeceği; ödeme planının dayandığı finansman kaynağı (sermaye artırımı, kredi, varlık satışı vb.) açık ve somut şekilde gösterilmelidir. - Mali Durum Belgeleri (İİK m. 286/b):
Borçlunun envanteri, son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu gibi finansal tablolar yanında;- İşletmenin devamlılığı esasına göre hazırlanmış ara bilançolar ve
- Aktiflerin muhtemel satış değerleri üzerinden düzenlenmiş ara bilançolar
sunulmalıdır. Böylece borçlunun tasfiye hâlindeki gerçek ekonomik değeri ortaya konur.
- Alacaklı Listesi (İİK m. 286/c):
Tüm alacaklıların ad-soyad/unvan bilgileri, alacak miktarları ve alacağın imtiyaz durumu (adi, rehinli, imtiyazlı vb.) ayrıntılı olarak belirtilir. - Karşılaştırmalı Tablo (İİK m. 286/d):
Konkordato projesine göre alacaklıların eline geçecek tahmini tutar ile borçlunun iflası hâlinde alacaklıların muhtemelen tahsil edebilecekleri tutar karşılaştırmalı olarak gösterilir. - Bağımsız Denetim Raporu (İİK m. 286/e):
Konkordato ön projesinde yer alan teklifin uygulanabilir olduğuna dair “makul güvence” veren bağımsız denetim kuruluşu raporu zorunludur.
Özellikle muhtemel satış değerine göre düzenlenen ara bilançolar ve karşılaştırmalı tablo, konkordatonun yalnızca “vakit kazanma aracı” mı yoksa alacaklılar bakımından iflasa göre daha avantajlı bir çözüm mü olduğunun tespiti bakımından kilit öneme sahiptir. Bu veriler, İİK m. 305/a’da düzenlenen “En İyi Menfaat Testi”nin uygulanmasına doğrudan zemin hazırlar ve mahkemenin konkordato projesinin gerçekçi olup olmadığını denetlemesini sağlar.
- Geçici Mühlet Kararı, Süresi ve İlanı (İİK m. 287, 288)
Mahkeme, İİK m. 286’da öngörülen belgelerin tam ve kanuna uygun olduğunu tespit ederse derhâl geçici mühlet kararı verir ve borçlunun malvarlığını korumak için gerekli gördüğü önlemleri alır.
- Geçici mühlet süresi:
Başlangıçta 3 ay olarak belirlenir. Borçlu veya geçici komiserin talebiyle bu süre en fazla 2 ay daha uzatılabilir. Böylece geçici mühletin toplam süresi hiçbir şekilde 5 ayı aşamaz. - Geçici komiser atanması:
Mahkeme, konkordatonun başarı ihtimalini incelemek üzere bir, iki veya üç kişiden oluşan geçici komiser heyeti görevlendirir. Üç komiser atanması hâlinde bunlardan en az birinin bağımsız denetçi olması zorunludur. Komiserler; işletmenin faaliyetlerini, mali yapısını ve projenin uygulanabilirliğini yakından takip eder. - İlan ve itiraz:
Geçici mühlet kararı; Ticaret Sicili Gazetesi’nde ve Basın-İlan Kurumu’nun resmî ilan portalında yayımlanır, ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilir. İlanda, alacaklılara ilandan itibaren 7 günlük kesin süre içinde konkordato talebine itiraz edebilecekleri ve talebin reddini isteyebilecekleri de bildirilir.
KESİN MÜHLET, KOMİSERİN ROLÜ VE MALİ DURUMUN KORUNMASI
- Kesin Mühlet Kararının Verilmesi Şartları ve Süresi (İİK m. 289)
Mahkeme, kesin mühlet hakkında kararını geçici mühlet içinde verir. Bu aşamada:
- Borçlu ve varsa konkordato talebinde bulunan alacaklı duruşmaya çağrılır,
- Geçici komiserin yazılı raporu ve sözlü beyanı dikkate alınır.
Mahkeme, konkordatonun başarıya ulaşabileceği kanaatine varırsa borçluya 1 yıllık kesin mühlet tanır. Geçici komiser veya komiserler, mahkemece aksi kararlaştırılmadıkça görevlerine kesin mühlet süresince devam eder.
Özel zorluk içeren dosyalarda, komiserin gerekçeli talebi üzerine kesin mühlet 6 aya kadar uzatılabilir. Uzatma talebinin, kesin mühlet dolmadan önce yapılması zorunludur; böylece toplam süre 18 ayı geçemez.
Kanun koyucu, konkordato yargılamasının gereksiz yere uzamasını önlemek amacıyla, kesin mühlet talebinin kabulü veya mühletin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yolunu kapatmıştır. (İİK m. 289/son atfı) Bu durum, sürecin hızlı ve öngörülebilir bir şekilde ilerlemesini amaçlayan bir yargısal istikrar önlemidir.
- Konkordato Komiseri ve Alacaklılar Kurulu (İİK m. 290)
Kesin mühlet sürecinin merkezinde komiser bulunmaktadır. Komiser:
- Konkordato projesinin tamamlanması için borçlu ile birlikte çalışır,
- İşletmenin faaliyetlerine nezaret eder,
- Düzenli ara raporlar hazırlar,
- Alacaklılar varsa kurulu bilgilendirir,
- En nihayetinde tüm süreci özetleyen nihai raporunu dosyayla birlikte mahkemeye sunar.
Komiserler, Bilirkişilik Bölge Kurulları tarafından oluşturulan konkordato komiserleri listesinden seçilir. Listeye alınabilmek için Adalet Bakanlığı’nın belirlediği kurum ve kuruluşlardan eğitim alınmış olması şarttır. Ayrıca bir komiser aynı anda en fazla beş dosyada görev yapabilir (İİK m. 290/4).
Mahkeme, kesin mühlet kararıyla birlikte, en fazla yedi üyeden ve tek sayıdan oluşmak üzere bir “Alacaklılar Kurulu” da oluşturabilir (İİK m. 289/3). Bu kurul:
- Komiserin faaliyetlerini izler,
- Gerek gördüğünde komiseri yönlendirir, tavsiyelerde bulunur,
- Komiserin görevini gereği gibi yerine getirmediği kanaatine varırsa, gerekçeli raporla mahkemeden komiserin değiştirilmesini isteyebilir.
- Kesin Mühletin Borçlunun Tasarruf Yetkisine Etkisi (İİK m. 297)
Kesin mühlet süresince kural olarak borçlu, komiserin gözetimi altında ticari faaliyetlerini sürdürür. Ancak mahkeme, kararında veya sonradan alacağı ek kararla, borçlunun bazı işlemleri ancak komiserin izniyle yapabileceğini belirleyebilir.
Borçlunun tasarruf yetkisine getirilen başlıca kısıtlamalar şunlardır:
- Mahkeme izni olmadan rehin tesis edemez,
- Kefil olamaz,
- Karşılıksız (ivazsız) tasarruflarda bulunamaz,
- İşletmenin devamı için önemli nitelikteki taşınır ve taşınmazları ile sürekli tesisatını devredemez, devrini vaat edemez ve bunlar üzerinde takyit (ipotek, rehin vb.) tesis edemez.
Bu yasaklara aykırı yapılan işlemler hukuken geçersizdir (İİK m. 297/2). Amaç; borçlunun malvarlığını alacaklılar aleyhine azaltmasını, işletmenin hayati unsurlarını elden çıkarmasını engellemek ve konkordato sürecini koruma altına almaktır.
Borçlu; bu hükümlere veya komiserin uyarılarına aykırı davranır, alacaklıları zarara uğratma kastıyla hareket ederse mahkeme, borçlunun tasarruf yetkisini tamamen kaldırabileceği gibi, İİK m. 292 uyarınca resen iflas kararı da verebilir. Böylece konkordato, borçlu için “iyi niyetle kullanılması gereken son fırsat” niteliğini kazanır.
MÜHLETİN ALACAKLILAR ÜZERİNDEKİ HUKUKİ SONUÇLARI
- Adi (Rehinsiz) Alacaklar Bakımından (İİK m. 294)
Kesin mühlet kararıyla birlikte borçluya karşı:
- 6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacağı takipleri dahil hiçbir yeni takip başlatılamaz,
- Devam eden tüm takipler durur,
- Önceden verilmiş ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları uygulanamaz.
Bu genel takip yasağı, borçlunun baskı altında kalmadan projesini hayata geçirebilmesini hedefler.
Mühlet süresince:
- Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez.
- Aksi konkordato projesinde açıkça kararlaştırılmadıkça, rehinle temin edilmemiş tüm alacaklar bakımından faiz işlemeye son verir (İİK m. 294/3).
Ancak bu genel yasak mutlak değildir. İİK m. 206/1’de sayılan birinci sıra imtiyazlı alacaklar (işçilerin ücret, kıdem, ihbar tazminatı gibi iş ilişkisine dayanan alacakları ile nafaka alacakları) için, mühlet döneminde de haciz yoluyla takip yapılabilecektir (İİK m. 294/2).
- Rehinli Alacaklılar Bakımından (İİK m. 295)
Rehinli alacaklar yönünden konkordato, adi alacaklardan farklı ve daha dar kapsamlı bir koruma düzeni getirir.
- Mühlet süresince rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya devam ettirilebilir.
- Ancak bu takipte borçlu aleyhine muhafaza tedbiri alınamaz ve rehinli mal satılamaz (İİK m. 295/1).
Böylece rehinli alacaklının rüçhan hakkı ve takip imkânı korunurken, borçlunun işletmesinin devamı için kritik öneme sahip rehinli varlıklarının hemen paraya çevrilmesi engellenmiş olur.
Bu satış yasağının istisnası da düzenlenmiştir: Eğer;
- Rehinli mal konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılmayacaksa,
- Malın değeri düşecekse veya
- Muhafazası yüksek masraf gerektiriyorsa,
İİK m. 297/2’deki usule uygun olarak satışına izin verilebilir. Satış hâlinde elde edilen bedelden, rehinli alacaklıya rehin alacağını karşılayacak tutar ödenir (İİK m. 295 ek fıkra).
- Üçüncü Kişi Rehinleri ve Yargıtay Uygulaması
Konkordato sürecinde tartışmalı alanlardan biri, borçlu yerine üçüncü kişiye ait mallar üzerinde tesis edilen rehinlerin (örneğin üçüncü kişi ipoteği) hukuki akıbetidir.
Önemli sorun şudur: Konkordato mühleti içindeki satış yasağı ve rehinli alacaklıların statüsüne ilişkin hükümler, borçlunun malvarlığı dışındaki üçüncü kişi rehinlerini de kapsar mı?
- Bir görüşe göre; üçüncü kişiye ait rehinli mallar borçlunun bilançosuna girmediği için, bu mallar üzerindeki rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipler konkordato mühletinden etkilenmemeli, alacaklı bu teminata dayanarak takibe devam edebilmelidir.
- Diğer tarafta ise, Yargıtay’ın giderek ağırlık kazanan yaklaşımı, konkordato sürecinin bütünlüğünü ve etkinliğini esas almaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2021/1792 E. sayılı kararı başta olmak üzere birçok karar, üçüncü kişi ipoteği ile teminat altına alınan alacakların konkordato bağlamında “rehinli alacak” değil, “adi alacak” olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde yorumlanmaktadır.
Üçüncü kişi rehinlerinin adi alacak gibi değerlendirilmesi; İİK m. 302/5 kapsamında çoğunluk hesabında bu alacakların da dikkate alınması sonucunu doğurabilir. Bu da:
- Konkordatonun kabulü için aranan çoğunluğa ulaşmayı kolaylaştırabilir veya zorlaştırabilir,
- Borçlu şirketlerin grup şirketleri veya yakın ilişkili kişi teminatlarını stratejik olarak kullanma biçimini doğrudan etkileyebilir,
- Üçüncü kişiler üzerinde fer’î sorumluluk baskısını artırarak finansal yeniden yapılandırmada dolaylı bir zorlayıcı faktör hâline gelebilir.
Bu alan, uygulamada ve doktrinde hâlâ gelişmekte olan, içtihatla şekillenmeye devam eden bir konudur.
KONKORDATO PROJESİNİN KABULÜ VE TASDİKİ
- Alacakların Bildirilmesi, İncelenmesi ve Komiser Raporu (İİK m. 299, 300)
Kesin mühletin verilmesinden sonra süreç, alacaklıların aktif katılımıyla ilerler.
- Komiser, İİK m. 288 uyarınca yapılacak ilânla alacaklıları, ilândan itibaren 15 gün içinde alacaklarını bildirmeye çağırır.
- Alacaklılar, alacak miktarlarını ve dayandıkları hukuki sebepleri bildirir; varsa itiraz ve iddialarını sunarlar.
Komiser;
- Bildirilen alacakları borçlunun ticari defterleri ve diğer belgeleri üzerinden inceler,
- Borçluyu, bu alacaklar hakkında görüş bildirmeye davet eder,
- Alacakların varlığı ve tutarı konusunda yaptığı tespitleri nihai raporunda ayrıntılı biçimde açıklar.
Alacakların incelenmesi tamamlandıktan sonra komiser, İİK m. 301’e göre yeni bir ilânla alacaklıları Konkordato projesini müzakere etmek üzere toplantıya çağırır. Toplantı günü, ilândan en az 15 gün sonrasına bırakılmalı; ayrıca alacaklılara, toplantıdan önceki 7 gün içinde dosyayı inceleme imkânı tanınmalıdır.
- Konkordato Projesinin Kabulü İçin Gerekli Çoğunluklar (İİK m. 302)
Konkordato projesinin alacaklılar toplantısında kabul edilmiş sayılabilmesi için, İİK m. 302/2’de düzenlenen iki alternatifli çoğunluk sisteminden biri sağlanmalıdır:
- Birinci alternatif:
- Oylamaya katılma hakkı olan alacaklıların sayıca yarısından fazlası ve
- Toplam alacak miktarının yarısından fazlasını temsil eden alacaklılar projeyi kabul etmelidir.
- İkinci alternatif:
- Alacaklı sayısının en az dörtte birini aşan bir grup alacaklı ve
- Toplam alacak miktarının üçte ikisinden fazlasını temsil eden alacaklılar projeyi kabul etmelidir.
Böylece hem alacaklı sayısı hem de alacak miktarı yönünden adil bir denge kurulması amaçlanmıştır.
Çoğunluk hesabında:
- Yalnızca konkordato projesinden etkilenen alacaklılar dikkate alınır.
- İİK m. 206’daki birinci sıra imtiyazlı alacakların sahipleri ile borçlunun eşi, çocukları, anne-babası ve kardeşleri gibi yakın akrabaların alacakları çoğunluk hesabına katılmaz (İİK m. 302/4). Böylece, özellikle aile şirketlerinde “muvazaalı alacaklarla çoğunluğu etkileme” girişimlerinin önüne geçilmeye çalışılmıştır.
Rehinli alacaklılar, rehnin kıymet takdiri (İİK m. 298) sonucunda teminatsız kalan kısmı için adi alacaklı gibi çoğunluk hesabına dahil edilir (İİK m. 302/5).
- Rehinli Alacaklılarla Müzakere ve Yapılandırma (İİK m. 308/h)
Adi konkordato kapsamında, rehinli alacakların vadelendirilmesi veya kısmen silinmesi gibi yapılandırma teklifleri, adi alacaklılardan ayrı bir müzakere sürecine tabidir.
- Komiser, kesin mühlet sırasında rehinli alacaklıları müzakereye çağırır.
- Müzakere toplantısında ve bunu izleyen 7 günlük iltihak süresi içinde, rehinli alacaklıların alacak miktarı itibariyle üçte ikisini aşan çoğunluğu bir anlaşmayı kabul ederse, anlaşmaya katılmayan azınlık durumundaki rehinli alacaklılar da en uzun vadelendirme planına uymak zorunda kalırlar.
Bu hüküm, rehinli alacaklıların mutlak bireysel hareket imkanını sınırlandırmakta, özellikle büyük ölçekli yeniden yapılandırmalarda topluca rasyonel bir çözüme ulaşılmasını amaçlamaktadır.
Ancak unutulmamalıdır ki; rehinli alacaklılarla varılan bu anlaşmalar, adi konkordato projesi alacaklı çoğunluğu tarafından kabul edilmediği takdirde hüküm ifade etmez (İİK m. 308/h/7).
- Konkordatonun Tasdiki Şartları (İİK m. 305)
Konkordato projesinin mahkemece tasdik edilebilmesi için:
- Öncelikle İİK m. 302’deki çoğunluk şartları sağlanmış olmalı,
- Ardından İİK m. 305’te sayılan tasdik şartları gerçekleşmiş bulunmalıdır.
Bu tasdik şartlarının merkezinde “En İyi Menfaat Testi” yer alır. İİK m. 305/a’ya göre; adi konkordatoda alacaklılara teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların elde edebileceği muhtemel tutardan daha fazla olacağının mahkemece anlaşılması zorunludur.
Bunun yanında:
- Teklif edilen ödeme tutarının, borçlunun mali gücüyle orantılı olması,
- İİK m. 206’daki birinci sıradaki imtiyazlı alacakların ya tamamen ödenmiş olması ya da ödeneceğinin yeterli şekilde teminat altına alınması (alacaklı açıkça feragat etmedikçe),
- Konkordatonun tasdiki için gerekli yargılama giderleri ve harcın, tasdikten önce borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması (İİK m. 305/e) gerekir.
Mahkeme, projeyi yetersiz bulursa gerek resen gerekse tarafların talebi üzerine, projenin düzeltilmesini isteyebilir (İİK m. 305/2). Böylece tasdik, alacaklıların menfaatlerini asgari ölçüde koruyan bir alt sınırın üzerinde gerçekleşebilir.
KONKORDATONUN SONA ERMESİ VE KURUMSAL KURTULUŞ STRATEJİLERİ
- Kesin Mühletin Kaldırılması ve İflas Kararı (İİK m. 291, 292, 308)
Konkordato süreci, borçlunun mali performansına ve komiserin tespitlerine göre farklı şekillerde son bulabilir.
- Eğer borçlunun mali durumu, kesin mühlet sona ermeden konkordato talebini gereksiz kılacak ölçüde düzelirse; komiser raporu üzerine mahkeme, kesin mühleti kaldırabilir ve konkordato talebini reddedebilir (İİK m. 291).
- Buna karşılık, iflasa tabi borçlular yönünden; kesin mühlet içinde:
- Borçlunun malvarlığının korunabilmesi için iflasın açılması zorunlu hâle gelmişse,
- Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı açıkça anlaşılmışsa,
- Borçlu İİK m. 297’ye aykırı hareket eder, komiserin talimatlarına uymaz veya alacaklıları zarara uğratma kastıyla hareket ederse;
komiserin raporu üzerine mahkeme, kesin mühleti kaldırarak konkordato talebini reddeder ve borçlunun iflasına resen karar verir (İİK m. 292/1).
Öte yandan, konkordato projesi alacaklı çoğunluğu tarafından kabul edilmez veya tasdik şartlarını taşımadığı için mahkeme tarafından tasdik edilmezse, mahkeme talebi reddeder; borçlu iflasa tabi ise, iflas sebeplerinden biri mevcutsa resen iflas kararı verebilir (İİK m. 308). Bu düzenleme, konkordatonun kötüye kullanılması hâlinde sistemin nihai sonucu olarak tasfiye sürecine geçilmesini sağlar.
- Tasdik Kararının Hukuki Sonuçları ve Bağlayıcılığı (İİK m. 308/c, 308/ç)
Mahkeme tarafından tasdik edilen konkordato:
- Tasdik kararının verilmesiyle veya kararın kesinleşmesiyle birlikte bağlayıcı hâle gelir (İİK m. 308/c).
- Konkordato talebinden önce doğmuş alacaklar ile komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan alacakların tamamı bakımından zorunlu hâle gelir.
Bu çerçevede, projeden etkilenen tüm adi alacaklılar, konkordatoyu kabul etmemiş olsalar dahi, tasdik edilen şartlara uymak zorundadır.
Bağlayıcılığın istisnaları:
- İİK m. 206/1’deki birinci sıra imtiyazlı alacaklar,
- Rehinli alacaklıların rehin konusu malın kıymetini karşılayan kısmı,
- Kamu alacaklarıdır (İİK m. 308/c/3).
Tasdik edilen konkordatonun önemli sonuçlarından biri de, geçici mühlet kararından önce başlatılmış takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş hacizlerin hükümsüz hâle gelmesidir (İİK m. 308/ç). Böylece borçlunun üzerine çöken icra baskısı kalkar, borçlu şirket konkordato planına uygun şekilde ödeme yapmaya başlayabilir.
- Şirketler Açısından Konkordato: Stratejik Bir Kurtuluş Mekanizması
Sermaye şirketleri bakımından konkordato, TTK ve İİK çerçevesinde borca batıklık hâlinden çıkmanın tek kurumsal ve yasal yolu hâline gelmiştir (İİK m. 179 ve devamı).
Konkordato sayesinde şirket:
- İflas beyanına zorlanmaksızın,
- 18 aya kadar çıkabilen mühlet süresinde,
- Alacaklılarıyla denetim altında müzakere etme ve borçlarını yeniden yapılandırma imkânı elde eder.
Ayrıca kanun koyucu, konkordato sürecini mali teşviklerle de desteklemiştir (İİK m. 308/g):
- Tasdik edilen konkordato çerçevesinde yapılacak işlemler, Harçlar Kanunu’na tabi harçlardan ve damga vergisinden istisnadır.
- Alacaklıların tahsil ettikleri tutarlar BSMV’den, borçluya kullandırılan krediler ise KKDF’den muaftır.
Bu istisnalar, yeniden yapılandırma maliyetini azaltarak hem borçlunun toparlanma ihtimalini hem de alacaklıların tahsil oranını artırmayı hedefleyen güçlü ekonomik araçlardır.
- İflasın Ertelenmesi ve Konkordatonun Karşılaştırılması
Mülga İflasın Ertelenmesi kurumu ile güncel adi konkordato rejimi arasındaki temel farklar, ekonomik krize yaklaşımın da değiştiğini göstermektedir:
- Kapsam:
İflasın ertelenmesi yalnızca sermaye şirketleri ve kooperatiflere tanınmışken, konkordato hem iflasa tabi olan hem de olmayan birçok borçluya uygulanabilmektedir. Bu, kapsamın genişlemesi anlamına gelir. - Amaç:
İflasın ertelenmesinde odak, borca batıklık hâlinden çıkmak ve mali yapıyı düzeltmek iken; konkordatoda merkezde borçların yapılandırılması (vade, tenzilat vb.) vardır. Dolayısıyla ağırlık, şirketin nakit akışını yönetilebilir hâle getirmeye kaymıştır. - Yönetim:
İflasın ertelenmesinde kayyım çoğu zaman şirket yönetimini fiilen devralırken, konkordatoda komiser, borçlunun üzerinde nezaret ve denetim görevini yürütür; borçlunun yönetimi kural olarak tamamen elinden alınmaz, daha sıkı gözetim altında faaliyetlerine devam edebilir. - Rehinli alacaklar:
İflasın ertelenmesinde rehinli takipler tümden dururken, konkordatoda takip hakkı korunmuş, ancak satış ve muhafaza tedbirleri sınırlanmıştır (İİK m. 295). Böylece hem alacaklının hakkı hem de borçlunun işletme sürekliliği dengelenmiştir. - Sonuç:
İflasın ertelenmesi kurumunda belirli koşullarda iflas zorunlu sonuç iken, konkordatoda borçlunun kötü niyeti veya başarısızlık hâlinde resen iflas tehdidi açık ve daha sert bir biçimde düzenlenmiştir (İİK m. 292, 308). Bu da konkordatoyu “son ciddi şans” haline getirmektedir.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
7101 sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanunu’nda yapılan köklü değişiklikler sonucunda konkordato, borca batık veya ödeme güçlüğü içindeki şirketler için iflasın alternatifi değil, iflastan çıkışın temel yasal yolu hâline gelmiştir.
Yeni sistem:
- Borçluya, toplamda 18 aya kadar uzayabilen bir mühlet tanıyarak nefes alma imkânı vermekte,
- Bu süre içinde alacaklıların menfaatlerini korumak için şeffaflık (ara bilançolar, karşılaştırmalı tablolar, bağımsız denetim raporları) ve sıkı denetim mekanizmaları (komiser, alacaklılar kurulu, mahkeme gözetimi) öngörmektedir.
Özellikle İİK m. 286’da zorunlu kılınan, aktiflerin muhtemel satış değerleri üzerinden hazırlanmış ara bilançolar ve iflas hâlinde elde edilecek tutarlarla yapılan karşılaştırmalı analiz (En İyi Menfaat Testi), konkordatonun iflasa göre gerçekten daha avantajlı olup olmadığının objektif olarak ölçülmesini sağlar. Bu durum, tasdik kararlarının hem hukuki dayanıklılığını hem de ticari rasyonalitesini güçlendirmektedir.
Şirket yöneticileri bakımından konkordato:
- Salt “zaman kazanma” aracı olarak değil,
- Eğer zamanında, şeffaf ve gerçekçi bir planla başvurulursa işletmenin yeniden ayağa kalkmasını mümkün kılan kurumsal bir kurtuluş stratejisi olarak değerlendirilmelidir.
Zira borçlunun kötü niyetli davranması, komiser talimatlarına uymaması veya projenin uygulanabilirliğini yitirmesi hâlinde mahkemenin resen iflas kararı verebileceği unutulmamalıdır (İİK m. 292, 308). Bu tehdit, konkordato kurumunu ciddiyetle yönetilmesi gereken, yüksek disiplinli bir yeniden yapılandırma süreci hâline getirmektedir.
Bununla birlikte; özellikle üçüncü kişi rehinlerinin konkordato kapsamındaki hukuki statüsü, rehinli alacaklılarla yapılan anlaşmaların sınırları ve İİK m. 308/h uygulaması gibi alanlarda içtihatların gelişmeye devam ettiği görülmektedir. Yargıtay kararları ve doktrindeki tartışmalar, önümüzdeki dönemde konkordato hukukunun daha da netleşeceğini göstermektedir.
Sonuç olarak konkordato; vergi ve harç istisnalarıyla desteklenen, alacaklı iradesine dayanması nedeniyle demokratik meşruiyeti yüksek, denetim mekanizmaları sıkılaştırılmış modern bir kurumsal yeniden yapılandırma modeli olarak Türk hukuk sisteminde merkezi bir konuma yerleşmiştir.
Avukat İlker Kılıç /Bursa
